Ahmet Çakar: Ben o moda programlarını birbirine katarım!

Eski hakem, futbol yorumcusu Ahmet Çakar: "İngiltere'de göremezsiniz. İsveç'te, Norveç'te hiç göremezsiniz. Adama deli muamelesi yaparlar. Bir maçtan sonra bir adamın 3-4 saat konuşmasına devlet müdahale eder, 'Bunlar ruh hastası mı' diye. Bizdeki gibi bir şey yok... Bizimki spor programı değil reality show. Biz spor programı yapamaz mıyız? En kralından daha iyisini yaparız. Bana göre en iyi ekip bizde. Ertem'i var, Rasim gibi troll var... "
Ahmet Çakar: Ben o moda programlarını birbirine katarım!

Ben hiç futbol bilmem Ahmet Bey. Ama bence siz ekranın en iyi karakterlerinden birisiniz...
Biz de futbol konuşmuyoruz ki zaten. Bana diyorlar ki neden futbol konuşmuyorsunuz? Bana görüntü vermiyorsunuz. Lig TV ve TRT haricinde kimsede görüntü yok. Siz kulüp başkanları bize doğruları söylüyoruz diye idmanları kapatıyorsunuz. Yöneticiler bizle konuşmuyor, futbolcular bizle konuşmuyor. Biz ne konuşabiliriz? Antrenmanı kapatmışsın. Maç görüntüsü vermemişsin. Nasıl bir performans beklerisiniz bizden?

Hakemliği çok erken bıraktığınız söyleniyor, bir de hiç açıklamamışsınız neden bıraktığınızı?
36 yaşındaydım bıraktığımda. Ben hiçbir şeyde ayağa düşmeyi sevmem. Artık vücut, kafa, beyin, özellikle beyin götürmüyordu. Cazibesini yitirmişti. Bırakmak gerektiğini düşündüm. Eskisi kadar keyif almıyordum. Özellikle son bir yıl falan. Hemen hemen her şeyi yaşamıştım. Çocuğum da yeni olmuştu. Eşim ikinci çocuğuma hamileydi.

Mesela geçen hafta Galatasaray-Beşiktaş maçı vardı galiba. Herkes bir maçı seyreder. Ondan sonra maçın üstüne 4 saat, 5 saat goygoy yapılır. Niye böyle bir şey var hayatta? Bir maçın aynı pozisyonunu neden milyonlarca kez izleniyor.Bir defa Türk toplumu olarak biz diğer Avrupa devletlerinden farklı şekilde keyif alıyoruz. Dedikoduyu, öküz altında buzağı aramayı çok seviyoruz. Yenilgiyi mutlaka farklı nedenlere bağlamak gibi arzumuz var. Entrikayı seven bir milletiz. Şimdi futbol da öyle dişi bir olay ki bu işi herkes bilebilir. Artı futbol hakkında profesörün de yorumu doğru olabilir, sokakta simit satan bir adamın da yorumu doğru olabilir. Futbolda birinin kazanıp kazanmadığını belirleyen şey bir insanın düdüğüdür. Ve mutlaka futbolda da hakem hataları olduğu için hele hele ülke futbolunda da çok entrikalar olduğu için, doğru olup da yanlış yerlere çekilebilecek olan çok şey olduğu için bu dedikodu ortamını Türk halkı seviyor.

Bu bir tek Türkiye’de mi böyle?
Akdeniz kuşağında böyle. Mesela İtalya’ya gidin, benzeri programlar görürsünüz. İspanya’ya da gidin görürsünüz. Brezilya’ya da gidin görürsünüz. Ama İngiltere’de göremezsiniz. İsveç’te, Norveç’te hiç göremezsiniz. Adama deli muamelesi yaparlar. Bir maçtan sonra bir adamın 3-4 saat konuşmasına devlet müdahale eder, “Bunlar ruh hastası mı” diye. Bizdeki gibi bir şey yok. Çünkü halk alışmamış buna. Hakem kararını vermiş, maç bitmiş!

Hakemler taraf tutar mı?Tutmaz.

