Silivri davaları...

Ergenekon davasının pazartesi günkü duruşmasında yaşanan olaylarla ilgili tutanakların sonucu ne olacak?

Silivri’de şu sırada iki büyük dava aynı günlerde görülüyor. Biri KCK davası... Biri Ergenekon davası...

Bu hafta Silivri kampüsündeki büyük duruşma salonunda KCK davası vardı. Dava, KCK’nın üst düzey yöneticileri oldukları iddia edilen 205 sanık hakkında açılmıştı. Sanıkların 113’ü tutukluydu. Tutuksuz sanıklar arasında Prof. Büşra Ersanlı ile Ragıp Zarakolu da vardı.

Bu, davanın 28’inci duruşmasıydı. Şimdiye kadar 2.400 sayfalık iddianame ile 69 sayfalık ek iddianamenin okunması tamamlanmıştı. Sıra, sanıkların ve avukatlarının taleplerini bildirmelerindeydi.

Ben bu satırları yazarken, duruşmaların haberlerini ajanslardan izliyordum. Haberlere göre talepler bildirilmeye başlamıştı.

* * *

Ergenekon davasına gelince... O davanın tarihi, malûm, ötekinden daha gerilere gidiyordu. Soruşturmasının başlangıcından beri beş buçuk yıl geçmişti.

Önce, birçok dava ayrı ayrı açılmıştı. Birinci Ergenekon, İkinci Ergenekon, Üçüncü Ergenekon, irticayla mücadele planı, suikast girişimleri, molotof saldırısı, İnternet Andıcı, Şile kazıları diye adlarla anılıyorlardı. Bunlar zaman içinde birleştirildi. 20’yi aşkın dava aynı davanın unsurları haline geldi.

Bu, tabii, şöyle bir duruma yol açtı. Bir iddianameye dayalı olarak belirli bir aşamaya gelmiş davaların sonuca yönelmesi, her ‘dava birleştirmesi’nde geriye kaldı.

Davanın 67’si tutuklu olan 275 sanığına gelince... Tutuklular arasında kamuoyunda tanınmış pek çok isim var. Son seçimde milletvekili seçilen Profesör Mehmet Haberal ile gazeteci-yazar Mustafa Balbay da onlardan. Ayrıca önceki Genelkurmay Başkanı Orgeneral İlker Başbuğ, eski YÖK Başkanı Kemal Gürüz, Profesör Dr. Yalçın Küçük, İnönü Üniversitesi Rektörü Fatih Hilmioğlu, gazeteci-yazar Tuncay Özkan, İşçi Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek, yazar Ergun Poyraz da tutuklular arasında...

Dünkü duruşma -gene gazeteye ulaşan haberlerden izliyoruz- pazartesi günü mahkemede çıkan olayın gölgesinde başladı.

Mahkeme Başkanı Hasan Hüseyin Özese, 11 Mart Pazartesi günü yapılan duruşmada o konuda tutanak tutulduğunu bildirdi. Tutanakta, geçen duruşmada kendisinin jandarma görevlileri tarafından darp edildiğini bildirerek suç duyurusunda bulunan sanık avukatı Hüseyin Ersöz’ün, jandarma personeline direndiği, yumruk salladığı, personeli ittiği kaydedilmişti.

Buna karşılık olayı izleyen 20’den fazla sanık avukatının da tuttuğu bir başka tutanak da vardı.

Bunda, olayın, sanık avukatları-nın söz alma talebini mahkeme başkanının reddetmesi, avukatların taleplerinin dayanağını belirtmek için kanun maddelerini okuması sırasında çıktığı bildiriliyordu. Başlangıcı şöyle anlatılıyordu:

“k Uzun boylu esmerce bir jandarma eri, salonun kapısına yakın bir yerde iken kalabalığı ve diğer askerleri de atlayıp geçip koşarak, özel olarak hedeflediği kuşkusuzca anlaşılacak surette, Av. Hüseyin Ersöz’e tekme ve yumruk atmış; k Salonda görevli kır saçlı orta boylu binbaşı da, aynı avukatın sol bileğinden tutup sarsarak ve masaların köşelerine vurarak darp etmiş, k O anda şahsın tutulması ve belirlenmesi (teşhis ve tespit yapılması) hususunda avukatlar müdahaleye çalışmışsa da, saldırgan asker duruşma salonu kapısından kaçmış ve kaçmasına göz yumulmuştur. k Bunlar mahkeme başkanına şikâyet edilmiş, gözlerinin önünde meydana gelen ve duruşmada işlenen suç niteliğinde bulunmakla CMK. md. 205’in sarih hükmü gereğince tutanak tanzim ettirmesi ve saldırganları tespit ettirip işlem yaptırması gerekirken reis bey bunları yapmamıştır.”

Ergenekon davasının pazartesi günkü duruşmasında tutulan tuta-naklar, bundan ibaret değil. Olayın gene imza altında kayda alınmış başka ayrıntıları da var. Avukat Murat Ergün’ün benzeri şekilde darp edildiği yolunda, görgü tanıklarının tuttuğu tutanak var. Gerek avukat Murat Ergün’e, gerek olay sırasında tansiyon rahatsızlığı geçiren Celâl Ülgen’e, mahkemeye gelen sağlık ekipleri tarafından acil tıbbi müdahalede bulunulmasına gerek duyulması var.

Şimdi bugünün sorusu şu:

O tutanaklara dayanan suç duyurularının sonucu ne olacak?..

Tabii, şu soru da var:

Bu şartlar altındaki Ergenekon davasının devamı nasıl olacak?