Evren'e şimdi karşı çıkanlar

Zamanında demokrasiyi ihlal ettiği için karşı çıkmadıkları Evren'e, şimdi 'demokratik bir hak'kını kullanıp düşüncelerini açıkladığı için karşı çıkıyorlar.

Kenan Evren devlet başkanlığı veya cumhurbaşkanlığı zamanında "demokrasiyi ihlal etti" diye suçlanmadı. Şimdi ise "Demokratik hakkını kullandı, düşüncesini açıkladı" diye suçlanıyor.

Sayın Kenan Evren'in yaptıklarından hoşnut olan kimseler elbette vardır. Ama benim onlar arasında bulunmam mümkün değil. Buna, en azından kişisel nedenlerim engel...
Evren, 12 Eylül'de, parlamenter arkadaşlarımla birlikte bana da yasaklar koydu. Aynı zamanda parti yöneticisi olduğum için, on yıllık 'siyasi yasaklılar' arasındaydım.
Ayrıca, gazeteci olarak mesleğimi sürdürmeme de sınırlar getirdi. Bir '52 sayılı tebliğ' çıkardı. Benim durumumdakilerle birlikte, uzun süre, Türkiye'deki 'siyasi konular' üzerine yazı yazamadım.
Tabii, demokrasiye yeniden geçilmesinden ve kendisinin Cumhurbaşkanı olmasından sonra, gene benim durumumdakilerle birlikte, onunla, görevlerimizin gerektirdiği medeni-siyasi ilişkiler içinde bulunduk. Bundan memnunum. Ama onun daha önceki döneminden memnun değilim.
* * *
Evren'in ve 12 Eylül müdahalesinde rol oynayan arkadaşlarının o müdahaleyle ilgili sorumlulukları, sonradan bir hukukî-cezaî soruşturma konusu yapılmalı mıydı?
Başlangıçta buna halkoyundan geçen 1982 Anayasası engeldi. Tabii, daha sonra, Meclis'te o engeli kaldırabilecek çoğunluklar oluştu. Ama o yola gidilmesini aktif olarak isteyen bir siyasi parti çıkmadı.
Tam tersine, Meclis'teki tüm siyasi partilerin liderleri ve kadroları, demokrasiye geçiş döneminde de, daha sonraki dönemlerde de, Evren'i, önce Cumhurbaşkanı, sonra emekli cumhurbaşkanı olarak, itham etmemeyi, ona saygılı davranmayı yeğlediler.
Bu tavır doğru muydu?.. Tartışılabilir.
Ama Evren'e karşı, bugüne kadar o saygılı tavır içinde kalıp da, bugün ona -verdiği bir demeç yüzünden- birdenbire hücum etmeye başlayan bazı siyasetçilerin davranışlarının tartışılacak yanı yok. O davranışlar, en hafif deyimiyle tutarsızlıktır.
Durum meydanda:
Demokrasiyi ihlal ettiği için, "Zamanında" karşı çıkmadıkları Evren'e, şimdi ne için karşı çıkıyorlar?
'Demokratik bir hak'kını kullanarak, bazı düşüncelerini açıkladığı için, karşı çıkıyorlar.
Çünkü o düşüncelerini beğenmemişler.
Bazıları, beğenmemekle kalmıyor.
Onun hakkında ceza soruşturması açılmasını istiyorlar. 301'e dayanarak uygulanan yöntemlerle...
Bu konuda 'suç duyurusu'nda bulunma âdeti, zaten -Kerinçsiz ve arkadaşlarının yaptığı öncülükten sonra- yeteri kadar yaygın. Yurdun değişik yerlerindeki savcılıklara, o yolda yapılan başvurular birbirini izliyor.
* * *
Kenan Evren'in son demecinde söylediklerini beğenirsiniz, beğenmezsiniz... Şimdi söylediklerinin 12 Eylül döneminde söyledikleriyle ne kadar çelişkili olduğunu, hatırlarsınız, hatırlamazsınız...
Ama onu, o söyledikleriyle 'suç işledi' diye savcılıklara 'ihbar' etmenin hukuki dayanağı ne olabilir?
İddialardan biri şu:
Evren, yeni Türk Ceza Kanunu'nun 305'inci maddesini ihlal etmiş...
305'inci maddenin ilk fıkrası şöyle:
"Temel milli yararlara karşı fiillerde bulunmak maksadıyla veya bu nedenle yabancı kişi ve kuruluşlardan doğrudan doğruya veya dolaylı olarak kendisi veya başkası için maddi yarar sağlayan vatandaşa, ya da Türkiye'de bulunan yabancıya, üç yıldan 10 yıla kadar hapis ve 10 bin güne kadar adli para cezası verilir. Yarar sağlayan veya vaat eden kişi hakkında da aynı cezaya hükmolunur."
Buna göre, Evren hakkında dava açılması için, o iki koşulun gerçekleşmesi gerekiyor:
1) Evren, o sözleriyle, 'temel milli yararlara karşı fiil'de bulunma amacı taşıyacak...
2) O sözleri söylemek için de yabancı kişi veya kuruluşlardan, herhangi bir şekilde 'maddi yarar' sağlamış bulunacak...
* * *
Önce birinci koşula bakalım:
