Zaman 'normalleşme' zamanıdır

Bu satırları yazıncaya kadarki durum, malûm: AKP açık farkla önde... CHP ikinci, MHP üçüncü parti...

Bu satırları yazıncaya kadarki durum, malûm: AKP açık farkla önde... CHP ikinci, MHP üçüncü parti... Bağımsız adaylardan 20'den fazlası da Meclis'te...
Bu sonuç benim beklentimin tersineydi. Tarhan Erdem'in yönetimindeki son KONDA anketinin yanlış çıkmasını dilemiştim.
Bunu, bu sûtunda gerekçeleriyle yazmıştım. Seçmenlerin, başta CHP olmak üzere, AKP dışı partileri ve adayları güçlendirmesinde fayda olduğunu belirtmiştim.
Bu dileğim gerçekleşmedi. Ama dilek dilemekten bıkmayacağım. AKP'yi
başarısı için, KONDA'yı anketindeki isabet derecesi için kutlarken, şu temennilerimi dile getirmek istiyorum.
1- Tüm partiler, bu seçim sonuçlarını kendi içlerinde değerlendirmelidir.
Kayba uğrayan veya hedeflerine ulaşmaktan uzak kalan partilerin yetkili kurulları, her kademedeki örgütleriyle birlikte, kendi içlerinde gerçekçi bir özeleştiri süreci başlatmalıdır. Bunu, parti içi kavga haline getirmeden, soğukkanlı bir tartışma zeminine oturtmalıdır.
Seçimden en kazançlı çıkan ve yeni hükümeti yeniden tek başına kurma imkânını bulan AKP de, durumu gene soğukkanlılıkla değerlendirmelidir. Bundan, her yaptığının ve her söylediğinin seçmenler tarafından onaylandığı sonucunu çıkartmamalıdır.
Seçmenlerin çoğu, oylarını, partileri birbiriyle mukayese ederek kullanırlar.
Her birinin olumlu ve olumsuz yanlarını teraziye koyarak karar verirler. AKP'li kadroların herkesçe (hatta zaman zaman kendilerince de) kabul edilen yanlışlarını (ve saplantılarını) gördüğü halde, o mukayese sonucunda AKP'ye oy veren seçmen sayısı az değildir. Onlar AKP'den,
o yanlışlarını düzeltmesini beklerler.
2- Tabii, yukarıdaki beklentilerin gerçekleşmesinin bir şartı var: O şart, partilerimizin çoğunda artık rafa kaldırılmış gibi görünen "parti içi demokrasi"nin yeniden işlemeye başlamasıdır.
Bunun için, gerek her partiden siyasetçiler arasında gerek kamuoyu kesimlerinde gereken girişimler yapılmalıdır.
3- Seçim sistemimizdeki yüzde 10 baraj anormalliğinin verdiği zararlar meydandadır. Bu barajın kaldırılması zamanının çoktan gelip geçtiği, artık başta iktidar partisi, tüm partilerimizce kabul edilmeli, ve seçim kanunu buna göre düzenlenmelidir.
4- Partilerimiz arasında seçim kampanyası sırasındaki sertlikler artık tekrarlanmamalı, onun yerine karşılıklı anlayışa dayalı normal demokratik ilişkiler geçmelidir.
Unutmamak gerekir ki, bazı partilerin aldığı oy oranlarındaki değişikliklere rağmen, Meclis'in içindeki iktidar -muhalefet dengesi değişmemiştir. Hatta geçen seçimdeki -iktidar partisinin yüzde 34 oy oranıyla 366 milletvekili çıkarması gibi- 'temsilde adalet' ilkesine tamamen aykırı dengesizlik, Meclis'e giren parti ve bağımsız sayısının artması sonucunda azalmıştır.
Bununla, barajın altında kalan partilere oy veren seçmenlerin boşa giden oylarının oranı evvelce yüzde 45 iken, şimdi hayli azalmıştır. Yani eskisinden daha normale yakın bir durum ortaya çıkmıştır.
Bu normalleşmeyi yukarıda belirttiğimiz normalleşmelerin izlemesini dileriz.
(Bu yazıyı yazdıktan sonra, Başbakanın, televizyondan dinlediğim konuşması, bu açıdan umut vericidir. Bunu, o yoldaki diğer gelişmelerin izlemesini dileriz.)