Takım tutmaz mı?Tabi ki her hakem takım tutar, neden tutmasın? Çünkü hakemliğe geçen adam çocukluğundan beri futbol sevdalısıdır. Ama sahada maç yönetirken asla. Sahada hakeme iki şey bilerek hata yaptırır. Birinci rüşvet, ikincisi baskı. Baskı o andaki seyirci baskısı değil. Mesela daha önce o takımın maçını yönetmişsinizdir 1 ay önce. O takım size çok büyük bir reaksiyon göstermiştir. Otomatik olarak bilinçaltınız etkilenip bir sonraki maçta hatalar yapabilirsiniz. Onun haricinde şu takım, bu takım yok. 40 bin kişi seyircide olsa etkilenmiyordum. Bende böyle oluyordu.

Peki hakem aleyhine yapılan tezahürat?
Çok keyifli bir duygudur. Tabi çok keyifli bir duygudur. Bunu kim söylerse söylesin yalan söyler. Düşünebiliyor musunuz 40 bin kişi size küfrediyor! Eğer siz kararınızdan eminseniz o tezahürat size madalya gibidir. Ama kararınızdan endişe duyuyorsanız bırakın 40 bin kişiyi, tribünde sadece 4 kişi olsun, onların bağırması sizin moralinizi bozar. Yeter ki siz verdiğiniz karardan emin olun.

Türk futboluna siyasetin karışmasını doğru buluyor musunuz?
Türk futboluna siyasetin karıştığı yok. İnanmayın bunlara. Türk futboluna siyaset asla çok fazla bulaşmamıştır. Eskiden de öyleydi. Zaman zaman bulaşır. Ama dünyanın her yerinde siyaset azıcık bulaşır. Bulaşmalı da!

Niye?Futbolu yöneten adamlar siyasetçilerden daha mı namuslu? Eğer bir ülkede bir aktivite o ülkenin sosyal yapısı için çok önemliyse, ki futbol Türkiye’de böyle, ben bugün Başbakan olsam futbola bulaşırım. Futbolun iyiliği için. Siyasetin şu açıdan bulaşması yanlıştır. Biri sahayı kapatacak. Torpille sahayı kapatırsa bu yanlıştır. Ama dünyada her yerde hükümetler, sponsorlar, futbola bulaşmışlardır, bulaşıyorlar.

Mesela Çarşı grubunun hükümete darbeden yargılanmasını nasıl buluyorsunuz?
Çarşı grubu çok farklı bir grup. Bana göre bir taraftar grubu değil. Taraftar grubu yanlışıyla doğrusuyla Türk sosyal yapısında bir yer işgal etmeye çalışan sivil toplum kuruluşu diyelim. Sadece taraftar grubu değil. Aslında Çarşı’nın içindeki radikal insanları dışarı çıkarttığımız vakit Türk sporu için de, Türk sosyal yapısı için de faydalı olur. Ama Çarşı’da öyle adamlar var ki... İşin içinde uyuşturucu satan var, teröre bulaşmış olanı var. Bu radikal grupları ayıkladığınızda Çarşı grubu enteresan bir grup. Açık konuşayım büyük taraftar grubunun ülkede darbe yapabileceğine inanmıyorum. İsteseler de yapabileceklerine inanmıyorum.

Yani?O anda Çarşı grubunun liderleriyle, Gezi olayları sırasında, para karşılığı o Çarşı grubuna bazı eylemleri provoke etmek amacıyla bazı tapeler varsa... Var mıdır yok mudur bilmiyorum... Varsa bile darbeye girmez de toplumda asayiş problemi suçlamasıyla yargılanması gerekir. Ama şunu söylüyorum, hiçbir taraftar grubunun imkan ve kabiliyet olarak darbe yapabilecek gücü yoktur.

Büyük sempati topladı biliyorsunuz. Gezi olaylarında Çarşı en sempati toplayan grup oldu.Tabi. Gezi olaylarında da sizinle veya başka insanlarla farklı düşünebilirim. Ben çok demokrat birisiyimdir.

Ama sizi çok cinsiyetçi buluyorlar?Hiç alakası yok, neden?

E herhalde ettiğiniz birkaç laftan dolayı...
Mesela?..

