scorecardresearch.com

Sokak, masa, müzik...

02/09/2011
Dünyanın ünlü şehirlerinin hepsinde masaları sokağa taşan restoranlar da var, sokak çalgıcıları da... İstanbul'da olmasın mı?

Fatih Türkmenoğlu’nun televizyon programlarını izliyor musunuz? ‘Hayat gezdikçe güzel’ başlığıyla CNN-Türk’te yayınlanıyor. Ben fırsat buldukça izliyorum.
Türkmenoğlu, programın adındaki gibi, geziyor. Genellikle Türkiye’nin turistik bölgelerinin ilginç yerlerini buluyor. Doğal güzelliklerinin yanında, insanlarını da tanıtıyor.
Geçenlerde sıra dışı bir şey yaptı. Türkiye’ye ara verip Avusturya’ya gitti. Salzburg’dan bir program yaptı. Oradaki izlenimlerini yansıttı.
O program da güzeldi. Bazı sahneleriyle bende, İstanbul’la ilgili bir konuya çağrışım yaptı. Beyoğlu’nda bazı sokaklardaki masalar ve çalgıcılar konusuna...
Masalar ve çalgıcılar, ben de biliyordum, yeniden hatırladım, Salzburg’da da vardır, Paris’ten Frankfurt’a, Atina’dan Belgrad’a kadar daha birçok şehrin belirli yerlerinde de...
Hava güzel olunca, lokantaların, kahvelerin önündeki sokaklara masalar çıkarılır...
Sokaklarda, sokak çalgıcıları çalmaya başlar...
Tabii, bu durumu beğenen de olur, beğenmeyen de... Ama beğenmeyen de buna ses çıkarmaz. Çünkü bilir ki, şehrin o yerinin özelliklerinden biri budur. Orası bu sayede hareketli bir cadde veya sokak veya meydan haline gelmiştir. Lokantaların, kahvelerin, dükkânların müşterisi o yüzden artmıştır.
Dışarıya çıkarılan masalar, yayaların yürüme alanını daraltıp yolun kalabalıklaşmasına neden olsa da, oraya gelen yayaların büyük bir kısmı, buna razıdır. Hatta oraya, biraz da o kalabalığın içinden geçip etrafı görmek için gelirler... Boş masa bulurlarsa otururlar. Yiyecek içecek ısmarlarlar. 
* * * 
O yerlerin bazı köşelerindeki müzik dinleme imkânı da, o ilgiyi artıran nedenlerden biridir.
Siz müzisyenleri, eğer isterseniz, yakınlarında durup dinlersiniz. Beğenirseniz, önlerinde çanak gibi bir şey vardır, oraya biraz bozuk para atarsınız.
Ya da civardaki masalarda oturuyorsanız, uzaktan duyarsınız. O zaman cebinizde bozuk para aramanız gerekmez.
Bunlar, renkleri arasındadır turistik yanları olan şehirlerin belirli yerlerinin...
Belediyeler, tabii, bu durumu önlemeye değil, teşvik etmeye çalışırlar.
İşyerlerinin belirli sınırları aşmamasını sağlayacak düzenlemeler yapmayı, elbette ihmal etmezler. İşgaliye bedellerini makûl ölçüler içinde saptayıp tahsil ederler. Belediye bütçesine o yoldan da gelir sağlarlar.
Ama bunu yaparken, oradaki canlılığın yok olmasına, o canlılıktan faydalanan insanların kazançlarının daralmasına, şehirlerinin turistik zenginliğinin azalmasına yol açacak adımlar atmamaya dikkat ederler.
Yani, İstanbul’un Beyoğlu Belediyesi’nin bu Ramazan ayında Asmalımescit başta olmak üzere, Beyoğlu’nun bazı semtlerinde başlattığı operasyonlara benzer şeyler yapmazlar.
* * *
Ezgi Başaran, Radikal’deki yazısında, o operasyonların başlangıcını anlatırken, bunda, Beyoğlu Belediyesi’nin tutumundan çok, bir başka ‘tesadüf’ün rolü olduğunu hatırlatıyor:
“(Asmalımescit’in en bilinen restoran sahipleri açısından) hikâye şöyle: 10 gün önce yine zabıta gelmiş, masaları çıkarabilecekleri mesafeyi beyaz çizgilerle belirlemişti. Çizgilere uydular. Sonra başka bir şey oldu... Başbakan, Berat Kandili nedeniyle Galata Mevlevihanesi’ni ziyaret ettikten sonra, dönüşte Asmalı trafiğine takıldı. Masalar ertesi gün kaldırıldı.”
Masalar, ertesi gün hemen kaldırılmış ama, bunun sonucu da şu olmuş: Asmalı’da cirolar hızla düşmüş. Bir ayda çıkarılan personelin sayısı 3 bini bulmuş. Eylül ayı da böyle geçerse, bu sayı daha da artacakmış.
Tabii, o üç bin kişi işini kaybederken, Beyoğlu da bir şeyler kaybediyor. İstanbul’un kendine özgü güzellikleriyle, bir kültür, sanat, edebiyat, tiyatro, sinema ve eğlence merkezi olan Beyoğlu... Dolayısıyla İstanbul da...
Ezgi Başaran Beyoğlu’nun kaybettiği şeylerden birinin de şu olduğunu yazıyor:
“Asmalı eğer bugün kapkaççıların ve tinercilerin dolaşmadığı bir yerse, sebebi bu esnafın yarattığı ciddi ekonomidir. Hatta belediyenin topladığı işgaliye masrafıyla Beyoğlu’nun temizliği bedavaya bile getirilir. Ki öyleydi.”

