Solda yenilenme arayışı önemli

DİSK'in öncülüğünü yaptığı 'Solda Yenilenme, Bütünleşme ve Kitleselleşme' toplantısı, sadece sol için değil, Türk demokrasisi için de ciddi bir adım.

Solda yenilenme, bütünleşme, kitleselleşme... İstanbul'da Dedeman Oteli'ndeki toplantının sloganı bu... 400'e yakın davetli arasında, sol partilerin eski-yeni siyasetçileri de var, sivil toplum örgütleri üyeleri de, siyasetle ilgisi olan veya olmayan bilim, kültür ve sanat insanları da...
Bu, DİSK'in ekim ayında Bolu'da düzenlediği daha dar çerçeveli bir toplantının daha ileri bir aşaması... Bolu toplantısının katılımcıları, amaçları hakkında bir bildiri yayınlamışlardı. Özetle diyorlardı ki:
"Solda sağlıklı, sistematik ve objektif bir tartışma sürecine girilmelidir. Bunun için ortak bir siyasal platform oluşturulmalıdır. Bu süreçte farklı kesimlerin ve özellikle gençlerin ve kadınların katılımı güçlendirilmelidir."
Belirttikleri ihtiyacın genel gerekçesi belliydi:
Dünya, 1980'lerden beri hızlanan büyük bir değişim döneminin içindeydi. İletişim ve bilişim alanındaki teknolojik gelişmeler, ülkelerin kendi içlerine kapanma imkânlarını yok etmişti. Siyasetçilerin özellikle ekonomik alandaki tercih alanlarını daraltmıştı. Duvarın yıkılmasıyla başlayan dönemin sonunda da dünyanın siyasal dengeleri altüst olmuştu. İki bloklu dünya ortadan kalkmıştı. Dünyanın ekonomik ve askeri açıdan en güçlü ülkesiyle, öteki ülkeler arasındaki mesafe giderek daha da artmıştı.
Bu gelişmeler, başta Avrupa'dakiler olmak üzere dünyadaki sol partileri yeni politika arayışları içine sokmuştu. Almanya'daki, İspanya'daki, İngiltere'deki ve küçüklü büyüklü daha birçok ülkedeki 'sosyal demokrat' veya 'sosyalist' veya 'işçi partisi' adlı sol partiler, solun temel ilkelerini gerçekleştirmenin yeni koşullarını saptamak için, yoğun tartışma dönemlerinden geçmişti. Kadınların politikaya katılım oranını daha da artıran, gençliğin politikada yer almasını teşvik eden önlemler almışlardı. Ekonomik ve sosyal politikalarını daha gerçekçi ve inandırıcı hale getirmişlerdi. Parti içi siyasi ve idari yapılarını aşama aşama yenilemişlerdi. Bazılarında o süreç hâlâ devam ediyordu.
Türkiye'de ise, o yolda başlatılan çabalar, eski alışkanlıklar tarafından engellenmişti. Partilerin yeniden yapılandırılması bir yana, o ihtiyacın tartışılması imkânları bile, parti tüzüklerine getirilen antidemokratik hükümlerle ve uygulamalarla ortadan kaldırılmıştı.
Oysa, 'yeniden yapılanma'ya, belki dünyadaki birçok sol partiden çok daha fazla ihtiyacı olan partiler, Türkiye'dekilerdi. Çünkü Türkiye'de şöyle bir durum vardı:
Ülkedeki iktidar partisi AKP, gerek seçim sisteminin, gerek diğer faktörlerin etkisiyle, gerçek oy gücünün çok üstünde bir temsil yetkisi elde etmişti.
Başlangıçta daha dengeli davranırken, giderek, kendini 'dev aynası'nda görür gibi bir hava içine girmişti. Ekonomide ve dış ilişkilerde elde ettiği belirli olumlu sonuçları da tehlikeye düşüren sorunlar çıkarmaya başlamıştı.
AKP'nin bu tutumu, Türkiye'de iktidara gelme gücüne sahip olan başka bir parti bulunmadığı varsayımına dayanıyordu. Talihsizlik şuradaydı ki, şimdiye kadar, bu varsayımı yanlış çıkaracak bir gelişmenin göstergesi ortaya çıkmamıştı.
Yapılan anketler, AKP'yi hâlâ açık farkta önde gösteriyordu. Ana muhalefet partisi CHP'nin oylarında da -en azından şimdiye kadar- o açığı kapatacak bir hareketlenme görünmüyordu.
Bu durumda, sol siyaset içinde veya yakınında yer almış olan veya yer almak isteyen kuruluşların ve kişilerin, bu tablonun değişmesine katkıda bulunmaları, bir görev haline geliyordu.
DİSK Genel Başkanı Süleyman Çelebi ile arkadaşları, işte şimdi, o görevi yerine getirmenin öncülüğünü üstlenmişlerdi. Bolu'da başlattıkları 'Türkiye'de Solun Geleceği' tartışmasına, dünkü İstanbul toplantısıyla yeni bir ivme kazandırdılar.
* * *
Dünkü toplantının sabah oturumunda ben de oradaydım. Süleyman Çelebi'nin açılış konuşmasıyla, Erol Tuncer'in yönettiği 'Solda Yenileşme' başlıklı paneli izledim.
Süleyman Çelebi, solun yenileşmesi, bütünleşmesi ve kitleselleşmesinin gerekleri arasında, şunları özellikle vurguladı. Dedi ki:
"Özverili olmaya alışmalıyız."
