PORTRE: YÜCEL AŞKIN

Yücel Aşkın adı, aylardır 'sanık' olarak geçiyor. Önce 'tarihi eser kaçakçılığı' davası sanığı oldu.</br>Sonuç malûm: Aşkın beraat etti.

Yücel Aşkın adı, aylardır 'sanık' olarak geçiyor. Önce 'tarihi eser kaçakçılığı' davası sanığı oldu.
Sonuç malûm: Aşkın beraat etti.
Hakkındaki diğer davanın görülmesi devam ediyor. Önceki günkü tahliye kararına kadar da, adı o davadaki sanıklığıyla ve tutukluluğuyla ilgili haberlerle birlikte geçiyordu.
Öyle ki, Aşkın'ın daha önceki hayatıyla ilgili bilgiler unutulmuştu. Dün gazete okurlarının bulunduğu çevrelerde küçük bir anket yaptık: "Yücel Aşkın kimdir, kaç yaşlarındadır, ne profesörüdür?" diye...
Bu sorulardan hiçbirine doğru yanıt alamadık. Bu yüzden, Aşkın'ın kısa bir portresini yayınlıyoruz ki, kim olduğunu yeniden hatırlayalım.
* * *
Yücel Aşkın 1943 yılında Ankara'da doğdu. Babası Necip Aşkın, annesi ise Emine Nezahat hanımdı. Babası Necip Aşkın, zamanının en ünlü müzisyenlerindendi. Usta bir kemancıydı. Cumhuriyet döneminde Ankara'da klasik Batı müziğini ve tangoyu tanıtıp, halka sevdirenlerden biriydi. Yücel ismini ona, babasının dostu olan, dönemin Milli Eğitim Bakanı Hasan Ali Yücel vermişti.
Yücel Aşkın, ilkokulu İstanbul'da okudu. İlk öğretiminin ardından, Ankara'daki konservatuvara kaydoldu. Babası gibi keman çalmak istiyordu. Ama hocalarının da önerisiyle piyanoyu seçti. 'Konservatuvar'ı bitirdikten sonra İstanbul'a döndü ve ziraat uzmanı olmaya karar verdi. 'Ziraat Fakültesi'ne girdi. 'Zooteknik Bölümü'nü bitirdikten sonra, fakülteye de asistan oldu. 1969'da, üniversitede tanıştığı eşiyle evlendi. Eşi Oya Aşkın da akademisyenliği seçmişti.
Aşkın doktora tezini 'Beyaz Yeni Zelanda Tavşanları' üzerine yazdı.
Bu tezi, Türkiye'de, tavşanlarla ilgili doktora düzeyindeki ilk çalışmaydı.
Daha sonra, Almanya üniversitelerinde, 'üreme biyolojisi' alanında çalıştı.
1989'da profesör oldu.
Akademik kariyerinde, 92 bilimsel araştırma, bildiri, rapor ve kitaba imza attı. Akademik çalışmaları yanında sanat, kültür, spor ve tarihle de bağını koparmadı. Piyano çalmaya devam etti. Doğa sporlarıyla ilişkisi hep sürdü. Dağcılık, mağaracılık, kampçılık, sualtı sporları, bisiklet ve kanyon geçişlerinde öncü bir isim oldu. Çevre Koruma, Araştırma ve Doğa Sporları Derneği DASK'ın kurucularından biriydi.
Bu arada Mağara Araştırma Derneği'nin de (MAG) başkanlığını yürüttü. Fotoğrafçılık, tarihi eser ve antika koleksiyonculuğuna da merak saldı.
Anadolu'yu gezip görmesi ve tarihe ilgili olması sonucu, 1988'de TRT için 'Köprüçay Belgeseli'ni çekti. Bunu, 'Türkiye Mağaraları', 'Karanlık Boğaza Doğru', 'Akdağlar', 'Elmalı'nın Gizi' ve 'Yahyalı'dan Aladağ'a' belgeselleri izledi. Bunlar TRT'de yayınlandı. 'Türkiye Mağaraları' belgeseli ise ödül aldı.
1995'ten sonraki hayatı Van'da geçti. Aynı yıl içinde, Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi Ziraat Fakültesi'ne dekan seçildi. 1999'dan itibaren de Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi Rektörü olarak hizmet verdi. Rektörlüğü döneminde, üniversite akademik yayınlar konusunda Türkiye düzeyinde 9'uncu sıraya yükseldi.
Aşkın'ın malvarlığının özeti ise şöyle: İki kooperatif evi, 2004 model bir minibüsü, 11 bin 379 dolarlık döviz hesabı ve ruhsatlı bir tabanca ile eski eser koleksiyonu var.