Bir 'bayram havası'...

23 Nisan kutlamalarındaki olumlu göstergeler ve olumsuz manzaralar.

Dünkü 23 Nisan etkinlikleri şunları gösterdi:

1) Bayramlarla ilgili son düzenleme, 23 Nisan’ın kutlanmasına da gereksiz sınırlamalar getirmişti. Bunlardan bazılarında ısrar edilmediği anlaşılıyor.

Örneğin, devletin önemli makamlarına o gün için çocukların oturtulması geleneği vardı. Geçen yıl bunun da kaldırılacağından söz edilmişti. Kaldırılmadığı gibi, Başbakan bunun kaldırılmasının düşünülmediğini, hep devam edeceğini bildirdi.

Bu, olumlu bir açıklamaydı. 23 Nisan’ın Cumhuriyet’in ilk Meclisi’nin açılış günü olmasının yanında, ‘Çocuk Bayramı’ olarak da kutlanması çok önemliydi. Bu, dünyada bir ‘ilk’ti. Türkiye, ulusal bayram günlerinden birini çocuklara ayıran tek ülke olmuştu. 1935’ten beri Milli Egemenlik Bayramı günü, aynı zamanda çocukların da bayram günüdür.

Ayrıca, zaman içinde o gün, sadece Türkiye’nin çocuklarına değil, tüm dünya çocuklarına da hitap eden bir bayram haline geldi.

O gelişmeyi sağlayanlar, TRT içindeki bir ekiptir. Önce bir deneme başlattılar. 23 Nisan günleri için ulaşabildikleri ülkelerden çocuk gruplarını Türkiye’ye davet ettiler. Onlara kendi şarkıları, danslarıyla gösteri yapmaları için stüdyolarını açtılar. Sonra da o girişim, birkaç yıl içinde dünyanın başka birçok ülkesinde de ilgi toplayan geleneksel bir etkinlik haline geldi. Bunun da gitgide daha geliştirilerek devam etmesi, elbette faydalı olur.

2) Ancak bu yılki 23 Nisan’da, son bayram düzenlemelerinin olumsuz yanları da kendini göstermeye devam etti. Atatürk anıtları önündeki törenlere getirilen sınırlamaların, törenden sorumlu olanları nasıl bir ‘yasak savmacı’lığa yönelttiğinin örnekleri birçok yerde görüldü.

İstanbul’da Atatürk Anıtı önündeki törenin, devleti temsil eden protokol heyetinin başında İstanbul Milli Eğitim Müdürü vardı. 15-20 memuruyla birlikte gelmişti. Son genelge zaten bu işin en yüksek görevlisi olarak, onu belirlemişti. Hiçbir tören konuşması yapılmadı. Saygı duruşu ve İstiklâl Marşı’ndan sonra anıta bir tek çelenk konuldu. Tören bitti.

Siyasi parti temsilcileri son bayram düzenlemeleriyle protokol dışı tutulmuş oldukları için törenin bitişini beklemek üzere geride duruyorlardı. Çelenklerini daha sonra koyacaklardı. CHP İstanbul İl Başkanı Oğuz Kaan Salıcı’nın kronometreyle saptadığına göre, törenin toplam süresi 2 dakika 24 saniyeydi.

Bunda tabii kurallara aykırı bir durum yok. Genelgenin gereği öyle... 23 Nisan günü için ülkede yapılacak resmi tören bundan ibaret...

Ama o genelgenin koyduğu kurallarda isabet var mı?

Gün önemli bir bayram günü... Uzun yıllardan beri alışılmış gelenekleri var. Törenleri, başta valiler olmak üzere sivil ve resmi erkânla birlikte halkın da geniş katılımıyla yapılırken ve bunun kimseye bir rahatsızlık vermediği belli iken, bunda böyle bir değişiklik yapıp illerdeki katılımı ve tören sürelerini asgariye indirmenin ne âlemi vardı?

* * *

Ankara’da Birinci Meclis binası ile bugünkü Meclis’teki törenlere gelince... Bunlar, Meclis Başkanı Cemil Çiçek’in başkanlığında daha geniş katılımlı ve düzenli oldu.

Meclis’teki tören oturumunda, Cumhurbaşkanı, Meclis Başkanı, Başbakan ve Meclis’teki üç muhalefet partisinin genel başkanları yerlerini almışlardı. Meclis Başkanı’nın konuşmasından sonra, Başbakan ve muhalefet liderleri, sırayla kürsüye çıktılar. 10’ar dakika konuştular. Meclis’in kuruluşunun yıldönümünü ve çocuk bayramını kutladılar.

Günün ‘anlam ve önemi’yle ilgili yorumları farklıydı. Birbirleri hakkında, dolaylı eleştiriler yaptılar. Ama kırıcı laflar söylemediler.

Durumun alışılmadık tarafı buydu. Onları hepimiz, televizyon ekranlarından sık sık izliyorduk. Özellikle, salı günlerinde kendi gruplarının kürsüsünden konuşuyorlardı. Birbirleri hakkında söyledikleri sözleri hiç sakınmıyorlardı. Meclis Genel Kurulu’nda bulunup birbirlerini dinlemeleri çok nadirdi.

Dünkü 23 Nisan günü ise, görüşleri birbirlerininkine göre çok farklıydı ama, hiç olmazsa birbirlerine karşı, ağır kelimeler kullanmadılar. Ayrıca, ekranlarda olabildiğince sakin bir görüntü verdiler.

Tabii, sadece kendi grupları tarafından alkışlandılar. Ama bu bile, alıştığımız söylemlerin ve görüntülerin yanında, çok olumlu sayılır.
Kısacası: Dünkü bayram günü, siyasi açıdan da bir ‘bayram havası’ yaşamış olduk.

Ve bir öneri: Bayram günleriyle ilgili son düzenlemelerin yeniden gözden geçirilmesinde ve törenlere konulan gereksiz sınırlamaların kaldırılmasında, herhalde büyük fayda var.