MGK kararındaki 'ıslak imza'lar...

Taraf'ın yayımladığı MGK belgeleri, ıslak imzalarla ilgili davaların yeniden görülmesini gerektiriyor.

Traf’ta yayımlanan Milli Güvenlik Kurulu belgesinin ortaya koyduğu gerçeklerden biri şudur:
Başta Başbakan olmak üzere kurulun o zamanki (2004 yılının ağustos ayındaki) sivil üyeleri, askeri kanattan gelen üyelerle birlikte şu konuda görüş birliğine varmışlar:

“Türkiye’deki Nurculuk faaliyetleri ve Fethullah Gülen konusundaki ‘yurtiçi ve yurtdışı faaliyetlere karşı’ ‘bir eylem planı’ hazırlanmalıdır.”
Ve bunu karara bağlamışlar. Bu karar, bir tavsiye kararıdır. Fakat, hükümete o tavsiyeyi yapanlar arasında bizzat Başbakan ile beş bakanı vardır. (O zamanki sıfatlarıyla: Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Abdullah Gül, Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Abdüllatif Şener, Adalet Bakanı Cemil Çiçek, Milli Savunma Bakanı Vecdi Gönül ve İçişleri Bakanı Abdülkadir Aksu...)

Erdoğan ile hükümetteki en yakın yardımcısı olan beş bakanının ‘ıslak imza’ları bu belgenin altındadır.
‘Islak imza’ sözü, malûm, kamuoyumuzun önüne Ergenekon davaları sırasında çıktı. O davaların birleştirilmesi sırasındaki iddianamelerde belirtildiğine göre, soruşturma sırasında, önce ‘irticayla mücadele eylem planı adı’ altındaki bir belge ele geçirilmişti. Bu belgede suç unsuru bulunduğu sonucuna varılmıştı. Bunun altındaki imza Dursun Çiçek olarak görülüyordu. Fakat o imza ıslak imza değildi. Kanıt sayılması, tartışmaya neden olabilirdi.

Ancak, bu konu incelenirken, soruşturma makamlarına bir ihbar yazısıyla birlikte o belgenin ıslak imzalı olduğu öne sürülen bir metin de ulaştırılmıştı. O ihbar yazısı imzasızdı ama, imza ‘ıslak’tı. Bu, Adli Tıp Kurulu’na gönderilip oradan da ‘ıslaktır’ kararı çıkınca, o belgenin kanıt sayılması mümkün olmuştu.

O ıslak imzalı belgenin bir benzeri, sonradan bir başka yerde bulunmuş, gene bir ihbar mektubuyla birlikte değerlendirilmiş ve irticayla mücadele planı olarak emekli Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ’la ilişkilendirilmişti. Onun aleyhinde de kanıt olarak dava dosyalarına geçmişti. 

* * *

Bu sütunda, tabii, o ‘irtica mücadelesi’yle veya ‘Fethullah Gülen’in faaliyeti’ne karşı ‘eylem’ kararı ve uygulamalarıyla ilgili davaların gelişmelerinin tamamını hatırlatmaya imkân yok. Ama görünen gerçek ortada: Bugün, Ergenekon davasının bazı sanıklarının çok ağır cezalara çarptırılarak hapislerde bulunmasının nedenlerinden biri, irtica tehlikesine karşı ‘eylem planı hazırlanması’ konusuyla ilgili belgelerin delil sayılması...

Soruşturmalar ve duruşmalar sırasında o belgelerin sahte olduğu iddiası da ileri sürüldü. Fakat o iddiaları bir yana bırakalım, o belgelerin -gerçek veya değil- hazırlanmasına neden olan gelişmeler, acaba, Milli Güvenlik Kurulu’nun 25 Ağustos 2004 tarihinde alınan kararından bağımsız olarak değerlendirilebilir mi?

O ‘eylem planı’nın hazırlanması, Taraf’ın yayımladığı belgede yer alan Milli Güvenlik Kurulu kararının sonucu gibi görünüyor. O kararın altında da, sadece Milli Güvenlik Kurulu’nun -üçü hapiste olan- beş üyesinin değil, önceki Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer ile birlikte bugünkü iktidarın Başbakanı ve o zamanki beş sorumlu bakanının da ‘ıslak’ imzaları var.

Bu gerçek, Başbakan’ın bir danışmanının “O imzalar o günü kurtarmak için atılmıştır. Aslında yok sayılırlar” gibi benzeri görülmemiş bir yorumla ortadan kalkmaz. İlgili davaların yeniden görülmesinin gerekçesini oluşturur.