CNN-Türk'ün 'seçim otobüsü'nden Trabzon notları...

CNN-Türk bir seçim otobüsü hazırlamış. Otobüs ilden ile gidiyor. Kanalın deneyimli televizyoncuları da, her ilde halkla konuşuyorlar...

CNN-Türk bir seçim otobüsü hazırlamış. Otobüs ilden ile gidiyor. Kanalın deneyimli televizyoncuları da, her ilde halkla konuşuyorlar, röportajlar, söyleşiler yapıyorlar. Seçim öncesindeki siyasi havayı yansıtıyorlar.
Bu projeyi başlatırken bir şey daha düşünmüşler: Gittikleri illere, o il halkının hemşehrisi olan gazetecileri çağırıyorlar. Onları da ekrana çıkarıyorlar. İzlenimlerini soruyorlar.
Otobüsün Karadeniz'den başlayan gezisinde de, Ordu'ya -Ordulu- Oktay Ekşi'yi, Trabzon'a -Trabzonlu- beni çağırdılar.
Ekşi gibi ben de çağrıyı memnunlukla kabul ettim. Trabzon'a gittim. Sokaklarında dolaştım. Bazısını tanıdığım, bazısıyla yeni tanıştığım hemşerilerimle konuştum. Sordum seçim öncesindeki görüşlerini... Anlattılar...
Canlı yayın saati gelince, Trabzonlu gazeteci arkadaşım Hasan Kurt'la birlikte CNN Türk Haber Koordinatörü Gürkan Zengin'in karşısında ekrana çıktık.
Zengin de Trabzonlu. Böylece üç hemşeri arasında bir söyleşi oluştu.
Gerek o söyleşide, gerekse Zengin ekibinin caddelerde, parklarda yaptığı röportajlarda ortaya çıkan tablonun özeti şu:
Trabzon'un sekiz milletvekili var. 2002'deki son genel seçimde altısını AKP, ikisini CHP kazanmıştı (Bkz Grafikler). 'Bu seçimde ne olur' sorusuna yanıt vermek ise, tabii, zor.
Zorluk, en başta 'yüzde 10 baraj' kuralından kaynaklanıyor. Malum, 'Trabzon özeli'ne geçmeden önce, 'ülke geneli'ndeki durumu tahmin edeceksiniz ki, Trabzon'daki eğilimleri değerlendirebilesiniz...
Bu yüzden, sayısal tahmin yapanlar, söze, 'Şu partiler barajı geçerse' veya '... geçmezlerse' diye 'şartlı giriş'ler yaparak başlıyorlar.
Halkla yapılan röportajlarda ise, sayısal tahminler yerine, genel değerlendirmeler ön plana çıkıyor. Bazısı, AKP iktidarından memnun. Bazısı değil. Birkaç örnek verelim:
Kahvede orta yaşlı bir Trabzonlu... Gürkan Zengin soruyor. O cevap veriyor:
- "Geçen sefer AKP, 6 milletvekili aldı. Bu sefer ne yapar?"
- "AKP alır diyorum."
- "Neden, vatandaş memnun mu?"
- "Vatandaş memnun."
Bir ayakkabı boyacısı:
"Şimdi ben akşama kadar burada 30-40 kişiyle analiz yapıyorum."
"Ne diyorlar?"
"Yüzde 95'i bu hükümete karşı."
***
Bir grup içindeki bir gencin "Trabzon'un en önemli sorunu ne?" sorusuna cevabı:
"İşsizlik. Kesinlikle işsizlik. Çıkın piyasaya herkes aç. Herkes yalandan yere dolanıyor."
Aynı gruptan bir başka genç, ekliyor:
"Burada ne fabrika var, ne başka şey, hiçbir şey yok. Bir fındık vardı, onu da mahvettiler. Oyu alacağı yerden alsın. Dediği gibi, İstanbul'dan alacak onu..."
Sokakta bir hanım:
"Bence AKP kazanır."
Bir başka hanım:
