Hoş bulduk ve merhaba yazısı

Bir gazetede yazmaya başlayan gazetecinin 'ilk yazı'sına daha önceleri 'merhaba yazısı' derlerdi. Bu yazıyı yazmak için masaya otururken öğrendim: Yeni bir deyim daha oluşmuş: 'Hoş bulduk yazısı' da deniliyormuş.

Önce Radikal gazetesinin tüm okurlarına saygı ve sevgilerimi sunarım. Radikal'deki tüm arkadaşlarıma da...
Bu gazetede uzun zamandan beri tanıdığım gazeteci yazar arkadaşlarım da var, okur olarak izledikten sonra tanıştığım yazarlar da... Yazı işleri ve istihbarat kadrosundaki genç arkadaşlarımın ise çoğunu yeni yeni tanıyorum. Onlarla birlikte çalışmaya başlamaktan çok memnunum.
Bir gazetede yazmaya başlayan gazetecinin 'ilk yazı'sına daha önceleri 'merhaba yazısı' derlerdi. Bu yazıyı yazmak için masaya otururken öğrendim: Yeni bir deyim daha oluşmuş: 'Hoş bulduk yazısı' da deniliyormuş.
Bu da mantıklı: Gazete sizi 'İyidir, tecrübelidir, artık bizde yazacak' diye anons ediyor. Size böylece 'Hoş geldiniz' demiş oluyor. Siz de buna cevap vereceksiniz.
Önce o gereğe uyayım:
"Hoş bulduk."
Bunu kelimenin gerçek anlamıyla söylüyorum. Radikal Türkiye'nin en saygın gazetelerinden biri... Eskiden 'okunan gazete' veya 'okunmak için alınan gazete' diye bir tanımlama vardı. O tanıma tamamen uyuyor. Okurlarının elinde, başka birçok gazeteden daha uzun süre kalabiliyor.
Bu açıdan benim için bu gazetenin okuru olmak da iyiydi, 'hoş'tu.
Ama, gazeteyi hazırlayan genç arkadaşların arasında Radikal okurları için yazmak 'ayrıca' iyi ve 'hoş'.
* * *
Şimdi bu yazıya 'merhaba yazısı' denilmesinin gereğini yerine getireyim. Eski "ilk yazı"larımdan biliyorum, bu zor bir iştir.
'Merhaba' demek kendini tanıtmayı gerektirir. Yani, 'kimsiniz, şimdiye kadar neler yaptınız, şimdi ne yapmayı düşünüyorsunuz,' biraz anlatacaksınız ki, gazetenin okurları yeni gelen yazar hakkında bir fikir sahibi olsunlar.
Zorluk şuradadır: Bunu yaparken iki tehlike arasında kalabilirsiniz. Nihayet bir köşe yazısı yazıyorsunuz. Yeriniz sınırlı. Her şeyi birden yazmak mümkün değil. Geçmişinizden söz ederken lafı uzatıp başarılı yanlarınızı anlatmaya ağırlık verirseniz, kendinizi övmüş gibi olursunuz. Biraz tevazu ile özeleştiri havasına girip yaşadığınız olumsuzlukları sıralarsanız, hayatınızın olumsuzluklarla dolu olduğu izlenimi ortaya çıkabilir.
Ama bu ihtimallerden çekinerek 'kendinizi tanıtma' işini hiç yapmamak daha da kötüdür. O zaman herkes tarafından tanındığından 'emin' bir kişi gibi görünürsünüz. Bu, hem iyi bir durum değildir, hem de gerçekten öyle bir sanı içindeyseniz, çok yanıltıcı olur. Çünkü her kişinin tanıyanları gibi, tanımayanları da vardır. Kaldı ki, tanıyanlar da sizi her zaman hatırlamaya mecbur değildir. Hatırlatmayı siz yapacaksınız.
Onun için, bir 'ilk yazı'da okurlara merhaba derken, ayrıntılara inmeyen bir yaşam öyküsü özeti vermek en iyisidir. Ben de aşağıda öyle bir özet veriyorum:
1932'de doğdum. Siyasal Bilgiler Fakültesi mezunuyum. Gazeteciliğe öğrenciyken (1950'de) başladım. Ulus, Tercüman, Yeni Gün, Yeni Gazete, Öncü, Akşam, Cumhuriyet, Milliyet gazetelerinde çalıştım. Muhabirlikten genel yayın yönetmenliğine, fıkra yazarlığından başyazarlığa kadar çeşitli görevlerde bulundum. Ayrıca, ulusal ve uluslararası alanda ajansçılık, radyoculuk, televizyonculuk yaptım. Yurtdışında basın ataşesi olarak çalıştım.
Birkaç defa da aktif politika hayatım oldu: 1961'de Kurucu Meclis üyeliğine, 1977'de CHP'den Ankara milletvekilliğine seçildim. 1977-1980 yasama döneminde bakanlık, grup başkanvekilliği, genel sekreter yardımcılığı görevlerinde bulundum. 1980'de 10 yıllık siyaset yasaklısı oldum. 1995-1999 arasında İstanbul milletvekilliği, 1999-2000 yıllarında da CHP Genel Başkanlığı yaptım.
Evliyim. İki çocuğum, üç torunum var.
Şimdi anılarımı yazıyorum. İlk iki cildi yayımlandı. Üçüncü cildi bitirmeye çalışıyorum. Ama güncel olayları izleyip yazmayı da sürdürmek istiyorum. Radikal'de bunu yapacağım.
* * *
Bu satırları yazdıktan sonra Almanya'ya hareket edeceğim. Alman seçimlerini izleyip gördüklerimi size anlatmaya çalışacağım.
Almanya seçimleri, malûm, Almanya kadar Türkiye'yi de ilgilendiriyor. Türkiye'nin AB ile müzakere sürecini destekleyen bugünkü Sosyal Demokrat-Yeşiller Koalisyonu, anketlerde hayli geride... Türkiye'yi devre dışı bırakmak isteyen Hıristiyan Demokratlar, son günlerde bir-iki puan kaybettiler, ama gene önde gidiyorlar.
Bu yarış heyecanlı olacak. Ben de bunun değerli okurlarımca izlenmesine katkıda bulunabilirsem mutlu olacağım.
En iyi dileklerimle.