Rusya'daki tartışmalar

Rusya bir yandan merkezin gücünü artırmak istiyor, bir yandan Rus olmayanların kendilerini 'vatandaşlık açısından' Rus saymalarını telkin ediyor...

Çeçenya'da hafta sonu yapılan seçimlerin gayriresmi sonuçları dün açıklandı. Buna göre Moskova yanlısı sayılan Birleşik Rusya Partisi, oyların yüzde 61'ini aldı. Onu yüzde 17 oyla komünist partisinin izlediği bildiriliyor.
Bu sonuçlar, Çeçenya'da iki büyük savaş süreci içinde yaşanan facialardan sonra bölgeye yerleşen 'sükûnet'in devam edebileceği umutlarını artırıyor. Ancak Moskova, bu konuda ihtiyatlı olmaktan ve ihtiyat önlemlerini sürdürmekten vazgeçeceğe benzemiyor.
Moskova'nın kaygıları, Çeçen savaşları sırasında da kendini gösteren bir gelişmeden kaynaklanıyordu. Bunun özeti şuydu:
Aslında 'daha fazla özerklik' talepleriyle başlayan Çeçen hareketi, zaman geçtikçe 'radikal İslamcı' çizgiler edinmişti. Moskova'daki yorumcular bunu İslamiyet'i 'Araplaştırma' ve 'cihatlaştırma' diye niteliyorlardı. Savaş, bu şekilde 'inananların inanmayanlara karşı savaşı' haline getiriliyor ve bir 'İslam dayanışması' davetinin konusu yapılıyordu. O davete uyanlar arasında 'intihar eylemi' gönüllüleri ortaya çıkıyordu.
Tabii, savaşın amacı da, daha fazla özerklik veya bağımsızlık elde etmekten ibaret kalmıyordu. Bunun İslami güçler tarafından kazanılması halinde kurulacak devletin bir şeriat devleti olacağı ilan ediliyordu.
Çeçenya'daki o rüzgârların en azından şimdilik hızı kesilmiş görünüyor. Ama acaba Rusya Federasyonu'nun başka yerlerinde ve başka gruplar arasında benzeri eğilimler güçlenebilir mi?
Moskova'da, öyle bir ihtimali önlemek amacıyla yoğun çalışmalar sürdürülüyor.
Tabii, bunun o kadar kolay olmadığını görmek için haritaya bakmak yeterli.
* * *
Sovyetler Birliği'nin dağılmasından sonra, malum, Moskova'nın kontrolü altındaki topraklar önemli ölçüde daraldı. Fakat bugünkü Rusya Federasyonu, hâlâ, yüzölçümü açısından dünyanın en büyük ülkesi... Nüfusu açısından da dünyanın en büyük nüfusa sahip beş ülkesinden biri.
Sovyetler Birliği'nin yüzölçümü 22.7 milyon kilometrekareydi. Şimdiki Rusya Federasyonu'nunki 17 milyon kilometrekare... 780 bin km2'lik Türkiye'nin 21 katı. (Rusya'dan sonra ikinci büyük ülke olan Kanada'nın yüzölçümü 9.9, 'üçüncü büyük' ABD'ninki 9.6 km2.)
Nüfustaki durum da şöyle: Kazakistan'dan Azerbaycan'a, Ukrayna'dan Türkmenistan'a kadar bugün bağımsız olan devletlerin ayrılmasından önce Sovyetler Birliği'nin 280 milyon nüfusu vardı. Ama onların ayrılmasından sonraki Rusya Federasyonu'nun nüfusu gene 145 milyon... 73 milyonluk Türkiye nüfusunun iki katı... Dünyada, Çin'den (1.3 milyar), Hindistan'dan (1 milyar), ABD'den (272 milyon), Endonezya'dan (216 milyon), Brezilya'dan (171 milyon) sonra, altıncı büyük nüfuslu ülke...
İşte bu Rusya Federasyonu'nun 145 milyon olan vatandaşının yüzde 80'i, Rus kökenli... Geriye kalan yüzde 20'yi oluşturan, yani sayıca 29 milyonu bulan vatandaş başka kökenlerden geliyor.