http://www.radikal.com.tr/106205310620534

YORUMLAR
(4 Yorum Yapıldı)
Tüm Yorumları Gör

BELEDİYE HAKLI, RESTORANLAR KAMU ALANINI GASP EDİYORLAR... - selinsan

Beyoğlu Belediyesi riske girmek pahasına bu işe el attı. Keşke her belediye bu cesareti gösterse. Mesela Fatih Belediyesi sınırları dahilinde daha beteri var. Umarım bir gün birileri harekete geçirir. Kaldırımlarda yürüyemez olduk. Sahiller hemşehrilerin işgali altında. Sayın Öymen'e gelince... Müzmin Halk Partilidir. Din gibi inanır ve savunur. Tipik jakobendir. İnönü'nün "Muhalefet hiçbir zaman tasvip etmez" anlayışının yaşayan temsilcisidir.

İLERİ D... - B.YÜKSEL

Sayın Başbakan'ın keyfine göre şekillenecek sokaklar!, Sayın Başbakan'ın sanat anlayışı ile dikilecek heykeller!, -yok öyle "ucubeler!" -Sayın Başbakan'ın kararı ile onarılacak -ya da çürüyecek!- AKM!, Sayın Başbakan karar verecek Cumhurbaşkanı'nın süresine!, Sayın Başbakan'a göre şekillenecek herşey! KOLAY MI SANDINIZ İLERİ DEMOKRASİLERDE YAŞAMI? B.YÜKSEL

