Meclis de toplanmalı, liderler de...

Türkiye'nin karşı karşıya bulunduğu iki sorun var: Biri hükümet sorunu, öteki terörle mücadele. İkisinin de çözümü için liderlerin yanında, Meclis'in de devreye girmesi gerekiyor.

Türkiye, çok ciddi bir dış tehlike karşısında... Yurdumuzun dışındaki bir örgütlenme, sınırlarımızı aşarak, insanlarımıza karşı toplu cinayetler işlemeye başladı. Seçimin hemen öncesinde HDP’nin Diyarbakır’daki mitingindeki bomba olayından sonra, önceki gün de Suruç’ta bir canlı bomba olayı yaşandı. Diyarbakır’da 3 insanımız ölmüş, 100 insanımız yaralanmıştı. Suruç’taki saldırıda 32 insanımız öldü. 104 de yaralımız var.

Ayrıca, ‘barış süreci’ adı altında başlayan ve zaman zaman umut verici gelişmelere yol açan sürecin de sona ermek üzere olduğu izlenimini veren olaylar başladı. Adıyaman’ın merkezine bağlı Kömür Beldesi’ndeki Kurk ve Derinsu mevkilerinde arazi arama tarama faaliyeti yapan jandarmaya ateş açıldı. Çatışmada, bir jandarma erimizin şehit olması ve 2 erimizin yaralanması da, son günlerde yaşadığımız karamsarlık verici olaylardan...

Bütün bunlar Türkiye Büyük Millet Meclis’i tarafından, derhal görüşülmesi gereken çok ciddi konulardır.

Gerçi yeni hükümet henüz kurulmadı. Partiler arası koalisyon görüşmeleri devam ediyor. Ama koalisyon görüşmelerinin devam etmesi, o çok ciddi konuların Meclis’in de önüne gelmesine engel değil.

Kaldı ki, gene önceki yazıda da belirttik: ‘Yeni hükümet’ henüz kurulamadı ama, görevde bulunmaya devam eden ve normal bir hükümetle aynı yetkilere sahip olan bir ‘eski hükümet’ var. O ‘eski hükümet’in de Meclis tarafından aynı şekilde denetim altında tutulması gerekiyor. Meclis, tatilde olduğu zaman o denetim de yapılamıyor.

Ülkemizin bu fevkalâde günlerinde o ‘eski hükümet’ (inşallah yapmaz ama) ya yanlış bir şeyler yaparsa ne olacak? O yanlışları kim önleyecek?..

***

Ayrıca, bir kere daha hatırlatalım: Mevcut durumda artık sık sık, sınırlarımızdaki tehlikelerden ve bunun için önlemler alınması gereğinden söz ediliyor. Gazetelerde, televizyon yayınlarında...

O konuda akla ilk gelen önlemler de ‘sınır dışı’ önlemler. Mesela, yurtdışına asker gönderilmesi ve/veya yabancı kuvvetlerin Türkiye’de bulundurulması...

Peki, o önlemlere gerek olup olmadığına kim karar verecek?..

Belirtmiştik: Anayasamıza göre ona karar verecek olan merci, Türkiye Büyük Millet Meclisi’dir. Anayasamızın 92’inci maddesinde o yetkisi şöyle ifade edilir:

“(...) Türk Silahlı Kuvvetlerinin yabancı ülkelere gönderilmesine veya yabancı silahlı kuvvetlerin Türkiye'de bulunmasına izin verme yetkisi Türkiye Büyük Millet Meclisinindir.”

Tabii, Türkiye Büyük Millet Meclisi ‘tatil’de veya ‘ara verme’ halindeyse, o yetkisini kullanamaz.

O zaman o yetkiyi kim kullanır? Gene Anayasa’nın 92’inci maddesinde yazılıyor: Cumhurbaşkanı kullanır.

Maddenin ikinci fıkrası şöyledir: ”Türkiye Büyük Millet Meclisi tatilde veya ara vermede iken ülkenin ani bir silahlı saldırıya uğraması ve bu sebeple silahlı kuvvet kullanılmasına derhal karar verilmesinin kaçınılmaz olması halinde Cumhurbaşkanı da, Türk Silahlı Kuvvetlerinin kullanılmasına karar verebilir.”

Yani, Meclis, tatil ve ara verme halindeyken, o yetki çok açık bir şekilde cumhurbaşkanındadır.

***

Tabii, cumhurbaşkanının, öyle bir durumun ortaya çıkması halinde, kendi başına karar verme yetkisine sahip olsa bile, o konudaki kararını, gerekli temasları yapmadan, devletin ilgili organlarıyla birlikte, işin her yanını enine boyuna düşünüp taşınmadan, tek başına alacağı düşünülemez. Yani: Herhalde, ülkenin sorumlu hükümetiyle de görüşecek, konunun asıl sahibi olan Meclis’in de devreye girmesine imkân verecektir.

Ama bundan herkes emin olsa bile, olayların son gelişmeleri karşısında Meclis, tatilini kısa keserek şimdiden görevine başlamalıdır.

***

Meclis’in olağanüstü toplantı yoluyla tatilini yarıda kesmesi için, Meclis Başkanlığı’na 110 milletvekilinin imzasıyla bir önerge verilmesi gerekiyor. HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, dün partisinin 80 milletvekilinin o önergeye imza atacağını açıkladı. Buna imza vermekte veya aynı amacı sağlayacak ayrı önergeler hazırlamakta, öteki partiler de tereddüt etmemelidir. Meclis’in şu sırada görevi başında olması, tüm partilerin, tüm milletvekillerinin taşıdığı sorumluluğun gereğidir.

Meclis’in toplanma önergesi, Başbakan Ahmet Davutoğlu’nun dört siyasal partinin liderlerine yaptığı dörtlü toplantı önerisiyle de çelişmiyor. Tam tersine, iki öneri birbirinin tamamlayıcısıdır. Bir yandan liderler toplanırken, bir yandan da Meclis toplanabilir.

Ve her iki toplantı da, terör sorununa karşı acil önlemler alma gereğinin yanında, hükümet sorununun da çözümüne katkıda bulunabilir.

Zaten o iki sorun, birbiriyle çok yakından ilgisi olan sorunlar değil midir?