Kadına karşı parti görevleri

Partilere üye olmayı kadınlar istemiyorsa, parti üyeliğini istenir hale getirmek, gene parti yöneticilerine düşen bir görev.

Radikal ekibinin "Parti takibinde" başlıklı röportaj dizisini izliyor musunuz?.. Siyasi partilerin örgütleri ne durumda?.. Arkadaşlarımız, bu sorunun cevabını arıyorlar.
Malûm, siyasî parti denilince akla önce genel merkezleri gelir... Ama partilerin bir de yurtiçindeki örgütleri vardır. İl başkanlıkları, ilçe başkanlıkları, belde başkanlıkları, kadın kolları, gençlik kolları...
Özellikle seçim dönemlerinde genel merkezlerin mesajları kadar, onların çalışmaları da önemlidir. Hatta bazı durumlarda daha da önemlidir.
Dizinin ilk iki röportajında ziyaret edilen örgütlerin çoğunun durumu o kadar parlak değildi. Radikal muhabiri Timur Soykan Küçükçekmece'deki parti örgütlerine gitmişti. Partilerin çoğunda seçim çalışmalarının henüz fazla ilerlemediği görülüyordu.
Demet Bilge Ergün de Bağcılar'daki parti merkezlerine yaptığı ziyaretlerde pek olumlu izlenimler edinmemişti.
***
Ergün özellikle kadın kolları üzerinde durmuştu. Röportaj ekibinin başlangıçtaki kararına uygun olarak, yaptığı ziyaretlerde gazeteci olduğunu belli etmemişti. 'Kararsız' bir 'seçmen' olduğunu söylemişti. Bu zaten gerçeğe aykırı değildi. Ergün, partileri birbiriyle karşılaştırmak için soracağı soruları o sıfatıyla da sorabilirdi.
Sordu, cevaplarını aldı. Yazdığı röportajda şu saptamaları yaptı:
1- Gittiği parti ilçe merkezlerinden ikisinin kapısı kapalıydı. Binadaki komşu bürolardan aldığı bilgiye göre, birine üç gündür gelen giden olmamıştı. Bu zaten, postacının getirip kapı aralığına sıkıştırdığı davetiye zarflarından da anlaşılıyordu.
Kapısı kapalı öteki merkezin sorumlusu da, komşularına birkaç gün için köyüne gideceğini bildirmişti.
2- Demet Bilge Ergün öteki partilerden ikisinde, kendisiyle görüşmeye vakit ayırabilecek birer görevli bulmuştu. Ama ikisi de erkekti. Kadın kolunu sorduğunda birinden "Kadın kolumuz var" cevabını aldı ama, o kolda görevli olan kimseye ulaşma imkânını bulamadı.
Öteki parti merkezlerinden birinde, kadın kolu için bir 'görevli' bulunduğu, ama ilçeye gelmediği, bir diğerinde de 'kol'un feshedilmiş olduğu bildirildi.
3- Bağcılar'daki partilerden sadece birinde (AKP'de) kadın kolu üyelerini görebildi. Onlar bir toplantı halindeydi. Ama toplantılarını bitirdikten sonra Ergün'le meşgul oldular. Bazısının başı kapalı, bazısınınki açıktı. İçlerinden biri, aynı zamanda Ar-Ge (Araştırma-geliştirme) bölümü başkanıydı. Ergün'e kendi kartını ve telefon numarasını verdi.
***
Durumun özeti şuydu:
AKP'nin tutumlarına tepki olarak ortaya çıkan Cumhuriyet mitinglerinin ana unsuru kadınlardı. Katılanları, düzeyenleyicileri, konuşmacıları arasında kadınların etkinliği ağır basıyordu. Ama, bu durum İstanbul'un 665 bin nüfuslu Bağcılar ilçesindeki AKP karşıtı siyasi partilerin örgütlerine yansımıyordu. İki ay sonraki seçim için çalışmalarını yoğunlaştıran, hatta bir çeşit seferberlik havası içine giren parti, sadece AKP'ydi.