'Temel milli yararlara karşı fiiller' sözüyle kastedilen nedir? Maddenin son fıkrası, buna açıklık getirmiş. Şöyle:
"Temel milli yararlar deyiminden, bağımsızlık, toprak bütünlüğü, milli güvenlik veya Cumhuriyet'in Anayasa'da belirtilen nitelikleri anlaşılır."
Peki, Evren ne söylemiş ki, o 'temel yararlar'a karşı olan bir 'fiil'i işlemiş?
Söyledikleri, özetle şunlar:
1) Yüzde 10 baraj kaldırılmalı.
2) Kürtler bizim kardeşlerimizdir. Ona göre davranılmalı.
3) Güneyimizde fiilen bir Kürt devleti oluşmuştur. O gerçeği görmeli.
4) Türkiye bu kadar fazla merkeziyetçilikle yönetilemiyor. Bölge valilikleri kurulmalı... ("Evvelce sekiz bölge valiliği kurulmasını planlamıştık. Bunlar ileride eyalet valiliği olabilir diye düşünmüştük.")
İddiaya göre bu dört maddedeki düşüncelerden biri veya birkaçı, maddede sayılan 'temel milli yararlar'dan birine veya birkaçına karşı eylem sayılarak 'suç' oluşturuyor.
* * *
Bunları söylemenin, (tekrar edelim: Yüzde 10 barajının kalkmasını, Kürtlerin kardeş sayılmasını, güneyimizdeki fiili durumun görülmesini, bölge valiliği veya eyalet kurulmasını istemenin) suç sayılabileceği başka bir demokratik ülke var mı?
Başka ülkeleri de bırakalım. Metnini verdiğimiz 305'inci maddenin ifadesinden de, o söylenenlerin 'bağımsızlığımıza, toprak bütünlüğümüze, milli güvenliğimize, Cumhuriyet'in temel niteliklerine aykırı olduğu' sonucu çıkarılabilir mi?..
Kaldı ki, suç unsurunun oluşması için, ortada bir veya birkaç yabancı kişi veya kuruluşun var olması gerekiyor. Evren'in de onlardan dolaylı-dolaysız yarar sağlamış olması gerekiyor. Suç ihbarında böyle bir somut iddia var mı?
Bu sorulara 'evet' denilemeyeceği belli.
Ama kampanya, yaygınlaşarak devam ediyor.
* * *
İhbarlardan bir başkası, Evren'in sözlerinin, Türk Ceza Kanunu'nun 302'inci maddesini ihlal etmiş olduğu iddiası...
302'inci madde daha kestirme... Bir 'yabancı kişi veya kuruluş'un varlığına da ihtiyaç duymuyor. O maddeyi de yazalım:
"Devlet topraklarının tamamını veya bir kısmını, yabancı bir devletin egemenliği altına koymaya veya devletin bağımsızlığını zayıflatmaya veya birliğini bozmaya veya devletin egemenliği altında bulunan topraklardan bir kısmını devlet idaresinden ayırmaya yönelik bir fiil işleyen kimse, ağırlaştırılmış müebbet hapisle cezalandırılır."
İlginç, değil mi? Evren'in o özetlediğimiz sözleri bu maddenin kapsamına girermiş.
MHP'nin İzmir İl Başkanı Dervişoğlu'nun görüşü de buymuş. Partisi bu konuda bir hukuk komisyonu kurmuş, çalışmalarını bitirdikten sonra, gerekli başvuruları yapacakmış. Ancak savcılardan, o başvuruları beklemeden soruşturma açmalarını istiyor Dervişoğlu... Diyor ki:
"Zaman kaybına tahammülümüz yoktur. Buradan cumhuriyet savcılarına sesleniyor, kendilerini göreve davet ediyorum."
Evet, zaman kaybına hiç tahammülü yok başkanın... Yoksa, 'devletin topraklarının tamamı veya bir kısmı' hemen gidiverecek elden, Evren, bölge valiliği veya eyalet sistemi önerdi diye...
Evren'i sorgulayıp hemen mahkeme karşısına çıkarmalı, mahkeme de onu 'ağırlaştırılmış müebbet hapse' mahkûm etmeli ki, topraklarımız kurtulsun...
* * *
Şu sıradaki daha başka tartışmalarla birlikte bu iddiaları da izlerken, bu kadar mantıksızlığın nasıl olup da bir araya gelebildiğini düşünüyorum.
Evet, ben kendi hayatımdan biliyorum, biz ülke olarak başka birçok mantıksızlığı, geçmişte yaşadık... Savaş zamanlarında, Soğuk Savaş zamanlarında, demokrasiye geçiş dönemlerinde, demokrasi dışı dönemlerde...
Ama artık, dünya daha gelişti, daha özgürleşti, daha modernleşti...
Biz de, bu 2007 yılına kadar, o yolda pek çok adım attık... Anayasalar değiştirdik. Yasalar değiştirdik. Alışkanlıklarımızı değiştirmeye çalıştık...
Düşünce özgürlüğü açısından, hâlâ sürmekte olan '301' maceramızdan sonra '305'ler ve '302'ler arasında dolaşarak yeni bir 'Cadı kazanı' dönemine daha girmeyi, nasıl becerebiliyoruz?