Doktora kararının gerekçesi neydi?

Erdoğan doktora töreninde daha çok hukukla ve yargıyla ilgili görüşlerini açıkladı. Gerekçe acaba hukukla mı ilgiliydi?
Doktora kararının gerekçesi neydi?

Sakarya Üniversitesi dün Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’a ‘fahri doktora’ unvanı verdi. Bunun için bir tören yapıldı. Başbakan kırmızı-siyah-beyaz renkli, sarı şallı akademik cübbesiyle, üniversitenin davetlilerine hitap eden bir konuşma yaptı. 

Fahri doktora unvanı, malûm, akademik kariyerden gelmemekle birlikte üniversitelerin ilgi alanları içindeki bir konuda önemli hizmetleri görülen kişilere verilir. Bu amaçla yapılan törenlerde de, kürsüye önce doktorayı veren kurulun temsilcisi çıkar. Kurulun o konudaki gerekçesini açıklar.

Sonra kürsüye, doktora unvanına layık görülen zat gelir. Doktor cübbesini giyer. Kürsünün başına geçer, unvanı veren kuruluşun mensuplarına teşekkür eder ve bir konuşma yapar.

Yapacağı konuşmanın konusu da, geleneksel olarak, kurulun doktorayı verme gerekçesinde belirtilen alanla ilgili olur.
Törenin ilk bölümü, benim izlediğim televizyondan yayınlanmadı. Ekranda sadece akademik cübbesiyle Erdoğan göründü ve konuşmasına başladı. Kendisine doktor unvanı verildiği, alt yazılardan anlaşıldı ama, bunun hangi alanla ilgili olduğu belli olmadı. Ekonomi alanıyla mı, hukuk alanıyla mı?..

***

Erdoğan’ın uzun süren konuşmasında ekonomik konular da vardı. Yatırım rakamlarını verirken çoğu zaman yaptığı gibi, eski para birimlerini kullanıyor, trilyonlu-katrilyonlu rakamları söylüyordu.

Konuşmasında asıl önem verdiği bölüm ise hukuk alanıydı. O alandaki konusu İstanbul’daki savcılık soruşturmasıydı. Önce soruşturma savcısının görevden alınması üzerinde durdu.
Şunları söyledi:

“İftira at, tutmazsa iz bırakır mantığıyla olmayan şeyleri olmuş gibi gösterenleri de kusura bakmayın ifşa etmek bizim görevimizdir. (...) Örneğin, şu anda bazı medya organlarına gizlilik esaslı olan dosyaları servis edenler... Burada hukuk hocalarımız var, öğrencilerimiz var, hukukun neresinde yazıyor böyle bir şey? İşte buyurun akşam başsavcı, savcının bunu nasıl servis ettiğini açıkladı. Şimdi ben buradan suç duyurusunda bulunuyorum.”

Başbakan, İstanbul’daki son soruşturmayı başlatan ve önceki gün Cumhuriyet Başsavcısı Turan Çolakkadı tarafından görevinden alınan savcı Muammer Akkaş’ı ‘iftiracılık’la suçladıktan ve onu görevden alan başsavcının ‘haklı olduğu’nu ilan edip, savcı hakkında ‘suç duyurusu’nda bulunduktan sonra, sözü Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu’na getirdi. O kurulu da ‘suç işlemek’le itham etti. Şunları söyledi:

“Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu, onlar da burada suç işlediler. Onlar ne yaptılar? Adli kollukla ilgili bir taraftan Danıştay’da bir dava sürerken, onlar o davanın sürdüğü esnada kalkıyorlar, bir açıklama yapıyorlar ve bu açıklamayla Anayasa’nın 138’inci maddesine aykırı hareket ediyorlar.

Şimdi soruyorum, peki bu HSYK’yı kim yargılayacak? Öyle bir yetkim olsa anında yargılayacağım. Ha söyleyeyim, kim yargılayacak biliyor musunuz? Millet yargılayacak.”

