Ne istenildi de yapmadılar?

Şu sıralarda 'patinaj yaptı', 'işi bitti', 'bekleme odasında' gibi benzetmelerle anılan parlamenter sistemin AKP'li temsilcilerine kim teşekkür edecek?

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın şu sıralarda her şeyin önünde tuttuğu amacı belli: Kendi isteğine göre tasarlayacağı bir başkanlık sistemi oluşturup o sisteme göre ‘başkan’ olmak istiyor.

Buna gerekçe olarak da, bugünkü parlamenter sistemi kötülemeye çalışıyor. Fakat bu o kadar kolay değil. Çünkü kendisinin bugünkü parlamenter sistemden şikâyet etmesi için öne sürebileceği somut ve inandırıcı neden, ortada yok.

Erdoğan, herhalde bu güçlüğü aşmak için, meramını, birtakım soyut benzetmeler yaparak anlatmayı denedi.

Benzetmelerinden biri, parlamenter sistemin son yıllarda ‘patinaj’ yapmakta olmasıydı. Herhalde buzda kayan patencinin hedefini şaşırıp başka yere savrulması gibi bir imaj oluşturmak istiyordu. Bugünkü iktidarın hedefi, milletimizi -Atatürk’ün de hedefi olan- ‘muasır medeniyetler seviyesinin üstüne’ çıkarmak imiş. Ama o hedefe ulaşamıyormuşuz. Çünkü, parlamenter sistemimiz patinaj yapıyormuş. 

Bu yüzden Erdoğan, parlamenter sistemin varlık nedeninin artık ortadan kalktığını öne sürüyor. O konuda da gene bir benzetme yapıyor. Diyor ki, “Parlamenter sistemin yeri artık ‘bekleme odası’dır.”

Neyi bekleyecek parlamenter sistem o ‘bekleme odası’nda?.. Herhalde ölümünü... ‘Ölümü beklemek’ veya ‘ölmeye yatmak’ diye sözler var ya... Dünyada artık yapabilecek hiçbir işi kalmamış olanların bir yere çekilip Azrail’in geleceği günü beklemeleri... Erdoğan, parlamenter sisteme artık o benzetmeyi münasip görüyor.

Seçim günü hesabına göre, o gün de artık fazla uzak değil. ‘Bekleme süreci’, önümüzdeki haziran ayında tamamlanacak... Yeni seçilecek parlamentonun yeni üyelerinin görevi de, başkanlık sistemine geçiş için yeni bir Anayasa hazırlayıp, parlamenter sistemin ‘cenaze’sini kaldırmaktan ibaret olacak.

***

Peki, Türkiye’nin parlamenter sisteminin içinde şimdiye kadar görev almış olan parlamenterler ne diyor bu işe?.. Özellikle de, bugün artık görev süreleri bitmiş olan iktidar milletvekilleri? Onlar ne diyorlar?

Erdoğan, o milletvekillerinin sorumluluk üstlenmiş oldukları parlamenter sistemimize, ülkemizdeki tüm olumsuzlukların ‘müsebbib’i olan ve artık ölüp gitmekten başka işlevi kalmayan kötü bir sistem gibi muamele etmekte haklı mı?..

Kendisinin başkalarına yönelttiği soruyu soralım:

-Erdoğan, o sistemin, iktidar milletvekillerinden şimdiye kadar ne istedi de, o milletvekilleri bunu ona vermedi?..

Ülkemizin ‘muasır medeniyet seviyesinin üstüne’ çıkmasını, Erdoğan’ın hangi isteğine karşı çıkarak önlediler onlar?..

Daha doğrusu, o iktidar milletvekillerinin Erdoğan’ın herhangi bir isteğine, karşı çıktıklarının herhangi bir örneği var mı?

Öyle bir örnek yoktur. Ama bunun tam tersini ortaya koyan sorular çoktur. Birkaçını burada da hatırlatalım:

2002 yılında, Erdoğan’ın milletvekili olmasının önündeki haksız bir engeli, iktidarı-muhalefetiyle bir araya gelerek, çok kısa zamanda ortadan kaldıranlar, bugünkü parlamenter sistemin parlamenterleri değil miydi?.. Bunun için gerekli Anayasa ve yasa değişikliklerini gerçekleştirenler?.. Ve Erdoğan’ın milletvekili seçilmesini ve başbakan olmasını sağlayanlar?..