"Bensiz olmaz demek yerine sensiz olmaz demeliyiz."
"Sol solun kurdu olmamalıdır."
Bunlar, basit gerçekler gibi görünse bile, bence de ülkemizde soldaki 'arayış'ların şu sıradaki en önemli koşulu olarak ortaya çıkıyor.
Bu arayışlar nasıl bir sonuç verecek? Yeni bir parti kuruluşuna doğru mu gidiliyor?
Süleyman Çelebi bu konuda önyargılı bir tutum içinde değil. Şöyle diyor:
"Bugün için, ne hemen bir parti kurmayı, ne de sonu belirsiz bir tartışmayı hedefliyoruz. Arayışımız, yapmak istediğimiz, solda, sağlıklı sistematik ve objektif tartışma sürecini başlatmak. Solda yenilenme, bütünleşme, kitleselleşme yolunda kolaylaştırıcı bir rol oynama..."
Bu ifadelerden ve toplantıya verilen 'ara'lar sırasında katılımcılar arasındaki yapılan görüşmelerden anlaşıldığına göre, Çelebi'nin sözünü ettiği 'arayış ve tartışma süreci'nin başlangıcında, kimsenin herhangi bir önyargısı yok.
Toplantıların, bölge toplantıları halinde ülkenin değişik yerlerinde düzenlenerek sürdürülmesi hedefleniyor. Bunun bir yönetim mekanizması olacak. Orada bulunanlar, solun çeşitli kesimleriyle temaslar kuracak.
Önemli olan, bu temaslar sırasında, yenilenmeyle birlikte en gerçekçi bütünleşme imkânlarının da araştırılması...
O bütünleşmenin, mevcut partilerden birinin meselâ CHP'nin- çatısı altında olması da, teorik olarak mümkün. Tabii, CHP'nin yönetimi, bu tartışmaya açık olursa...
Veya sol partiler arasında, geniş bir 'güç birliği' cephesi kurulması da, araştırılması gereken olanaklardan biri... Buna CHP gibi SHP'nin de, DSP'nin de katılması -tabii gene teorik olarak- düşünülebilir. Eğer yapılacak temaslar sırasında öyle bir anlayış ortaya çıkarsa, niçin olmasın?
Herhalde, araştırma sürecinde görev alacak olanlar, o olasılıklar da dahil, tüm seçenekler üzerinde duracaklar.
Fakat, panel konuşmacılarının da belirttiği gibi, partisel arayışlardan önce, asıl üzerinde durulması gereken konu, 'solun yenilenmesi'nin ilkelerinin saptanması...
İlkelerin önemi, Erol Tuncer'in yönettiği panelde vurgulandı.
Prof. Dr. Burhan Şenatalar, 'Solda Yenilenme' üzerindeki konuşmasında, 'Hangi parti?' veya 'Ne zaman bir parti?' sorusundan önce 'Nasıl bir sol?' sorusunun cevabının belirlenmesi gerektiğini belirtti.
Profesör Dr. İbrahim Kaboğlu ile Profesör Dr. Fuat Keyman da 'Demokratikleşme' ve 'Solun geleceği' konularındaki konuşmalarında aynı yöndeki görüşlerini belirttiler.
Daha sonraki panelistlerin konuları da ilginçti. Hepsini, maalesef izleyemedim. 'Ekonomi ve Sosyal Politikalar' konusunun panelistleri de üç profesördü: Kuvvet Lordoğlu, Erol Katırcıoğlu, Ayşe Buğra.
'Gençlik ve Kadın' konusunun panelistliğini Profesör Dr. Fatmagül Berktay ile Yardımcı Doçentler İpek İlkaracan ve Kemal Kılıç üstlenmişlerdi.
'Solda Yenilenme' hareketi 'Kültür ve Sanat' konusunu da ihmal etmemişti. 'Kültür, Sanat ve Sol' başlıklı panelin yöneticisi Tarık Akan'dı. Panelistleri de Rutkay Aziz, Meral Okay, Pelin Batu...
* * *
Özetle: 'Solda Yenilenme, Bütünleşme ve Kitleselleşme' toplantısı, izleyebildiğim kadarıyla, sadece Türk solu için değil, genel olarak Türk demokrasisi için de yararlı bir adımdır. Bunu -başta üyesi olduğum CHP olmak üzere- soldaki tüm partilerimiz değerlendirmelidir. Başta DİSK Genel Başkanı değerli dostum Süleyman Çelebi olmak üzere, bu girişimin gerçekleşmesine katkıda bulunanları kutlarım. Bu yoldaki çalışmalarının devam etmesini dilerim.






Erol Tuncer'in (soldan üçüncü) yönettiği 'Solda Yenilenme Paneli'nde profesörler (soldan sağa) Burhan Şenatalar, İbrahim Kaboğlu ve Fuat Keyman görüşlerini açıkladı.

Dinleyiciler arasında kadın oranı azdı. Yüzde 5'i aşmıyordu. Ama 14 konuşmacının yaklaşık üçte biri kadındı. (Sağdan sola) Boğaziçi Üniversitesi profesörlerinden Ayşe Buğra toplantının 'ekonomi ve sosyal politikalar' panelinde konuştu. Sanatçı Pelin Batu, 'kültür, sanat ve sol' panelistlerindendi. İstanbul Üniversitesi profesörlerinden Fatmagül Berktay ise 'gençlik ve kadın' panelini yönetti.

Toplantının açılış konuşmasını yapan DİSK Genel Başkanı Süleyman Çelebi 1953 Ordu doğumlu. Gençliğinden beri sendikacılık görevleri üstlendi. SHP'de ve CHP'de parti meclisi üyeliği yaptı. 1999'da DİSK Genel Başkanı seçildi.