'Her akşamki misafirimiz'

Mehmet Ali Birand için gazetecilerin anıları ve bir televizyon seyircisinin mesajı.

Mehmet Ali Birand’ı, biz basın mensupları, gazetecilik ve televizyonculuk alanındaki üstün vasıflarını vurgulayarak andık. Ne kadar yetenekli, birikimli ve çalışkan olduğunun tanığıydık.

Haklıydık. Birand’ın muhabir olarak da, yazar olarak da, televizyoncu olarak da, bu mesleğin gelişmesine katkıları saymakla bitmez.

Medyamızın dünyaya açılmasına, gerek yurtdışı olaylarla ilgili haberciliğiyle, gerek ‘32. Gün’deki röportajlarıyla öncülük etmiştir. Yakın tarih belgeselciliğinin en nitelikli örneklerini, hem kitapları, hem de televizyon dizileriyle vermiştir.

Bütün o faaliyeti sırasında, ‘Birand ekolü’ denilebilecek bir düzen içinde çalışan ekipler kurmuştur. Genç elemanlar yetiştirmiştir. Birlikte çalıştığı gazetecilerin meslekteki ilerlemelerini teşvik etmiştir.

Ben de, bütün bunları yakından görüp izlemiş olanlardan biriyim. Hiç beklemediğim o acı haberi işittiğim andan beri gözlerimin önünde onunla ilgili anılar uçuşuyor. Tabii, hep habercilik, yazarlık, belgeselcilik gibi gazete ve televizyon çalışmaları sırasında oluşmuş anılar...

* * * 

Kızım Aslı Öymen’in durumu da, belli ki öyleydi. Uzun yıllar boyunca, Birand’la birlikte çalışmıştı. Tabii, çok üzgündü.

Ayrıca, telefonuna gelen bir mesajdan etkilenmişti. Bana da okudu.

Mesaj, Birand’ın ölümü üzerine, bizim gazetecilik-televizyonculuk dünyasının dışındaki bir izleyicinin ifadesiydi. Ve bizim parça parça gözümüzün önüne gelen tüm anıların toplamının sonucunu özetler gibiydi. Şöyleydi:

“Evet sizin meslektaşınızdı, evet sizin duayeninizdi, ama düşün! Bizim evimizde her akşam misafirimizdi. Güvenle dinlediğimiz, inandığımız, önem verdiğimiz güzel insanımızdı... Hepimizin başı sağolsun.”

* * * 

Evet, bizim anılarımız, Birand’ın mesleğindeki yeteneği, birikimi, çalışkanlığı üzerine... Haberciliğindeki dürüstlüğü, eleştirilerindeki samimiliği, gazetecilik anlayışındaki tutarlılığı üzerine... Bunları aynı meslek içindeki gözlemlerimizle saptamışız. Ölümünden sonra da, tek tek örnekleriyle hatırlıyoruz.

Aslı’nın arkadaşının ona geçtiği mesaj ise, bütün o nitelikleriyle yaptığı çalışmaların izleyiciler tarafından değerlendirilmesi üzerine...

Değerlendirmenin sonucu, rahmetli Mehmet Ali Birand’ın, ömrü boyunca (ve ömrünün son gününe kadar) sürdürdüğü o çalışmalarıyla, o tanımlamaya hak kazanması... İzleyicilerinin ‘güven’le dinlediği, ‘inandığı’, ‘önem verdiği’ ‘güzel insan’ olarak, evlerinin ‘her akşamki misafiri’ sayılması...

[(Aslı’nın ‘twitter’a da koyduğu mesajı gönderen arkadaşının adı Filiz Akın. (Sinema sanatçısı Filiz Akın’la isim benzerliği var.)]

O ‘misafir’e her akşam ‘ev sahipliği’ yapanların ne kadar çok olduğu, cenaze töreni sırasında anlaşıldı. Binlerce kişi arasından sıraya girip yakınlarına başsağlığı dilemek bir yana, cami avlusuna girebilmek bile büyük bir sorun oldu.

Değerli eşi Cemre Birand, oğlu Umur Birand ve tüm yakınlarıyla birlikte onu evlerinde ‘her akşamki misafir’ olarak seyredip izlemiş olan tüm izleyicilerine başsağlığı diliyorum.

Mehmet Ali Birand’ın 8 Aralık 1941 Pazartesi günü başlayan 71 yıllık hayatının hikâyesi Can Dündar’ın iki ay önce yayımlanan biyografik eserinin konusuydu. Dündar, yıllarca birlikte çalıştığı Birand’ın zor koşullar altında geçen çocukluk ve gençlik yılları da dahil, mesleğindeki aşamalarını da sürükleyici üslubuyla anlatıyor.