Van için önemli: Üniversitenin değeri bilinsin

Kurulduğunda 'bir rektörle bir ibrikten ibaret' denilen Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi, çok hızlı gelişerek 10 fakülte binası ve 13 bin öğrencisiyle bölgeye önemli hizmetler veriyor. Bu kurumun değerinin bilinmesi şart.

Van'dayım. Van, ilk gördüğümden beri bana en sempatik gelen şehirlerden biri. Deniz kadar büyük gölüyle, kalesiyle, insanlarıyla, kedileriyle... Ve kış mevsiminde bile kendini eksik etmeyen güneşiyle...
Dün de, sıcaklık 8 dereceyi aşmıyordu ama, hava günlük güneşlikti. Paltoları veya kalın ceketleriyle açık hava kahvelerinde çay içip güneşlenenler vardı.
Van, haritadan bakışla o kadar uzak görünmez. Uçakla da bir saat 50 dakika ulaşılıyor. Ama karadan gitmeye kalkarsanız İstanbul'dan başlayarak 1650 kilometre kadar gideceksiniz... Yol üstündeki 12 ilden geçeceksiniz: İzmit, Adapazarı, Düzce, Bolu, Ankara, Kırıkkale, Kırşehir, Malatya, Elazığ, Bingöl, Muş, Bitlis illerinden...
Bu, doğrudan doğruya otobüslerle 24-25 saat süren bir yolculuk gerektirir.
Ben o yolculuğu bu defa uçakla yaptım.
* * *
Van'a son gelişim, sanırım 2000 yılındaydı.
O vakitten bu yana göç hızlanmış. Nüfus, şehre giriş levhasında 285 bin görünüyor. 2001'deki sayı öyle. Şimdiki nüfus tahminleri ise 400 binden 600 bine kadar değişiyor.
Göçün kaynağı, Doğu'daki ve Güneydoğu'daki köyler ve mezralar. Gelenlerin bir kısmı, zaman içinde batıdaki yerlere gitse de, çoğunluğu artık Vanlı olmuş. Ama çoğu hâlâ iş bulamamış.
İşsizlik, her yerdeki gibi burada da büyük bir sorun. Hatta burada daha da büyük... Çünkü yatırım artışı sağlamak, batıdan çok daha zor. Bölgenin geleneksel gelir kaynağı olan hayvancılık, 1990'lı yıllardaki gerilemesinden sonra, henüz toparlanamamış... Turizm de öyle... Van'ın genç valisi (1960 doğumlu) Mehmet Niyazi Tanılır, hem o iki alanda, hem diğer alanlarda yeni atılımlara hazırlanmanın gayreti içinde...
* * *
Aslında Van'ın, sorunları büyük olsa da, o sorunları aşıp yeni bir atılımlar dönemine girmesini kolaylaştıracak olan güçlü bir potansiyeli var. Yetişmiş ve yetişmekte olan insanlarıyla... Bir sınır kenti olmasından doğan imkânlarıyla... Verimli yatırımlara müsait olan coğrafi özellikleriyle...
Ama şu sırada, onların yerine, bir başka şeyle anılıyor Van... Kalkınma potansiyelinin en önemli unsurlarından biri olan üniversitesiyle ilgili olarak açılan ve Türkiye kamuoyunu aylardan beri meşgul eden davasıyla...
Bu davanın ilk duruşması yarın başlayacak.
Bunun buraya kadarki hikâyesini haber sütunlarımızda görmüşsünüzdür, veya göreceksiniz. Ben, dün ziyaret ettiğim üniversitede edindiğim izlenimlerin özetini vereyim.
Bu üniversitenin ilk yıllarını hatırlıyorum. 1983 yılında, Türkiye'de resmen kurulmuş 27 üniversite vardı. Bunlardan büyük kısmı yeni üniversitelerdi. Kuruluş aşamasındaydılar. Van 100'üncü Yıl Üniversitesi onlardan biriydi. Ve ötekilerle kıyaslandığında en yeni kalmışı sayılabilirdi.
Ben o zaman Milliyet'teydim. Arkadaşlarımızla bir ekip kurarak, o üniversitelerin hepsini teker teker tanıtan bir yazı dizisi hazırlamıştık. Her üniversiteye bir arkadaşımız gitmişti. Hangi aşamada olduğunu saptamış, rektörüyle ve diğer mensuplarıyla konuşmuş, geniş kapsamlı bir yazı yazmıştı.
Van'a giden arkadaşımızın yazısını bugünkü gibi hatırlıyorum. Özeti şuydu: "Van Üniversitesi bir rektörle bir ibrikten ibaret"...
Üniversitenin durumu gerçekten öyleydi...
Geçici olarak, bir ilkokul binasında göreve başlayan rektörün, ne yeterli öğretim elemanı vardı, ne de belirlenmiş bir programı... Demirbaşında da, nereden gelmişse, sadece bir ibrik vardı.
Dün gezdiğim üniversite kampüsü ise, geniş bir alana konulmuş 10 fakülte binasıyla ve 13 bin dolayındaki öğrencisiyle, Türkiye'nin birçok üniversitesinden daha hızlı bir gelişme imkânını yakalamış halde. Ziraat, Veterinerlik, Fen-Edebiyat, Güzel Sanatlar, Eğitim, Mimarlık-Mühendislik, İktisadi Ticari İlimler, İlahiyat fakültelerinin yanında yeri şehir içinde 500 yataklı Tıp Fakültesi'yle, hem binlerce öğrenci yetiştiriyor, hem de şehre ve bölgeye şimdiden pratik hizmetler veriyor. Eksiklerini tamamladıkça, öğrenci yetiştirme kapasitesiyle birlikte o hizmetlerinin de artacağı her haliyle belli oluyor.
Bu üniversitenin değerinin bilinmesinde ve onun birtakım siyasi veya kariyerci çekişmelerle yıpratılmasının son bulmasında sayılamayacak kadar çok fayda var.
Van'la ilgili yazılarıma, benimle birlikte Van'da bulunan arkadaşım Adem Altan'ın fotoğraflarıyla devam edeceğim.