Meclis'ten kurtulma metotları...

"Hükümet değişikliğini ne kadar geciktirirsen o kadar iyidir. Kaderci anlayışa göre: 'Ya deve ölür, ya deveci ya da üstündeki hacı'. Hesapçı anlayışa göre: 'Daha fazla atama, daha fazla satış yaparım.'"

Zaman olur, bazı siyasi partilerin liderleri, içinden çıktıkları Meclis’in durumundan memnun olmazlar. Meclis’te karşılaşacakları önerilerden, eleştirilerden, sorulardan, soruşturmalardan ve bunların sonuçlarından kurtulmak isterler. Kurtulabilecek durumda olmasalar bile, o sonuçları mümkün olduğu kadar ertelemeye çalışırlar...

Son seçimden bu yana, bugünkü AKP yöneticilerinin tutumunun özeti budur. Meclisi çalıştırmaya hâlâ başlamamışlardır. Meclis Başkanı seçimi, tartışmalı bir şekilde de olsa tamamlanmıştır. Bu defa, Başkanlık Divanı’nın kuruluşu tartışması çıkmıştır. Onda da son aşamaya gelindiği halde, Meclis oturumları hâlâ, ‘aç kapa’ usulüyle iki dakikada tamamlanmaktadır. Cumhurbaşkanı’nın hükümeti kurmaya memur edeceği kişiyi görevlendirmesi de, bu gerekçeyle ertelenmektedir. 

***

Bu erteleme gayretinin arkasındaki neden, acaba o klasik ‘kadercilik’ anlayışı mıdır?

Ulaştırma işlerinin deve kervanıyla yapıldığı dönemlerden kalan bir atasözü vardır. Sorunları ertelemenin faydasını belirtir. Aralarında anlaşmazlık olanların durumunu, birlikte çıktıkları bir yolculuğa benzeterek, şu tavsiyeyi içerir:

-Hele biraz yavaş gidin. Oraya varıncaya kadar, ya deve ölür, ya deveci, ya da üstündeki hacı.

Bu, tabii, ilginç bir tavsiye. Ama deveyi yavaş yürütüp vakit kazanmanın sonucunu, kadere-kısmete bırakıyor. Bugünkü AKP yöneticilerinin tutumunun ise, kadercilikle değil, soğukkanlılıkla yapılmış hesaplarla ilgili olduğu anlaşılıyor.

***

Dünkü Radikal’de Ezgi Başaran, o hesapların şimdiye kadarki sonuçlarıyla ilgili saptamalarını şu başlık altında topladı.

“Dikkat, AKP yangından öteberi kaçırıyor.

Başaran’ın o başlık altında özetlediği bilgiler arasında şunlar var:

Seçim günü olan 7 Haziran dahil, AKP şu ana kadar 62 üst düzey atama gerçekleştirdi.

TÜBİTAK’a, Rekabet Kurulu Başkanlığı’na, Basın İlan Kurumu Genel Müdürlüğü’ne, Türk Elektrik İletim Genel Müdürlüğü’ne, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Genel Müdürlüklerine, Çalışma Bakanlığı İş Teftiş Kurulu Genel Müdürlüğü’ne yapılan atamalar, onlar arasında...

Ayrıca, gene aynı süre içinde, vali ve büyükelçi kararnameleri yayınlandı.

29 santral satışa çıkarıldı.

*RTÜK’te ise AKP’nin oradaki kontenjanının 5 üyeden 4 üyeye indirilmesi gerekirken, bunun 5’te kalmasını, RTÜK başkanının da -değişmesi gerekirken- yerinde kalmasını sağlamak için çalışmalar başlatıldı...

Bunlar, tabii, görev süresi son seçimlerden sonra sona ermişken, yeni hükümetin kurulması geciktirilmek suretiyle işine devam etmesi sağlanan ‘eski hükümet’in, devlet teamüllerine aykırı olarak yaptığı işlemlerden sadece bir kısmı... Yaptıklarının tamamı, ancak ‘yeni hükümet’in kurulması halinde anlaşılabilecek.

Fakat bugünden görülen başka bir şey daha var... Bugünkü ‘eski hükümet’ (Başaran’ın deyimiyle ‘işgüder hükümet’) güney sınırımızın ötesindeki bazı askeri hareketler için çok ciddi hazırlıklar da yapıyor.

***

Özetle: Türkiye siyasetinde, son seçimden beri, daha önce benzeri görülmemiş olaylar birbirini izliyor.

Seçimi kaybetmiş olan hükümet, hiçbir şey olmamış gibi, hâlâ yerinde duruyor ve devlet örgütünde istediği icraatı ve değişiklikleri yapmaya devam ediyor...

‘Eski hükümet’ yerinde dururken, ‘yeni Meclis’in çalıştırılmaması ve devre dışı kalması yolundaki uygulamalar da devam ediyor.

Bu durum daha ne kadar sürecek?

Cumhurbaşkanı’nın ‘yeni hükümet’in kurulması için yapacağı görevlendirmeyi daha fazla ertelemesi, artık herhalde mümkün değil. O işi önümüzdeki günlerde yapması şart... Ama bugünkü ‘eski hükümet’in ‘iş başında’ kalması, herhalde ondan sonra da bir süre devam edecek. En azından ‘yeni hükümet’in kurulmasına veya ‘kurulamadığı’nın saptanmasına kadar... Ya da, eğer seçime gidilecekse, bir kısmı gene ‘eski hükümet’ üyelerinden oluşacak bir yeni ‘geçici hükümet’in kurulmasına kadar...

Kısacası: Siyasi hayatımızın, son seçimde görev süresi biten hükümetin ve oluşturduğu kadroların etkisi altında kalmaktan kurtulması için daha hayli zamana ihtiyaç var.