***
Gelelim, dizinin bugünkü bölümüne:
Demet Bilge Ergün'ün bugün yayımlanan röportajı, Bakırköy'deki parti örgütleri üzerineydi. Ama Bakırköy'deki durum, Bağcılar'dakinin tam tersineydi.
Bir kere, siyasi parti örgütlerinden- Bağcılar'daki gibi sadece AKP değil- tümü seçim havasına girmişti. Bazıları henüz biraz durgun da görünse, hepsi seçimin yaklaştığının bilinci içindeydi.
Röportajı bugün diğer sütunlarımızda okuyacaksınız. Ama bu, diğer iki röportajla birlikte değerlendirildiğinde, ortaya çıkan sonuçlar şunlardır:
1- İstanbul'un Küçükçekmece, Bağcılar, Bakırköy ilçelerinin ilk ikisinde düzenli ve yoğun seçim çalışmaları, en fazla AKP'de görülüyor. AKP, o ilçelerde 'açık farkla' önde olduğu izlenimini veriyor.
Bu saptamayı yaparken AKP'nin hükümet partisi olmasının yanı sıra, o iki ilçedeki belediye başkanlıklarını da kazanmış olduğunu hatırlamak gerekli.
Yani, ilçelerdeki seçmen eğilimleri, geçen belediye seçimi sırasında AKP'den yanaydı. AKP şimdi, orada belediye başkanlığını kazanmış olmanın avantajını da taşıyor.
2- Bakırköy'de ise, geçen Belediye seçimini kazanan parti CHP'ydi. CHP örgütü bu seçimde de daha şimdiden, çok canlı görünüyor. Öteki iki ilçedekinin aksine, CHP saflarındaki kadınlar, burada ön plandalar. Aynı canlılık, artık CHP ile kardeş parti halindeki DSP'de de var.
AKP ise, Bakırköy'de öteki iki ilçedeki durumuna göre, daha sessiz ve içine kapalı bir halde görünüyor.
***
Sonuçların sonucu:
Partilerin ilçe örgütlerinin bu seçim öncesindeki çalışma düzeyleri, ilçelerinin şimdiye kadarki siyasal (tabii, aynı zamanda da sosyal) yapısına göre, oluşuyor.
AKP örgütleri de, CHP örgütleri de, geçen seçimlerde güçlü oldukları ve belediye başkanlığını kazandıkları yerlerde daha güçlü ve özgüvenliymiş gibi görünüyor.
Tabii, bu durum geçen seçimleri AKP'nin kazandığı yerlerde, diğer partilerin çok daha fazla çalışmasını gerektiriyor.
O çalışmalara da, milyonlarca kişinin katıldğı Cumhuriyet mitinglerindeki 'kadınların gücü'nün en azından bir kısmını katmak için birşeyler yapılması gerekiyor.
İstanbul'un sadece Bakırköy'ünde, Beşiktaş'ında, Kadıköy'ünde, Şişli'sinde, Avcılar'ında değil, diğer 27 ilçesinde de...
Türkiye'nin sadece Ankara'sında, İstanbul'unda, Manisa'sında, Çanakkale'sinde, Samsun'unda değil, diğer 75 ilinde de...
AKP dışındaki partilerin, o konuda yeteri kadar başarılı olmadığı bellidir.
Bunun iki nedeni olabilir:
1- Ya partiler, saflarındaki kadın oranını artırmayı istemiyorlar. Veya isteseler bile onun için gerekli çalışmaları yapmıyorlar.
2- Veya kadınlar, mitinglerde ve sivil toplum örgütlerinde seve seve yer alıp çalışırlarken, partilere üye olup örgüt çalışması yapmayı istemiyorlar.
Ya biri, ya öteki, veya ikisi birden neden oluyor bu sonucun ortaya çıkmasında...
Ama hangi neden daha etkili olursa olsun, bundaki asıl sorumluluk, söz konusu siyasi partilerdedir.
Partilere üye olmayı kadınlar istemiyorsa, parti üyeliğini istenir hale getirmek, gene partilere düşen bir görevdir.
Hem örgütleri, hem de Ankara'daki genel merkezleriyle...
Umarız, önümüzdeki seçim döneminde bu görevi yerine getirmeyi başarırlar.