Kadını teslim alan gaddarlık

Bennu Gerede'nin, konusu 'kadın ve töre' diye özetlenebilecek sergisi, ülkemizdeki kadınların bir kısmını 'teslim' alan gaddarlıkların bir hikâyesi...

Beni o sergiyi görmeye, Nur Çintay A.'nın bir yazısı 'mecbur' etti. Radikal'in bir önceki Cumartesi ekinde 'Hasbıhal' sayfasında yayımlanmıştı. Konusu o sergiydi. 'Teslimiyet' adlı fotoğraf sergisi... Fotoğraf sanatçısı Bennu Gerede'nin 11 eserinden oluşuyordu. Konusu, "kadın ve töre" diye özetlenebilirdi. Ülkemizdeki kadınların bir kısmını 'teslim' alan ve adına 'töre' denilen gaddarlıkların hikâyesiydi...
Nur Çintay A., hem sergiyi tanıtmış, hem sanatçıyla söyleşi yapmıştı, hem de sergideki fotoğraflara eşlik eden şiiri yayımlamıştı.
Şiir, etkileyiciydi. Ayşe Kulin'in eseriydi. Benim için sürpriz oldu. Değerli romancımızın aynı zamanda şair olduğunu bilmiyordum. Birkaç defa okudum. Şimdi size de okutacağım. (Nur Çintay A.'nın yazısından okuyanlar için tekrar olacak ama, buna itirazları olacağını sanmıyorum.)
Özetle: Kalktım, o sergiye gittim. Okurlarıma öneririm: İsterseniz, siz de gidin.
* * *
Baştan bir uyarı yapayım: Oraya gidişin iki güçlüğü var. Gerçi bunlar, konumuzun dışında. Şehir yöneticiliğiyle ve apartman yöneticiliğiyle ilgili sorunlar... Ama parantez içinde onları da belirteyim ki, önerime uyacak olan okurlarım önceden bilsinler.
Sergi, İstiklal Caddesi'nde 311 numaralı Mısır Apartmanında... Galatasaray'dan Tünel'e doğru 80-100 metre kadar yürüyünce sol kolda.
(Birinci güçlük, caddenin bir bölümünün şu sırada kazılmış olmasının sonucu. Ben gittiğimde yağmur da yağıyordu. Çamurların arasına konulmuş taşların, tahtaların üzerinde sekerek yürümek ayrı bir beceri istiyordu.
İkinci güçlük apartmanın içinde. Ünlü Mısır Apartmanı'nın asansörü, belirli saatlerde çöp taşımacılığına tahsis ediliyormuş. Binilemiyor. Sergi dördüncü katta. Katların tavanları da çok yüksek. Bugünkü ölçülerle dört kat yerine 6-7 kat çıkmış gibi oluyorsunuz.
Ama bu iki güçlüğü de iyimserlikle karşılamak mümkün... İnsan onları aşarken, bunun bir spor olduğunu, sporun da insan sağlığına iyi geldiğini düşünebiliyor.)
* * *
'Galerist' galerisine girip sergiyi gezince de, 'İyi ki geldim' diyor insan.
'İyi ki geldim' duygusu, sergideki fotoğrafların güzel olmasından değil. Fotoğraflar, çok ustaca çekilmiş, estetik açıdan da çok güzel sayılırlar ama, anlamlarıyla, ülkemizin korkunç bir gerçeğini sergiliyorlar... O gerçeği görmezlikten gelmenin kimsenin hakkı olmadığını hatırlatıyorlar.
Ünlülerin katılımıyla, kurgulanarak çekilmiş 11, renkli sanat fotoğrafı bunlar... Büyük boyda birer tablo gibi aralıklarla asılmışlar... Kronolojik olarak, bir kız çocuğunun 3-4 yaşlarındaki hayatından başlayarak, büyüyüp evlendirilişini, üstüne kuma gelişini ve töre gereği ölüme gidişini sembolleştiriyorlar...
Ayşe Kulin'in şiiri de, fotoğrafların ortasındaki yere "durumun özeti" gibi yazılmış: Hem 'durumun özeti' gibi... Hem de o duruma karşı bir şeyler yapmanın toplumsal bir görev olduğunu haykıran bir çığlık gibi...
TÖRE KIZI
Doğdum. Kız'dım.
Bu dünyaya hiç gelmemiş saydılar
İlk avazda beşik kertip kaderimi yazdılar
Bez bebekle oynatmadan otlaklara saldılar
Mahsul biçtim, hayvan güttüm
Yeşermeden büyüdüm.

İlk kanı gördüğümde kocaya sattılar
Gerdanıma 'beşibiryerde' taktılar
Gençliğime iki koçu bedel biçtiler
Üçüncüyü benim için kurban ettiler
Amanın beni başlık için yaktılar.

Sürme gözlü koç mu, ben miyim kurban?

Düğünde elime kına yakıldı
Kanlı çarşafım ipe serildi
Marur kocam horoz gibi gezdi gerindi
On dördüme varamadan döllendim
Üzerime kuma geldi, dellendim
Kumanın da benim de elimiz bağlı
Yüreğimizde yangın, gözümüz dağlı.

Baş kaldırdım, namluya kurşun sürdüler
İnfaz için ailenin en gencini seçtiler
Durma kardaş, sık kurşunu anlıma
Yaşanmamış gençliğim çeyiz bohçamda durur
Bu töreye doğan kadın ölüm ile kurtulur"