'Minareler süngü'...

Camilerin savaş tehlikesi karşısında askeri ihtiyaçlara tahsis edilmesinin gerekçesi, o şiirdedir: 'Minareler süngü, kubbeler miğfer/Camiler kışlamız, mü'minler asker...'

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan dünkü salı konuşmasını yapıyor. Dinliyorum: Çok eski bir filmin kim bilir kaçıncı tekrarını izler gibiyim. ‘CHP cami kapattı’ iddiasının filmini...
Bunun ortaya atılması, 1950’de CHP’nin seçimi kaybedip muhalefete düşmesinden sonra başladı. O zamanlar, başta Necip Fazıl Kısakürek’in Büyük Doğu Dergisi olmak üzere, laikliği din karşıtlığı diye görüp göstermeyi iş edinmiş bazı yayın organları vardı. Türkiye’de bir ‘İslam inkîlabı’nın gerçekleştirilmesini istiyorlardı. CHP’yi bunun engeli olarak görüyorlardı. 1924’teki ‘Öğretim Birliği’ yasasından ezanın -1932 ile 1950 arasında- Türkçe okunmuş olmasına kadar, laiklik konusunda atılan tüm adımları kötülüyorlardı. O arada da ‘cami’lerle ilgili suçlamalar öne sürüyorlardı. Camiler ‘kapatılmış’, ‘askerin eline geçmiş’, ‘depo’ yapılmış... Hatta ve hatta, ‘ahır’ yapılmış...
Bu iddiaların çoğu uydurmaydı. Atatürk ve İnönü dönemlerini yaşayarak görmüş olanlardan büyük kısmı o sırada hayatta oldukları için, o uydurmaların etkili olması o kadar kolay değildi. Artık iktidar partisi olan Demokrat Parti’nin liderleri de bunların CHP ile aralarındaki tartışmaların unsurları arasına girmesinden yana değillerdi. En azından Atatürk’ü o suçlamalardan korumaya çalışıyorlardı. 1951’de çıkardıkları ‘Atatürk’ü Koruma Kanunu’nun gerekçelerinden biri, o suçlamalardı.
Tabii, bazen, Demokrat Parti içinden de, parti liderliğinin o çizgisini aşan politikacılar çıkabiliyordu. Büyük Doğu’cuların iddialarını iki büyük parti arasındaki tartışmalara yansıtabiliyorlardı. Ama o iddialarla ilgili Atatürk döneminin başbakanı ve sonraki dönemin Cumhurbaşkanı İsmet İnönü hayattaydı ve CHP Meclis grubunun başındaydı. İktidar partisinden o suçlamaları yapanlara, hep birlikte yaşadıkları o dönemi hatırlatarak cevap veriyordu. 

***

Şimdi, tabii, durum değişik. Atatürk ve İnönü dönemlerinde sorumluluk taşımış olan devlet adamları, artık dünyamızda yok. Eski belgeleri saptama amacıyla değil, gerçeklere ulaşmak için inceleyen objektif tarihçiler de ortada görünmüyor. O zaman da işte, meydan, o dönemleri ne görmüş, ne de okumuş olan bazı ‘araştırmacılar’ın numara sırasına koyarak Başbakan’a sunduğu sözüm ona ‘belge’lere kalıyor. Başbakan da bunları, CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu’na hücum etmek için kürsülerden okuyup duruyor.
Televizyonların büyük kısmı Başbakan’ın bu hucumlarının tamamını canlı yayın halinde seyircilere ulaştırıyor. Peki, bunlara Kemal Kılıçdaroğlu’nun cevapları?..
Onların tamamını arayıp bulup dinlemek için televizyonlarda uzun süre ‘zaping’ yapmanız gerekiyor. 

***

Bu köşede kalan yerim azaldı, ama o karşılıklı konuşmalardan gene de bir özet yapayım: Başbakan’ın, camilerle ilgili iddiaları, şunlardır:
“Bu millet,camilerin nasıl kapatıldığını, nasıl satıldığını (...) çok iyi hatırlıyor. Camiler depo olarak kullanılmıştır. Kışla yapılmıştır. Ahır yapılmıştır. İçine asker yerleştirilmiştir. Yatakhane yapılmıştır. Bunları Kılıçdaroğlu’nun yol arkadaşı da bilir. (Süleyman Demirel’i kastediyor.)”
Bunlara karşı Kılıçdaroğlu’nun ve CHP sözcülerinin verdiği cevapların özeti de şudur:
“Başbakan’ın sözünü ettiği camilerin büyük bir kısmı savaş tehlikesi karşısında geçici olarak askeri ihtiyaçlar için tahsis edilmiştir. Örnek: Başbakan’ın ahır yapıldığını öne sürdüğü Alaaddin Camii 1914-1918, 1920-1923, 1940-1945 tarihleri arasında, yani Birinci Dünya Savaşı, Kurtuluş Savaşı ve İkinci Dünya Savaşı sırasında askeri ihtiyaçlara tahsis edilmiştir. İslam Ansiklopedisi’nde de anlatılan bu önlem, gerek Osmanlı, gerek TBMM yönetimi, gerek Cumhuriyet dönemlerinde başka camilerde de alınan savaşa hazırlık önlemlerinden biridir.” 

***

Buna ben de şunu eklemek isterim: Kılıçdaroğlu’nun bu saptamasını, benim daha çocukken, askerden dönen yakınlarımdan dinlediklerim de doğrular. Ülkemize yönelen savaş tehlikesine karşı, camilerimiz, gerek manevi, gerek maddi açıdan savunma gücümüzün en önemli kaynaklarıdır.
Ayrıca Başbakan Erdoğan’ın hapis cezası almasının nedeni olan ünlü şiire yansıyan gerekçe de odur. (‘Minareler süngü, kubbeler miğfer/Camiler kışlamız, mü’minler asker.’)
Camilerimizin, savunma ihtiyaçları dışındaki, deprem tehlikesi gibi, imar planları gibi, yenilenme gibi, nedenlerle işlev değiştirmesinin örneklerine gelince… O örnekler, sadece CHP döneminde değil diğer bütün partilerin iktidar dönemlerinde de vardır. Başbakan, onların sayısını da sorup öğrenmeli ve açıklamalıdır.