Beklentimiz bu olamaz! - ayhan fahri

Dikkatinizi çekmemesi mümkün değil. Sayın Öymen son zamanlarda yoğun bir şekilde başka köşecilerden falan alıntı yapıyor ve kendisi Ak Parti’ye müthiş bir muhalif olduğu, daha doğrusu, ne olursa olsun, sol olan tüm sağa ve onları destekleyen kesime karşı olduğu için, bunu ‘malzeme’ olarak kullanmayı yeğliyor. Bu durumu yadırgamamak mümkün değil. Doğrusunu isterseniz, sayın Öymen’den umduğumuzu bulamıyoruz! Çünkü bunlar herkesin kolaylıkla yazdığı, yazacağı, hiçbir birikime ihtiyaç duyulmadan kaleme alınabilecek konular ve yazılar. Alıntı yaptığı bir köşeci, geçen günkü bir yazısında, hızlı tren iyi güzel de, diyordu, ‘ama’sı vardı. Hani her zaman uygulanan şu ‘ama’lardan. Neymiş: Bakan’ın tren kullanma ehliyeti olmadığı halde niye ta Konya’ya kadar hızlı treni kullanmış. Bula bula bunu bulmuş! Böyle birinden sayın Öymen alıntı yapabiliyor! İnsan hayret ediyor! Herhalde trenin döşenmiş ray üzerinde gittiğini unutmuş, her şeyin bilgisayarla idare edildiğinin farkında bile değil. Ama eleştirecek ya, azıcık bile olsa mantığa insaf katamıyor. Allah’tan sayın Öymen onun bu yazısını kullanmamış. Öymen gibi deneyimli bir siyasetçi/yazardan beklentimiz bunlar olamaz! Bizim beklentimiz bambaşka! Geçen günkü yazısından anladığımıza göre Sayın Öymen satrancı çok iyi biliyor ve İktidarı satranç oynayamamakla suçluyordu da, ne kendi Başkanlığı döneminde, ne de şimdi, mensub olduğu partiye acaba bu oyunun doğru ve ana muhalefete yakışacak şekilde oynanmasını niye önermedi, niye önermiyor? Çünkü partisi her seçimde ‘Şah Mat’ oluyor. Acaba sayın Öymen, iktidardaki oyuncuların bu satrancı, yurt içinde olsun, yurt dışında olsun, pek iyi oynadıklarını göremiyor, görmek istemiyor mu? Sıkıntımız şu: sayın Öymen, mesela, niye şu konularda yazmıyor: hiç de ‘yeni’ olmayan CHP’de olanları onaylıyor mu, Baykal döneminden farklı bir durum mu yaşanıyor, yoksa herkesin gözlemlediği gibi ‘eski hamam, eski tas!’ mı? ‘Değişim’ geçirilmesi sonunda yapılanlar CHP’yi özledikleri iktidar olmaya yaklaştırabilir mi? Kemal bey iyi bir seçim miydi, CHP’yi iyi yönetiyor mu, yahut yönetebilir mi? CHP’de yaşanan kargaşa iyiye mi alamettir? CHP aslında ne yapmalıdır, daha doğrusu ne yapmamalıdır! Sayın Öymen bunları söylemeli ki kendisinden biz de istifade edelim, CHP de!

Varsıllar Allah'ın sevgili kullarıdır - ismail niyazi aksoy

Beyoğlu'nun nasıl olması gerektiğini, Çiçek Pasajı'na yüz metre uzaklıkta olan bir okulun Grankur diye anılan mıntıkasının yeşil çimlerinde top hoplatmış olan yazarımızdan daha iyi kim bilebilir? Ancak imam hatip kökenli başbakanımızın estetik kaygılar dışında da bazı takıntılara sahip olduğu apaçık: Yazıda belirtildiği üzere inanç faktörü başrolde... Şimdiye kadar alkolün kökten yasaklanmamış olması başbakanımızın engin hoşgörüsünün kanıtı olsa da, mübarek ramazan ayında yol ortasında içki tüketilmesi bahaneyle önlenmiş oldu: Bu müesseseler ilerde sokaklara masa çıkarmak niyetindelerse, Anadolu illerinde görüldüğü üzere ramazan ayında tatil yapma fikrine kendilerini alıştırmaya başlasalar iyi olur. Öte yandan Tayyip Bey'in de Turgut Özal gibi zenginleri sevdiğine tanık oluyoruz. Laila ve benzerlerinin Boğaz'da yol açtıkları gürültü kirliliğine ve trafik tıkanıklığına kulak asmayan AKP'li belediyeler, varoş halkından olan Beyoğlu meyhaneci esnafına ve çalışanlarına karşı pek sertler...