Bunlardan bir bölümü, Ukraynalı veya Beyaz Rusyalı veya Ermeni veya Azerbaycanlı olup da, bağımsızlaşan ülkelerine gitmeyerek Rusya Federasyonu içinde kalanlar... Geri kalanı ise, Tatarlar, Çuvaşlar, Avarlar, Çerkezler, İnguşlar gibi, bağımsız bir devletleri olmayıp, Rusya Federasyonu içinde yerleşmiş olanlar... Bir bölümü kendi adlarını taşıyan kısmen özerk cumhuriyetlerin topraklarında yaşıyorlar. Tataristan, Başkırdistan, Çeçen-İnguş, Çuvaşistan, Yakutistan gibi... Bir bölümü 'özerk bölge' adını taşıyan yerlerdeler, bir bölümü de, başta Moskova gibi, St. Petersburg gibi metropoller olmak üzere, şehirlerde...
Nüfusun, dini inançlar açısından dağılımına gelince... Rus, Ukraynalı, Beyaz Rus, Ermeni gibi grupların çok büyük çoğunluğu Ortodoks-Hıristiyan... Katolik ve Protestan olan Hıristiyanlar da var ama, sayıları çok az.
Ortodoks-Hıristiyanlığın arkasından ikinci büyük din olarak Müslümanlık geliyor...
Önemli bir bölümü yukarıda isimlerini saydığımız özerk bölgelerde yaşayan Müslümanların sayısı, yaklaşık 25 milyon olarak hesaplanıyor.
(Sovyetler Birliği'ndeki Müslümanların sayısı 45 milyondu. Demek ki, 20 milyonu artık yeni bağımsız ülkelerin vatandaşları arasında).
* * *
Konu, işte bu 25 milyon civarındaki Müslüman'la ilgili bir konu olarak ortaya çıkıyor.
Etnik kökenleri de Ruslardan farklı olan Müslüman nüfus arasındaki gruplardan bir kısmının, merkezi hükümetle çeşitli sorunları var. Bu sorunların etkisi altındaki siyasi ortamın içine, 'Araplaşma ve cihatlaşma' eğilimleri içindeki bir 'siyasi İslam'ın girmesi, hiç de zor değil. Nitekim, Rus Federasyonu'ndan Arap ülkelerine eğitime gidip radikal eğilimlerle dönen Müslüman gençlerden söz ediliyor.
Aslında, Rusya Federasyonu'nda yaşayan Müslümanlar arasında, Sovyetler Birliği döneminden kalan din anlayışları, genellikle liberal sayılır. Radikallikle bağdaşamazlar.
Ama ülkede, dış odaklı İslam radikalizminin gene de etkili olacağından endişe ediliyor.
Bu endişeler içinde de, gerek etnik, gerek dini açıdan ayrılıkçı sayılan hareketlere karşı politikalar oluşturuluyor.
Bir yandan devletin özerk birimlerinin merkeze bağımlılığının daha da artırılması yolundaki çalışmalar yoğunlaştırılarak sürdürülüyor, bir yandan da, bizdeki 'anayasal, vatandaşlık' formülüne benzer bir anlayış içinde, Rus olmayan, halkların da, kendilerini, vatandaşlık açısından Rus saymaları telkin ediliyor.
Frankfurter Allgemeine Zeitung'un Moskova'daki yazarı Michael Ludwig, Moskova'daki bir bakanlıklararası komisyonun kararlarının sonucunu yazarken, özetle diyor ki:
"Bu kararlar, yüzde 80'i Rus, yüzde 20'si başka halklardan olan Rusya Federasyonu vatandaşlarının tümüne 'Sen de Rusya'sın' mesajını vermektedir.
Soru şudur: Bu mesaj herkes tarafından işitilip algılanılacak ve kabul edilecek midir?"
Evet, komşumuz Rusya'nın bugünkü gündemindeki sorunlarından biri de budur.