Bir de yorumlar var...

Başbakan'ın 'uluslararası komplo'culukla suçladığı medya kuruluşları, bir haber ajansı ile iki televizyon... Ama bir de gazeteler var. Acaba onlar da komplocu mu?

Uluslararası medya’nın AKP iktidarına karşı ‘komplo’sunun organizatörleri belli oldu: Reuters Haber Ajansı ile BBC ve CNN International televizyonları.

Başbakan, onları isimleriyle ilan etti. Düzenledikleri komplonun sonucunu zaten daha önce de açıklamıştı. Gerçek dışı bir ‘Türkiye manzarası’ çizdiklerini söylemişti.

Başbakan, onların çizdiği ‘Türkiye manzarası’nda neyin gerçek dışı olduğunu açıklamadı.

Ama varsayalım ki, o üç yayın organı, AKP’ye (veya Erdoğan’a) karşı komplo kurdular. Onları bırakalım. Ötekilere bakalım.

Ötekiler arasında dünyanın birçok gazetesi var. Ben o gazetelerden birkaçını elimden geldiğince izlemeye çalışırım. İzlediklerimin yayımladığı Türkiye haberleri arasında gerçek dışı bir şey görmedim.

Tabii, köşe yazıları ve yorumlar ayrı. O yazılarda yazarların görüşleri var. Onlardan bazılarının, ya tamamını ya da alıntılarını gördüm.

Bilmiyorum, Başbakan onlara da kızar mı, onları da ‘uluslararası komplo’nun mensuplarından mı sayar? Ama herhalde, o yazılara şöyle bir göz atmasında fayda var.

Şunlar, son bir-iki hafta içinde görebildiklerimden bazıları:

Frankfurter Rundschau (Almanya)



“(Erdoğan) Yandaşlarını yanlış bilgilerle harekete geçiriyor ve ısrarla ‘protestoların arkasında dış güçlerin bulunduğunu’ iddia ediyor. Erdoğan şunu hâlâ anlamadı: Bu protestolar, onun otoriter politikalarına karşı yapılıyor.”

Guardian (İngiltere)



“Mısır diktatörü Mübarek’in devrilmesi öncesinde, ‘Hiçbir hükümet halkın iradesine karşı koyamaz’ diyen adam, şimdi kendi halk hareketini ‘Çapulcular ve yabancı ajanlar’ olarak tanımlıyor.”

La Croix (Fransa)



“Erdoğan, iktidarını giderek daha otoriter ve arogan hale getirdi. Bunun dozu Rus Devlet Başkanı PUTİN’inkine benziyor.”

Les Echos (Fransa)



“Erdoğan artık en yakınlarını dinlemeyen bir lider halindedir... Her türlü muhalefeti sertlikle baskı altına alırken, sadece basit bir protesto hareketi niteliğindeki eylemleri, bir siyasi kriz haline getirmekle kalmıyor, aynı zamanda kendi karizmasının da büyük kısmını kaybediyor.”

De Telegraaf (Hollanda)



“Protestolar ve Erdoğan’ın göstericilere karşı sert tutumu onun politik kariyerine büyük zarar verebilir. Önümüzdeki yıl yerel seçimler ve cumhurbaşkanı seçimi var, belki de bir referandum da var. (...) Türkiye, artık Erdoğan için kolay lokma değil. İzlediği kutuplaştırma siyaseti çok kimseyi ürkütüyor.”

Tages Anzeiger (İsviçre)



“Taksim Meydanı’ndaki göstericiler arasında ekstrem solcular, Kemalist muhalifler ve her zamanki koyu milliyetçiler bulunabilir. Ama Erdoğan eski alışkanlığıyla ‘düşman şemaları’na kapılıyor ve bunların hepsini bir kabın içine koyuyor, Türkiye’nin menfaatlerine karşı bir araya gelmek ve suikast düzenlemekle itham ediyor.”

Der Kurier (Avusturya)



“Türk Başbakanı Muammer Kaddafi değil, Hüsnü Mübarek de değil. Fakat anlaşılıyor ki Erdoğan da, Arap Baharı’nda olan bitenden hiçbir şey öğrenmemiş. (...) Elbette, her gösterici, protestosunu barışçı yoldan yapmıyor. Ama büyük kitle barışçı... Ve onlar artık bıkmış halde Erdoğan’ın sisteminden. ”

Nepszava (Macar)



“Erdoğan gösteri yapan gençlerin üzerine şiddetle giderken, er geç onların ana-babalarıyla da karşı karşıya gelecek. İktidarda kalabilmek için her şeyi yapabilir.”

* * *

Bunlar, son haftalarda benim rastladığım yazılardan, alıntılardan özetler... Masamın üstünde, bunlardan daha pek çok örnek var. Ama yerim bitiyor. Buraya, Almanya’nın muhafazakâr gazetesi Frankfurter Allgemeine Zeitung’un önceki günkü başyazısının son bölümünü alayım.. Michael Martens, konuya Avrupa Birliği açısından bakıyor:

“Erdoğan bu günlerde Avrupa’da birçok müttefik kaybetti veya onları en azından ürküttü. Çok kimse şu kanıda: AKP Türkiye’yi demokratikleştirdi. Fakat kendisi demokratik değil.

Erdoğan, Avrupa Parlamen-tosu’nun Türkiye’deki olaylar hakkında dikkatle formüle ettiği kararını, bunun ülkesinin içişlerine karışmaya cüret etmek olduğunu ileri sürerek lanetledi. Kararı yok saydığını açıkladı. Türkiye’nin Avrupa Birliği’ne girmesine karşı olanlar için bu ‘Allah’ın lütfu’ sayılır. Bundan çok memnun oldular.”