"Sözlerin hiçbiri tutulmadı, hiçbir vaat yerine gelmedi..."
***
Röportajların çoğunda cevaplar birbirinin tam karşıtı... AKP 'mutlaka kazanır' tezine karşı, 'mutlaka kaybeder' tezi çarpışıyor.
'Kaybeder' diyenlerden büyük kısmının görüşü, bu defa gerek DYP'nin, gerek MHP'nin genel barajı aşıp birer milletvekili kazanacağı varsayımına dayanıyor. Eğer bu doğru çıkarsa, geriye kalan altı milletvekilliği için mücadelenin, AKP ve 'CHP+DSP' ortaklığı arasında geçeceği hesaplanıyor.
2004'ün 28 Mart'ındaki yerel seçimlerdeki il genel meclisi seçimi sonuçları da, seçmen eğilimlerindeki değişim eğilimlerinin o yönde olduğunu gösteriyordu. O seçimde AKP, 2002 genel seçimine göre 16 bin civarında oy kaybetmişti. CHP, oyunu 5 bin kadar artırmış, ayrıca Trabzon il merkezinin -o zamana kadar- AKP yönetimindeki belediye başkanlığını kazanmıştı. Buna bir de DSP'yle güçbirliği yapmasının 'sinerji'si eklenirse, AKP'ye en yakın rakip o olabilirdi.
O mücadelede, sonuç '3'e 3' berabere de çıkabilirdi. Ama seçim günü konjonktürüne göre iki taraftan biri '4-2'lik bir sonuçla galip de gelebilirdi. Ama AKP'nin, herhalde bugünkü gibi 8 milletvekilinden 6'sını çıkarması gibi bir sonuç beklenemezdi.
***
Gürkan Zengin'in CNN Türk otobüsünün önünde bizimle yaptığı canlı yayın, Boztepe'nin deniz manzaralı bir yerindeydi. Hava güzeldi... Deniz de, gök de masmaviydi.
Canlı yayın sürerken, çekim yerinin hemen üstündeki sete, altı-yedi kişi geldi. Bizi dinlediler. Yayın bitince de, o setten aşağı doğru eleştiri bildirdiler. Özetle dediler ki:
"Siz birtakım ihtimallerden söz ediyorsunuz ama, onlar yanlıştır. Durum bellidir. Niçin onu söylemiyorsunuz?"
Sorduk:
-"Peki, belli olan nedir?"
-"AKP bu seçimde en az yedi milletvekili çıkarır."
Onlar sette, biz aşağıda... Söylediklerimizi birbirimize işittirmek için bağırıyoruz.
Dedim ki:
- "Buyrun aşağı gelin de, şurada bir çay içip konuşalım."
Geldiler, Gürkan Zengin'in işi daha bitmemişti... O orada kaldı. Ben gelenlerle birlikte, Boztepe'nin açık havadaki çayhanesinde denize karşı bir yerde oturdum. Ev sahipliğini üstlenmekte, onlar ısrarlı oldular. Bizi hemşehri olarak 'konuk' saydılar. Konuştuk.
Orta yaşlardaydılar. Bazısı emekliydi. Bazısı çalışıyordu. Ortak özellikleri, AKP yandaşı olmalarıydı.


Büyütmek için tıklayınız
Bizi de tatlı tatlı sorguya çeker gibiydiler. Ana soru şuydu:
-"Siz, Cumhurbaşkanını halkın seçmesine karşısınız değil mi? Niçin? Halk doğruyu seçemez mi diyorsunuz?"
***
Bu konuşmanın gerisini salı günkü yazımda anlatacağım...

Kendisi de Karadenizli olan grafik şefimiz Turgay Tüysüz'ün çizgileriyle, 2002 genel seçiminin Trabzon'daki sonuçları... (enüstte:) Partilerin, aldıkları oylar. (Altta:) Partilerin oy oranları ve çıkardıkları milletvekili sayısı.