Başbakan oluşundan sonra da, Erdoğan’ın 12 yıl boyunca, Meclis’ten geçmesini istediği tüm yasa tasarı ve önerilerini (60’ar, 100’er, 130’lar maddelik ‘torba yasa’ önerileri dahil) hiç itiraz etmeden yasalaştıranlar, gene o parlamenter sistemin iktidar partisi milletvekilleri değil miydi?..

O tasarıların, tekliflerin bir kısmının, gerek çıkarılış usulleri, gerek içerikleri, demokratik ilkelerle bağdaşmıyordu. En azından muhalefetin o konuda ciddi itirazları vardı. O itirazları görüşmeyi bile reddederek, o tasarılara, tekliflere ‘beyaz oy’ vermekte hiç tereddüt etmeyenler de, gene aynı sistemin iktidar milletvekilleriydi.

Evet, şunun tersini kanıtlayan bir örnek yok: Bu ‘parlamenter sistem’de görev üstlenmiş olan iktidar çoğunluğu, Erdoğan’a istediklerinin hepsini verdi.

Bunun sonucu olarak, birçok tartışmalı konu, Meclis görüşmelerinin, televizyonlardan yayınlanmasının önlendiği geceyarısı veya sabaha karşı oturumlarında, (çoğu defa da çıkarılan şiddetli kavgaların eşliğinde) sonuca bağlandı... 4+4+4 gibi, eğitim sistemini yaz-boz tahtası haline getiren ‘temel kanunlar’ dahil. Soruşturma komisyonlarının raporları dahil...

***

Meclis’teki AKP grubunun bu tutumunu, başta muhalefet partilerinin sözcüleri olmak üzere, eleştirenler elbette çok. Daha sonraki zamanlarda da, bugünleri hatırlayarak eleştirenler az olmayacak...

Ama herhalde iktidar partisi grubunun o tutumundan memnun olması gerekenler de var. Başta dönemin Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan ve Erdoğan’ın yakın kadrosu olmak üzere...

Erdoğan ve yakın kadrosu, son 12 yıl içinde, özellikle de o 12 yılın son 4 yılı içinde, parlamento çoğunluğunu oluşturan AKP’li parlamenterler sayesinde, istedikleri her şeyi gerçekleştirebildiler...

Parlamenter sistemi ve o sistemin son dönemlerdeki uygulamalarını herkes eleştirebilir ama, onlar, tam tersine, o uygulamaları gerçekleştiren iktidar grubu parlamenterlerine ‘müteşekkir’ olmalıdırlar.

Osmanlıcada ‘mesaileri meşkûr olsun’ diye bir nezaket sözü vardı. Bugünün Türkçesiyle, ‘Yaptıkları çalışmaların kıymeti bilinsin. Teşekkürü hak ettikleri unutulmasın’ anlamına gelirdi. Onlar için buna benzer şeyler söylemelidirler. 

Bunun tam tersini yapıyorlar. Onlara, ‘müteşekkir’ olmak yerine, onların temsil ettiği sistemi, ‘patinajcı’, ‘işi bitmiş’, ‘bekleme odası sakini’ gibi itip kakıcı yakıştırmalarla anıyorlar.

Ayrıca şu da var: 24’üncü dönemin iktidar partisi grubu milletvekillerinin yarısından fazlası bu seçimde aday gösterilmedi. Bir kısmı ‘en fazla üç dönem’ kuralının sonucu olarak, bir kısmı listelerde ‘yakın çevre’ye yer açılması ihtiyacı yüzünden... 7 Haziran seçiminden sonra Meclis’e dönemeyecekler. Onları, tam da öyle bir durumdalarken, o yakıştırmalarla anmak, ‘kadirşinaslık’ duygusuyla bağdaşır mı?..