Sanırım futbolcu eşleriyle ilgili bir şeyler söylemişsiniz...
Türkiye’de tuhaf gazeteciler var. Entelektüel bir mafya vardır. Bunun içinde kimler var bir düşünürsem isimleri bulabilirim. Ben bu entelektüel mafya gibi düşünmüyorum. Onlar gibi olan herkes ya çağdışı ya avam ya hükümet yalakası!

Size de diyorlar ‘hükümet yalakası’ diye?Asla. Çok açık konuşayım. Tabi ki siyasi görüşüm var ama ben siyaset konuşmam. İki nedenden dolayı. Söylediğiniz her laf speküle edilir. Ben mesela desem ki şu anda “Tayyip bey çok başarılı”, bana otomatik olarak şu yakıştırma yapılır, ki ben de başkasına bu yakıştırmayı yaparım; “Bu hükümet yalakası, hükümetten maddi-manevi menfaatleri var, tırstığı için, korktuğu için hükümete yalakalık yapıyor”. Veya hükümeti eleştireceğim. Derler ki “Bu CHP’li, MHP’li, HDP’li veya paralel”. O yüzden ben şu anda hiçbir yorum yapmıyorum. Ben yalnız şuna inanıyorum, hiçbir hükümet yüzde 100 başarılı değildir, hiçbir hükümet de yüzde 100 başarısız değildir. Gezi olayında ise görüşüm başlangıçta çok iyimser, çok medeni, çok yeşilsever bir düşünceyle başladı. Ama dış güçler. Uluslararası örgütler, bazı provokatörler sayesinde iş amacından saptı. Benim hayatım oralarda geçti. Gezi Parkı İstanbul’un en rezil parkıdır. Çünkü bir akşam gidin, Gezi olaylarından önce esrar satışı orada, kadın satışı orada, transseksüel satışı orada. Anadolu’dan gelmiş adamları kerizlemek orada! Öyle yeşil falan da yoktur. Beton bir yer! Yıldız Parkı deseniz, Belgrad Ormanı deseniz haklısınız. Ama bütün bunlara rağmen Gezi Parkı bir semboldü. Öncelikle yeşili korumak, Taksim’deki dokuyu korumak için başlatılmıştı. Çünkü niye? Bir sabah oradan geçtim, Gezi Parkı’nın 5’nci veya 6’ncı günleriydi. Bu bilimkurgu filmlerindeki yapay şehirler gibi görünüyordu. AKM’nin orada tuhaf terörist resimleri! Bana göre iyi başladı, kötü bitti olay.

Galatasaray’ın Cumhurbaşkanını ziyarete gitmesini nasıl yorumluyorsunuz Ahmet Bey?Galatasaray takımının maç günü Cumhurbaşkanını ziyaret etmesini sportif açıdan doğru bulmuyorum. Muhtemelen öğlen saatlerinde gerçekleşen bu olay oyuncuları ruhen ve bedenen yorar, maç konsantrasyonlarını azaltır. Dünyanın her yerinde futbolcular maçtan 6-7 saat önce yemeklerini yerler ve dinlenmeye çekilirler. Dolayısıyla bu ziyaret Cumhurbaşkanlığı, Anıtkabir ya da herhengi bir yere dahi olsa sportif açıdan yanlıştır!

Siyasal açıdan doğru bir şey mi sizce? Yani Galatasaray’ın bu kadar taraf gibi gözükmesi doğru mu?Galatasaray kulübünü Albdülrahim Albayrak Cumhurbaşkanına götürmesi taraf olarak görülmez. Artık Türkiye böyle yakıştırmaları, havadan nem kapmaları bırakmalıdır. Bu ziyaret siyasi açıdan hiçbir şey ifade etmez ve etmemelidir. Tıpkı Tayyip Bey’in iyi bir Fenerbahçe’li olduğunun bilinmesi ve bunu sık sık ifade etmesinin siyaseten hiçbir önemi olmadığı gibi.

Ne kadar garip bir hale geldik?
Maalesef. Yani şu anda açık konuşayım. Hükümetin bir doğrusunu söylemeye çekiniyorum. Hemen yandaş damgası yememek için...

