Kabahat 'sol'da mı?

Seçim sonuçları, önceki geceden beri televizyonlarda tartışılıyor. AKP bu kadar oyu nasıl aldı?.. CHP, hedefine niçin ulaşamadı? MHP'nin aldığı sonuç başarılı sayılır mı?..</br>Bunlar hakkında çeşitli görüşler var.

Seçim sonuçları, önceki geceden beri televizyonlarda tartışılıyor. AKP bu kadar oyu nasıl aldı?.. CHP, hedefine niçin ulaşamadı? MHP'nin aldığı sonuç başarılı sayılır mı?..
Bunlar hakkında çeşitli görüşler var. Sayılan nedenlerin bir bölümü bence de isabetli. Ama bazısında fazla isabet olmadığını düşünüyorum.
Mesela: Konuya şöyle bir genellemeyle bakanlar var:
"Türk seçmeni sol'u zaten tutmaz. Solun dünyadaki etkisi de azalıyor. Türkiye'de ise, 'sol' zaten bir türlü başarı kazanamamıştır."
Yani: Kabahat 'sol'dadır. Başarı şansı 'sağ'dadır. 'Liberal-muhafazakâr' politikalardadır...
* * *
Bu, bana 1960'lı yılları hatırlatıyor:
Aynı iddia, 1969 seçimlerinden sonra da öne sürülmüştü:
Zamanın iki büyük partisinden Adalet Partisi, muhafazakâr liberal politikalar izlerken, Cumhuriyet Halk Partisi -ilk olarak 1965'te İsmet Paşa'nın dile getirdiği- "ortanın solu" sözüne bağlı kalmıştı. 1969'da da Genel sekreter Bülent Ecevit'in öncülüğünde, o söze bağlı bir seçim kampanyası yürütmüştü.
Sonuç iyi olmamıştı. Partinin 1965 seçiminde, yüzde 28.7 olan oy oranı 1969 seçiminde 27.4'e inmişti.
Birçok yorumcu, bu sonuca "sol" sözünün neden olduğunu öne sürmüştü...
"Halkımız kapıdan girerken sağ ayağını atar. Melekler sağdadır, şeytanlar soldadır" gibi açıklamalara ek olarak, zamanın antikomünist havası içinde oluşturulan sloganlar da, bunun delili olarak gösterilmişti: 'Ortanın Solu, Moskova'nın yolu' gibi...
CHP, kendi içinde de öne sürülen bu görüşlere rağmen Ecevit ve arkadaşlarının ısrarıyla, o 'sol' sözüne sadık kaldı. Fakat o sözün içini somut hedeflerle doldurdu. O dönemin koşulları içinde, işçilerin, işsizlerin, çiftçilerin, esnafın sorunlarına çözüm önerileri oluşturdu. O konularda çalışan kurullar kurdu. Türkiye'nin her yanını tarayan örgüt çalışmaları başlattı.
Sonuç: "sol" görünmekten zarar gördüğü öne sürülen CHP, "sol" bir parti kimliğiyle, 1973 ve 1977 seçimlerinde birinci parti oldu. Oyları, 1969'da yüzde 27'den yüzde 33.3'e, 1977 de yüzde 41.4'e yükseldi.
Hatırlamak gerekir ki; sözünü ettiğimiz 1960'lı ve 70'li yıllar, dünyadaki 'Soğuk Savaş'ın devam ettiği ve solculuğun birçok ülkede olduğu gibi Türkiye'de de, komünizmle özdeşleştirildiği ve en korkutucu ideoloji olarak tanıtıldığı bir dönemdir.
Ama zamanın CHP'si, bütün bu aleyhteki etkenlere rağmen, 'sol'da yer almayı,siyasal çizgisinin başlıca özelliği haline getirmiş ve o niteliğiyle Sosyalist Enternasyonal'e üye olmuş, o kuruluştaki sosyal demokrat partiler arasına katılmıştır.
* * *
1980 askeri müdahalesiyle sonuçlanan o dönemin diğer olayları, bugünkü konumuzun dışında.
Ama şu gerçek ortadadır.
CHP'nin 1960'ların ve 1970'lerin çok daha zor şartları içinde 'sol' sıfatını benimseyerek geçirdiği değişim, onun oylarını düşürmemiş, arttırmıştır. Daha sonraki seçimlerin bir kısmında oy kaybına uğraması, 'sol' veya 'sosyal demokrat' kimlik taşımasının değil, başka nedenlerin sonucudur.
* * *
Dünyadaki duruma gelince... Genel anlamıyla 'sol', ülkelerinin adlarıyla 'sosyalist', 'sosyal demokrat' partilerin, 'işçi' partilerinin, başta Avrupa olmak üzere, tüm dünyadaki durumu meydandadır.
Kiminde (İngiltere'deki gibi) tek başına kiminde (İspanya'daki gibi) yerel partilerin desteğiyle, kiminde (Almanya'daki gibi) koalisyonun ikinci partisi halinde, kiminde (İtalya'daki gibi) küçük partiler koalisyonu halinde iktidardadırlar.
Şu sırada muhalefette olanlar ise, gelecek seçimler için iktidar adayıdırlar.
* * *
Özetle: Dünyanın neresinde olurlarsa olsunlar yaşadığımız dönemde sol partilerin seçim kaybetmelerinin 'kabahat'i 'sol'da olmaları değildir. Başka nedenlerin sonucudur.
Çoğu halde de, o nedenler arasında, 'sol'un gereği olan politikalardan uzaklaşmaları, sayılabilir.
Tabii, geçmiş dönemlerin değil, yaşadığımız çağın 'sol'unun gereği olan politikalarından uzaklaşmaları...
Hele bazı hallerde, o politikaları, tümüyle sağdaki partilere kaptırmış olmaları...