'Bunlar...'

Başbakan'ın 'bunlar' diye ötekileştirdiği kimseler, seçmen tabanının yüzde 50'sinden fazlasını temsil ediyor.

Gezi Parkı’yla ilgili gelişmelerin ‘fail’lerini ‘tespit’ etmiş. İlan ediyor Sayın Başbakan...
Çeşitli çevrelerden insanlar, örgütler, lobiler...
Tabii, en başta ‘çapulcu’lar var... Gezi Parkı’nda sabahlayan gençler. Birçoğunun doğum tarihi, 1990’ın üstünde... Yani yaşları 23’ün altında...
Ama onları siper alıp arka planda hareket eden birçok kimse var ki, onların varlığı daha önemli... Hepsinin amacı hükümeti devirmek... Hepsi genel bir başlık altında toplanabilir: ‘İçte ve dıştaki menfaat çevreleri’...
‘İç çevreler’de, tabii, en başta muhalefet partileri geliyor: CHP, MHP, BDP...
Gerçi o partiler, Taksim’de fazla görülmediler.
CHP oraya bir ara ziyaretçi olarak gitti. Hatta giderken, gezideki gençlerin eğilimini de göz önünde tutarak, buna bir parti hareketi görüntüsü vermemeye dikkat etti. Ne parti otobüsü kullandı, ne bayrak... Kılıçdaroğlu da oraya ‘vatandaş’ olarak gittiklerini özellikle belirtti. Zaten orada çok kısa kaldı.
BDP’den ise milletvekili olarak geziye giden sadece Sırrı Süreyya Önder’di.
MHP’den, parti ileri gelenlerinden hiçbiri orada görünmedi.
Yani, Meclis’teki üç muhalefet partisinden hiçbirinin o hareketi yönlendirdiği, etkilediği öne sürülemezdi. Ama Başbakan öyle bellemişti bir kere... Hele CHP’yi, dünkü grup toplantısında iktidarı ‘sandık dışı oyunlarla düşürme’ye teşebbüs etmekle suçladı...

* * *

‘Gezi hareketi’ failleri olarak ‘saptamış’ olduğu kişi ve kuruluşları Başbakan, ‘bunlar’ diye niteliyordu.
‘Bunlar’ arasında, gene her zamanki gibi ‘medya’ vardı. Bir kısım ‘gazeteler ve gazeteciler’ vardı.
Ama bu defa ‘sanatçılar’ı da en az onlar kadar vurguladı. Ayrıca, ‘profesörler’i... ‘Solcular’ı...
Ve onlarla birlikte aynı safta yer alan ‘sermayeci’ler... Ve bu defa, Başbakan’ın adını en fazla anarak yıldızını en fazla parlattığı bir ‘lobi’: ‘Faiz lobisi’...
Başbakan sözünü ettiği ‘lobi’yle kimleri kastediyordu? Medyada ve sosyal medyada o soruya cevaplar arandı. Bir bakan, o cevabın ipucunun bankalarda aranması gerektiğini söyledi. Şimdi medyada ve sosyal medyada o soruya cevap aranıyor.
Ama Başbakan’ın Gezi Parkı gösterilerinin faili olarak gördüğü ve ‘bunlar’ diye nitelediği ‘iç ve dış menfaat çevreleri’nin bunlardan ibaret olmadığı belli. Sadece Türkiye’de değil, dünyanın birçok yerinde de, o gösterilerin anlayışla karşılanmasını isteyen ve o konuda Erdoğan’ı uyaran daha birçok merkez var. Amerika’dan Almanya’ya kadar birçok devlet adına, uluslararası kuruluş adına demeçler yayımlanıyor, konuşmalar yapılıyor.
‘Bunlar’dan yurtdışında olanlarını bırakalım. Türkiye’dekiler arasına giderek yenilerinin katılmakta olduğu anlaşılıyor. Bu satırları yazarken gelen bir haber, onlarca avukatın da ‘bunlar’ arasına girdiği yolundaydı. Çağlayan’da gözaltına alınmışlardı.

* * *

Evet, Başbakan’ın ‘bunlar’ diye tanımladığı insanlar, gruplar, kuruluşlar, çevreler giderek artıyor.
Bu artışın -partilerin oy oranları da gözönünde tutularak- seçmen eğilimleriyle ölçülmesi halinde şu ortaya çıkıyor: Başbakan Erdoğan ‘zorla evde tutuyorum’ dediği kitlenin oranını ‘yüzde 50’ diye hesaplıyor ama, ‘bunlar’ın ‘oy oranı’ yüzde 50’yi artık aşacak gibi görünüyor.
Ayrıca, Erdoğan’ın ‘bunlar’ hakkında yaptığı suçlamaların da, inandırıcılıktan çok uzak olduğu, giderek daha belirgin bir şekilde görülüyor.
Bazı gençlerin camiye ‘içki şişeleriyle girdiği iddiası’ bizzat cami müezzini ve AKP’li politikacı-yazarlar tarafından yalanlanıyor.
Wall Street gösterilerinde ‘17 kişi öldü’ iddiasına karşı, ABD Büyükelçisi ‘Orada kimse ölmedi’ diye demeç veriyor. ‘Bayrak yakıldı’ diye ortaya atılan söylentiyle ilgili, ‘Nerede yakıldı. Kim yaktı?’ sorusuna cevap verebilen çıkmıyor.