‘Beyaz Futbol’da çok taraf insanlarla oturuyorsunuz...Erman ile Rasim, büyük oranda taraf. Ya mesela “Bedelli askerlik bana göre doğru değil” diye bir tweet attım. Bana dediler ki sen AKP düşmanısın. Hayır!

Niye doğru bulmuyorsunuz ‘bedelli askerliği’?İki nedenden doğru bulmuyorum. Önce egoistçe düşünelim. Ben gittim 18 ay çatır çatır askerlik yaptım. Niye ötekisi yapmıyor. Bu 3-5 senede bir birilerine denk geliyor. Piyango gibi. İki, şu an parası olan adam 18 bin lirayı veriyor, hiç gitmiyor. Peki şu anda ekmeğe muhtaç, köyde yaşayan, 29 yaşına kadar askere gitmemiş bir çocuk... Bu 18 bin lirayı nasıl verip gitmeyecek? Hayatı boyunca 18 bin lira kazanamayacak ki. Köyde yaşıyor.

Eşitsiz mi buluyorsunuz?Bunu sayın Başbakan da 8 ay önce söyledi. Ben bunu söylediğim zaman hükümetin karşıtı oluyorum. Ama hükümetin doğrularını söylediğim zaman da hükümetin yalakası oluyorum. İyisi mi hiç siyaset konuşmuyorum!

Futbol yorumculuğu da zor bir iştir.Hayır, futbol yorumculuğu dünyanın en kolay işlerindendir. Niye? Ben bugün Aziz Başkan’a (Yıldırım) da vururum, (Duygun) Yarsuvat’ı da eleştiririm. Ama hiç kimse onları eleştirdiğimden dolayı bir şey takmaz.

Çok insan ilgileniyor ya bu meseleyle, atıyorum bir laf ettiniz ertesi gün büyük tepki geliyordur. “Niye bu lafı ettim” dediğiniz olmuyor mu?Hiç. Ben çekinmem ki öyle! Bana zor gelen şu; bugün bazı futbol kişileri, Türk mahkemelerini caydırıcı silah olarak kullanıyor. A diyorsunuz mahkeme, B diyorsunuz mahkeme. Ne oluyor otomatik olarak? Adalet Sarayına çok fazla giden bir adam durumundasınız. Onun haricinde başka hiçbir şeyden çekinmem.

Çok mu fazla davanız var?Şu an aşağı yukarı 25 davam var tazminat ve ceza olmak üzere. Hukukçu gibi oldum son 3 senede. Savunmalarımızı biz yazıyoruz avukatla beraber. Gidiyoruz, takip ediyoruz. Başa gelen çekilir.

Magazine de bulaşıyorsunuz zaman zaman. Mesela Nur Yerlitaş...Ona ‘ekran hayvanı’ dedim. Ama tabi ki bu bir hakaret değildi. ‘Screen Animal’ bunun gerçek ismi. Ben de bir ekran hayvanıyım! Konuştuğu vakit kendini dinlettiren, jest ve mimikleriyle ilgi toplayan kişiye, ekran hayvanı deniyor. Nur Yerlitaş’a ben bunu dedim.

Futbolcu eşlerinin bu kadar magazinin içinde olmasını nasıl buluyorsunuz? Niye biz futbolcu eşi tanırız hayatta?
Futbolcu eşlerinin çoğu görgüsüzdür. Görgüsüz olmakta çok kötü bir şey değildir. Çünkü görgü aile ve yaşamla birlikte yapılmış bir birikimdir. Muhtemelen orta halli aile kızları gençlik yıllarında futbolcuyla evleniyor. Ve daha sonra birden korkunç paralara sahip oluyorlar. Adam kazanıyor ama ailenin parası. Ondan sonra birden lüks arabalar, marka kıyafetler, basında boy göstermeler... Bu sadece Türkiye’de değil. İngiltere’de de böyle. Orada da futbolcuların mankenlerle evlenme hastalıkları var. Yani futbolcu eşleri maalesef görgüsüz oldukları için parayı bulduklarında kocasının şöhretlerine yetişebilmek için onlar da magazin basınına çoğu zaman düşerler.

