Yeniden 'istiklal mücadelesi'

Başbakan, vatandaşları yeni bir 'istiklal müca-delesi'ne davet ediyor ama, vatandaşların en az yarısını 'hain'lerin, 'çeteci'lerin, 'ajanlar'ın safında görüyor.

Bu süreç yeni Türkiye’nin istiklal mücadelesi sürecidir.”

Bu tanımlama da, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın...

Türkiye’ye karşı dıştaki ve içteki düşmanlar komplolar hazırlıyor. Hainler tuzaklar kuruyor. Menfaat lobileri oyunlar oynuyorlar... Muhalefet partileri, onların müttefiki. İç basın da öyle... Dış basın da öyle...

Ayrıca işadamları var. ‘Faiz lobisi’ var... Gezi Parkı tezgahçıları var... Hepsi birlikte hareket ediyorlar.
76 milyonluk milletimiz bunlara karşı bir istiklal mücadelesi yürütme göreviyle karşı karşıya... Mücadelenin komutanı da, tabii, Başbakanımız Recep Tayyip Erdoğan... O belirleyecek, millet olarak düşmanlarımızı nasıl ortadan kaldıracağımızın stratejisini ve taktiklerini...
Zaten son Karadeniz gezisi sırasında -kendi deyimiyle- ‘Samsun’a çıkarak’ bu ‘yeni istiklal mücadelemiz’ in yönetimini üstlenmiş bulunuyor.
‘76 milyonluk’ bir millet olarak onun talimatı altında hepimiz, onun tarif ettiği düşmanlara karşı mücadeleyi sonuna kadar sürdürmek durumundayız.

Erdoğan, ‘76 milyon olarak’ yapacağımız o mücadelenin hedeflerinden bazılarını dünkü konuşmasında bildirdi. Anadolu Ajansı metnine göre şöyle:

“Türkiye’ye, milletimize, milli iradeye yönelik bir tezgâh kurdular ama biz dik durarak bu tezgâhı anında deşifre ettik. Deşifre etmeye de devam edeceğiz. Bu kirli tezgâhın içinde AK Parti iktidarıyla birlikte çıkarları zedelenen malum çevreler var. Türkiye’nin kazanıyor olmasından rahatsız olan, Türkiye büyüdükçe, Türkiye kazandıkça kaybeden çevreler var. Medyaya yapılan yayınlara bakın, bu çevreleri göreceksiniz. Siyasete bakın bu çevreleri göreceksiniz. Maalesef devlet kurumlarında da işte bu anlayışın taşeronlarını, maşalarını göreceksiniz.”

Erdoğan’ın düşmanlar listesinde, tabii, muhalefet partileri de var. Başlarında da CHP var. Gene Anadolu Ajansı’ndan izleyelim.
“CHP’nin kendince AK Parti’ye yolsuzluk ithamlarında bulunduğunu kaydeden Erdoğan, şöyle devam etti: Çünkü CHP’ye bu vazifeyi verdiler. Ona düşen rol bu.”

Başbakan Erdoğan’ın yeni bir ‘istiklal mücadelesi’ dönemi saydığı bu dönemdeki dış ve iç düşmanlarla ilgili beyanları, Anadolu Ajansı’na göre şöyle devam ediyor:

“Türkiye içinde birtakım odaklar, birtakım örgütler, birtakım merkezler, bu kirli komploda maşa olarak kullanıldılar. Şu yaşadığımız 9 gün, Türkiye açısından tam anlamıyla bir turnusol kâğıdı olmuştur. Bakın biz bu medyayı, bu sermaye çevrelerini, bu örgütleri 10 yıllardır çok iyi biliyoruz. Çok yakından tanıyoruz. Ama şu süreçte bunların ne oldukları, nereye hizmet ettikleri, kimin çıkarını düşündükleri, kimin değirmenine su taşıdıkları açık ve net şekilde ortaya çıkmıştır.”

Peki ama nedir o ‘turnusol kâğı-dı’nın ‘açık ve net’ şekilde ortaya çıkardığı gerçek? Kim kimin değirmenine, nerede, nasıl, niçin su taşıyor?
Bunun cevabı da, Başbakan’ın konuşmasında şöyle:

“Burada açık açık söylüyorum, şu son olay göstermiştir ki, Türkiye’de kendi ülkesinin değil başkalarının çıkarlarını düşünen, kendi milletinin değil başka çevrelerin rantını düşü-nen, vatana ihanet içinde ajanlık yapan, casusluk yapan medya kuru-luşları var, sermaye çevreleri var, örgütler ve çeteler var. Bu kadar açık konuşuyorum. Devlet içinde maalesef böyle maşalar, böyle taşeronlar var.”

Ama bu beyanlar da, ‘açık konuştuğu’nu söyleyen Başbakan’ın neyi kastettiğini ‘açık’ şekilde ortaya koyuyor mu?

Ayrıca ortaya şöyle bir hesap sorunu çıkıyor: Başbakan’ın çeşitli sıfatlar altında ‘düşmanlar’ safında gördüğü, yeni bir ‘istiklal mücadelesi’ne katılmaya çağırdığı 76 milyon vatandaşımızın yüzde 50’sinden fazlası, AKP’ye oy vermemiş. Sandık başına gidip oy verenlerin yarısından fazlası da muhalefet partilerine vermiş..

Şimdi ise AKP’ye oy vermeyecek olanların daha da fazlalaştığı, anketlerden belli...
Başbakan, yeni ‘istiklal müca-delesi’ne katılmalarını onlardan da bekliyor ama, bir yandan da, onların oy verdiği partileri düşman ilan ediyor. Katıldıkları faaliyetlerin de düşmanca olduğunu söylüyor.

Meselâ, gezi olayına katılmışlarsa veya basında çalışıyorlarsa, yahut bankacılık yapıyorlarsa, ya da o çev-relerle ilişkileri varsa, ya hain ya çeteci, ya ajan sınıfından sayılabilirler...

Özetle: Başbakan, vatandaşlarımızı yeni ‘istiklal mücadelesi’ne davet ederken, ya 76 milyon sayısını hiç kullanmasın, ya da hain diye, çeteci diye, ajan diye gördüklerinin sayısını azaltsın.