Başbakan’ın, HSYK’nın (Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu’nun) ‘suç işlediği’nin dayanağı olarak gösterdiği Anayasa’nın 138’inci maddesini, tabii, ezbere bilenler azdır. O yüzden, bu sözleri, üniversitenin toplantı salonunda onu izleyenlerin çoğu tarafından alkışlandı. Ama maddeyi hatırlayanlar mutlaka fark etmiş olmalıdır, o madde asıl, Başbakan’ın o konuda haksız olduğunu ortaya koyan bir maddedir. Mahkemelerin hiçbir makamın kararına, tavsiyesine, telkinine muhatap tutulamayacağını, her türlü müdahaleden bağımsız olduğunu vurgular. Başlığı da zaten ‘mahkemelerin bağımsızlığı’dır. Tam metni şudur:

“GENEL HÜKÜMLER
A. MAHKEMELERİN BAĞIMSIZLIĞI

Madde 138- Hâkimler, görevlerinde bağımsızdırlar; Anayasaya, kanuna ve hukuka uygun olarak vicdani kanaatlerine göre hüküm verirler.
Hiçbir organ, makam, merci ve kişi, yargı yetkisinin kullanılmasında mahkemelere ve hâkimlere emir ve talimat veremez; genelge gönderemez, tavsiye ve telkinde bulunamaz.

Görülmekte olan bir dava hakkında Yasama Meclisi’nde yargı yetkisinin kullanılması ile ilgili soru sorulamaz, görüşme yapılamaz veya
herhangi bir beyanda bulunulamaz.

Yasama ve yürütme organları ile idare, mahkeme kararlarına uymak zorundadır; bu organlar ve idare, mahkeme kararlarını hiçbir suretle değiştiremez ve bunların yerine getirilmesini geciktiremez.”

Maddenin amacı belli: Mahkemelerin bağımsızlığını, en başta, politikacıların müdahalelerinden, telkinlerinden korumak için yazılmış. Başbakan ise sadece İstanbul’daki soruşturma savcısıyla ilgili olarak değil, Anayasa’ya göre, yürütmeden ve yasamadan bağımsız olması gereken Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu’nu da doğrudan doğruya suçluyor. (Ayrıca, şunu hatırlamalı: O kurulun oluşmasını, seçim ve çalışma usullerini belirleyen Anayasa değişikliğini hazırlayan, referandumdan geçiren ve o değişiklikle yargıda çok önemli bir reform yapıldığını söyleyen kendisi ve partisidir.)

***

Başbakan’ın ‘doktora’ konuşması daha uzundu. O konuşmadan sonra, Sakarya’da, Sakarya Valiliği’nin amblemiyle süslenen bir kürsüden halka hitap eden bir açık hava konuşması daha yaptı. Yargıyla ilgili suçlamalarını daha da ağır kelimeler ve cümlelerle tekrar etti.

Sonra İstanbul’a döndü.
İstanbul’da havaalanında toplanmış olan büyük bir kalabalık tarafından karşılandı. O karşılama sırasında da canlı yayınlar yapıldı.

***

Ben o Başbakanlı yayınlar arasında, Sakarya Üniversitesi’nin Başbakan’a verdiği ‘fahri doktora’ unvanının hangi alanda verildiğine dair merakımı gideremedim. Bu, tabii, üniversite senatosunun kararıyla verilmiş olmalıydı. Ama senato kararına ne ajans haberlerinde yer verilmişti ne de ulaşabildiğimiz haber sitelerinde...

Doktorayı aldıktan sonraki konuşmasında ekonomiden de söz etmişti ama, ana konusu ‘hukuk’tu, ‘yargı’ydı. Yargının nasıl işlemesi gerektiğiyle ilgili görüşleriydi.

Acaba dün Sakarya Üniversitesi Senatosu’nun kararıyla Başbakan’a fahri doktorası, ‘hukuk’la ilgili hizmetleri ve görüşleri dolayısıyla mı verilmişti?

Bu konuyu dün akşama kadar birçok kişiyle konuştum. Onlar da o sorunun cevabını merak ediyordu.

Sakarya Üniversitesi yetkilileri bir açıklama yaparlarsa, sanırım faydalı olur.