Futbolun magazin tarafı daha çok ilgi çekiyor aslında.
Futbolun magazin tarafı çok kötü. Çünkü futbol, birkaç kişi dışında, cahil insanlardan oluşuyor. Eşleri de öyle. Onlar marka kıyafet giyindi mi, lüks arabaya bindi mi bir şey olduklarını sanıyorlar. Hayat onlar için öyle, benim için öyle değil. Bana göre çok zavallılar! Bu işte 10 sene ekmek yersiniz. Ayağınız kırılırsa falan ertesi gün ekmek kesilir. Ondan sonra çoğunuz ekmeğe muhtaç olursunuz. Ben de diyorum ki o futbolcu hanımlarına marka giyip, lüks arabalara bineceğinize o paralarınızı yatırım yapın. Çünkü 30’dan sonra siz bir hiçsiniz parasal olarak. Ayda 2 trilyon kazanan bir adam futbolu bıraktıktan sonra ayda 200 bin lirayı bile zor kazanır. Normal şartlarda kazanamaz. O paralar çok çabuk biter. ‘Bugün Ferrari al, yarın sat Jaguar’a bin’ günleri çok geride kaldığı an “ah” dersiniz. Ben onlara iyilik yapıyorum. O kızlar da görgüsüz dediğim için bana kızmasınlar. Yuvayı dişi kuş yapar! Dolayısıyla bu görgüsüzlük, yarını düşünmemek, ağustos böceği gibi yaşamak çoğu futbolcu için ilerleyen yıllarda hüsran getirir. Maalesef birçoğu da böyle gidiyorlar. Popüler kültürün esiri olmuş, gidiyorlar.

Futbol bir popüler kültür mü Ahmet Bey? Ben futbol popüler kültürdür yazdım, bana çok kızdılar.Evet, kesin olarak popüler kültürdür. Hem de popüler kültürün içinde en rezil olanıdır.

Mesela ben televizyoncuyum. Televizyoncuyum dememe kızıyorlar. “İnsanları popüler kültürle zehirliyorsunuz” gibi. Ben de dedim ki “Futbol da popüler kültür. Bütün gün oturup onu konuşuyorsunuz”. “Hayır futbol spordur” dediler...Bu dünyada birçok şey popüler kültürdür. Sağlık programı adı altında seyrettiğimiz programların ve yayınların çoğu büyük baronların manipülasyonudur. Bu kadar basit.

Programa çıkmadan ne konuşacağınızı biliyor musunuz?Hiç. Bizde yüzde 99 oranında her şey spontane gelişir. Kavgalar da, espriler de, söylemler de hepsi spontane!

Ama konu başlıkları bellidir.
Konu başlıkları belli. Ama sonrasını bilmiyorum. Çünkü maç biter bir olay çıkar bütün gece o olay konuşulur. Bir maç biter, birisi edep yerini tutar onun üzerine 2 saat konuşulur. Maç biterken ufacık bir olay olur. Bir milli maçta kalecinin korumaları basına saldırdı, 3 saat onu konuştuk filan… Onun için isteseniz de kurguda gidemezsiniz.

Milli takımın bu seneki başarısızlığını neye bağlıyorsunuz?Bu sene için demiyorum. Türk futbolunda çöküş 5-6 senedir var. Türk futbolunun lehine değil cepleri ve günü kurtarmak amaç. Her kulüp için demiyorum ama büyük parayı cebe indirmek isteyenler de pek az değil. Yapılmış yanlışların bedelini ödüyoruz şu anda.

Böyle gidecek o zaman bu.
Bir yerde dibe vuracak ondan sonra tekrar çıkış başlayacak.

Fatih Terim’e çok para verilmesini eleştiriyorlar ya…
Fatih Terim’e para verilmesi olayı beni ilgilendirmez. Fatih Terim silah dayayıp almıyor. Veriyorlar ki alıyor. Veren de devlet değil, Futbol Federasyonu. O beni ilgilendirmez. Niye Fatih Terim’in parası konuşuluyor da Cem Yılmaz’ın kazandığı para konuşulmuyor? Cem Yılmaz banka reklamlarından trilyonluk paralar kazanırken niye o konuşulmuyor?

Demirören’e de çok kızıyor taraftarlar.
Demirören’e neden kızıyorlar? Demirören, Beşiktaş’ta başarılı olamadı. Futbol Federasyonu Başkanı oldu. Orada da şu zamana kadar görülen o ki bir başarısı yok. Bundan dolayı.

Bu Passolig meselesine ne diyorsunuz Ahmet Bey?
Passolig prensip olarak çok faydalı. Çünkü niye? Bu ülkede son 5 yılda en az 15 kişi ölmüştür. Stat içi, stat dışı, evine giderken, maç öncesi, yolda… Hatırlarsınız, ölümler olmuştur. Passolig içeri giren çıkan insanları belirlemek için yapılmış bir uygulamadır. Yani giren adam kimliğini verecek. Siz uçağa langır lungur girebiliyor musunuz? Hayır. Kimliğinizi istiyor, yeriniz belli, koltuğunuz belli. Öyle binebiliyorsunuz.

Ama bir yandan da insanı fişleyen bir tarafı var.İnsanı fişlemek nedir? Kimlik. Zaten kimlik de insanın elinde. Ya şu anda bugün devlet, bankalar, Türk Hava Yolları herkes her şeyi biliyor zaten! Nerede oturur, ana adı ne, baba adı ne, vatandaşlık numarası ne hepsini biliyor. Siz Türk Hava Yolları’nda vatandaşlık numaranızı vermiyor musunuz? Fişlenmek ne demek. Ben inanmıyorum fişlenmeye. Ya sen neden fişleneceksin? Adın, soyadın belli. Fişlenmek ne demek. Fişlenmek şudur: Alevi kökenlidir, sol görüşlüdür, ateisttir veya Yozgat’lıdır aşırı ülkücüdür filan. Fişlenmek budur. İsim, soyadı, adres, vatandaşlık numarasının neresi fişlemek? Nüfus dairesinde var zaten. Bankada yok mu sizin fişiniz?

Tribünler de hükümet aleyhine yapılan tezahüratı engellemek için yapıldığı hakkında bir görüş var ya...
Asla. Bu tribünlerden sahaya atlayan, tribünlerde birbirini döven, tribünlerde huzursuzluk yaratan kişiler için stat terörünü bitirmek adına yapılmış bence akıllı bir uygulama. Gezi ile Passolig’in hiçbir alakası yok ki. Ne alakası olabilir? Allah aşkına onu söyleyin bana.

Gezi’den sonra bir takım taraftar grupları çıktı, ikiye bölündüler filan.
Bakın. Bu 3 sene önce çıkmış bir kanun. O kanun der ki ‘elektronik bilet uygulaması yapacaksın’. Daha Gezi yok ortada. Gezi bu kanundan 1 buçuk yıl sonra oldu. Passolig sana maça gelme demiyor ki sadece bir şey istiyor senden.

Çocuğunuz var değil mi Ahmet Bey?2 kızım var.

Seyrediyorlar mı sizi?Hiç sevmezler. Futbolu sevmezler, beni seyretmeyi de sevmezler. Belki heyecanlanıyorlar ondan dolayıdır.

Eşiniz?..O da fazla seyretmeyi sevmez. O da heyecanlanıyor. Çünkü bir sebebi şudur. Ben bu televizyon programları yüzünden 10 sene önce 5 kurşunla vuruldum. Ölümden döndüm. Karım bu yüzden haklı olarak bu televizyon programlarına çıkmamı istemiyor, televizyon programlarında sert ve sivri konuştuğum vakit aklına o 10 yıl önceki nahoş olay geliyor. Bu yüzden de heyecanlanıyor, seyretmiyor.

Siz ne seyredersiniz televizyonda?Ben asla dizi seyretmem. Ben spor programı da seyretmem. Ben sadece haber programı seyrederim. Hayatımda hiçbir diziyi tam izlediğimi hatırlamam. Türk filmi izlemem. Yabancı film olursa güzel, izleyebilirim. Onun haricinde hiçbir şey seyretmem.

Kitap, gazete?..Mutlaka. Ne bulursam okurum. Ama hiç kimse bana yerli dizi seyrettiremez.

Müzikle ilgilenir misiniz?Hiç, özel olarak ilgilenmem.

Popüler kültürle ilgileniyorsunuz ama. Nur Yerlitaş’ı seyrediyorsunuz.Birkaç defa gördüm. Dikkatimi çekti. Birkaç defa da seyrettim. O bir moda programı değil mi? Öyle diyorlar. Ama o bir moda programı değil. O bir şov programı. Reality show. Bizimki spor programı değil mi? Hayır, reality show. Hayat zaten reality show değil mi? Bizimki de Nurella’nın programı da bir reality show. Biz spor programı yapamaz mıyız? En kralından daha iyisini yaparız. Bana göre en iyi ekip bizde. Ertem’i var, Rasim gibi troll var...

Troll mu diyorsunuz ona?
Troll. Türk futbol tarihi Rasim gibi büyük bir troll daha yetiştirmemiştir. Dünyada ki en yetenekli trollerden birisidir Rasim Ozan Kütahyalıdır.

Programa çıkmadan önce gerilir misiniz Ahmet Bey?Hiç gerilmem. Mesela bu akşam 3 tane profesör getirin uzay geometrisi konuşalım 3 saat. Ben çıkar konuşurum.

Ama bilgili olduğunuz için...
Az çok. Hocalar kadar bilemem ama. Hocalar yüzde 100’lük kısımda yüzde 90 bilirken ben yüzde 10’luk kısmını bilsem de çıkarım. Geriye kalan alanı da çeneyle kapatırım, halk da hiçbir şey anlamaz.

O zaman moda programında jüri de olabilirsiniz siz?
Moda programını birbirine katarım! O kızları birbirine düşürürüm. O kızları kovarım stüdyodan. Amuda kaldırırım!

Sizi televizyon için kim keşfetti Ahmet Bey?
Rüyhan Duralı.

Sizi nereden keşfetti?Rahmetli Kazım Kanat’la bir spor programı yapıyoruz. Onu seyretmiş. Ertesi gün aradı. Dedi ki abi kafamda bir program var. Küreler düşecek filan. Yapar mıyız? Biz bir başladık 120 tane program filan çektik onunla.

Çünkü bu televizyonculuğun en güzel tarafı izlenecek insanı bulmaktır. Ne kadar maç iyi olursa olsun oturun konuşun saatlerce, ama izleyecek insan yoksa olmaz.Bu kadar basit. Bir de şu var. Televizyonda ne söylediğiniz kadar nasıl söylediğiniz de önemlidir. İnsanlar bana soruyor. Ben çok bilgiliyim, elim kolumda düzgün neden bana televizyonlar şans vermiyorlar? Zaten bu soruyu sorduktan sonra o kişinin hiçbir şey bilmediğini anlıyorum.

Siz televizyonda sürekli “Ben uyuşturucuya karşıyım” diyorsunuz... Ben uyuşturucuya karşıyım. Niye, hepimizin çocuğu var. Şimdi, sigara uzun vadede öldürür lafım yok, içki öldürmeyedebilir ama uyuşturucu öyle değil. Çok yakın arkadaşlarımın yakınları 6 ayda gitti bu uyuşturucudan. Uyuşturucu satıcısının idam edilmesi taraftarıyım. Satanın tabi ki. Torbacı değil. Baron diyelim. Hepsi idam! Şöyle bir şey var. Uyuşturucu para için 15-16 yaşındaki gençleri ölüme sürüklemenin ne anlamı var? Terörü bile anlarım biliyor musun? PKK’lıyım diyen de diyor ki ben özgürlük istiyorum. Ben gerilmem. Onu bile anlarım. Ben savaşıyorum diyor. Kabul etmem ama anlarım. Hırsızı da anlarım. Aç çalıyor ya. Dolandırıcıyı anlarım. Dolandırıyor. Banka hortumcusu, onu da anlarım. Yakalansa 35 yıl yatıyor. Ama o zamana kadar belki 35 çocuğun hayatını bitirdi.

Eşiniz artık çıkma, artık yeter diyor mu?Benim hanım hep der.

Ama dinlemiyorsunuz?Ben yanlış bir şey yapmıyorum ki.

Sizin bende insanlara tepeden bakan bir algınız vardı.Bununla hep karşılaşıyorum. Ama hayatımda hiç kimseye tepeden bakmadım. Hiçbir zaman bir insanı bilerek, isteyerek kırmadım. Burada nasılsam evde de öyleyim.

Televizyonda hep son sözü siz söyleyeceksiniz gibi hava var ya belki de bize bu yüzden böyle geliyor.
Şu var. Televizyonda bazen raconlar olur, kavgalar gerekir. Şunu söyleyeyim. Normal hayatımda olabildiğince uyumlu, demokrat, insan haklarına saygılı bir adamımdır. Ama istersem televizyonda, özel hayatımda çakal olurum. İtle it, efendiyle efendi olurum. Kabaca böyle söyleyeyim.

Hocam siz popüler kültürde bazen herkese sallıyorsunuz ama...Tabii. Popüler kültürün Türkiye’deki en kötü örneği de Sezen Aksu’dur.

Niye?Hiç hoşlanmam.

Neden hocam? Çok severim ben de.Bireysel olarak tanımam. Maalesef entelektüel mafya bazı adamları dokunulmaz kılıyor. Zeki Müren’e de dokundurmaz entelektüel mafya. Zeki Müren de kötü bir popüler kültür figürüdür bana göre. İyi sanatçı olabilir. Cinsel tercihi beni hiç ilgilendirmez. Bilakis saygı da duyarım. Birkaç defa konuşmasına şahit oldum. Son derece suni, yapmacık konuşan, genel geçer doğruları konuşan birisi, Türkan Şoray gibi. Türkan Şoray konuştuğu vakit insan konuşuyor gibi geliyor mu size? Çok suni, ağız hareketleri bile. Aman insanlar benim hakkımda bir şey düşünmesin. Hep politik doğrular. Yok, böyle bir şey...

Candan Erçetin’i sever misiniz?Sevmem.

İlginç. Hocam kimi seviyorsunuz?Seni çok seviyorum. Konuşmadan önce de severdim. Onun için hemen kabul ettim seninle konuşmayı. Doğalsın. Ben yapmacık adamı sevmem. Bülent Ersoy’u gariptir seviyorum. Çünkü samimi. Nurella’yı seviyorum.

Candan Erçetin’i neden sevmiyorsunuz?Konuşmayalım ya!. Candan da aynı familyadan işte. Kimseye bulaşmadan, üstten bakarak bir yaşam!

Siz Ak Saray’a gittiniz mi?Hayır canım gitmedim. Mesela çağırdılar diyelim, çıktım mı da Hülya Avşar gibi demem. Beğenmişsem çok güzel bir Cumhurbaşkanlığı sarayı olmuş derim, beğenmediysem de eksikliklerini söylerim. Bunların hepsi Türk halkıyla oynayan, o sanatçı kesim. Ama bunu lütfen yazın. Türkiye’de şu anda siyaset eleştirisi yok. Ya mevcut iktidar yüzde 100 haklı ya mevcut iktidar yüzde 100 hatalı. Bu eşyanın tabiatına aykırıdır. Normal eleştirme şöyle olmalıdır. İktidar bunları bunları çok güzel yaptı, keşke şunları da böyle yapsaydı. Ama şu an televizyonu açtığım vakit bazı kanallarda iktidar yüzde 100 haklı bazı kanallarda iktidar yüzde 100 haksız. Bu tamamen inandırıcılığını kaybediyor. İşte bakın bizim futbolda böyle olmuyor. Nasıl oluyor? Fenerbahçe yönetimini eleştiriyoruz, Aziz Yıldırım şike yaptı diyoruz ama şu konuda da haklı adam diyoruz. Çünkü niye, korkmuyoruz. İnsanlar iktidar düşmanı olmaktan veya iktidar yakalası, yaftası olmaktan çekindikleri için her şeye tamam diyorlar. Ama bu doğru değil.