'Çığlık atalım'

Zaten hiçbir sorunumuz için artık hukuka başvurmamıza da gerek yok! Ne gerek var mahkemeye, falan. Çığlık atalım!

2014 yılının başından bu güne 13 küçük çocuk ölü bulundu. Türkiye daha ‘çocuk gelin’ tartışmalarını çözememişken, şimdi yepyeni bir sorun ile karşı karşıya.

13 küçücük can, dört ayda feci şekilde can verdi. Bu talihsiz çocuklardan dördü ‘canice’ öldürüldü. Diğer dördü havuz ve su kenarlarında, üçü dağlık ve arazilik alanlarda, bir diğeri de inşaatta inşaatlarda maalesef ölü olarak bulundu.

Uluslararası Çocuk Merkezi, Türkiye’de Ocak 2010 ile Kasım 2013 arasında, 377 çocuğun cinsel istismara uğradığını açıkladı.
Rakamlar korkunç! Ve maalesef rakamlar giderek büyüyor.

TÜİK araştırmalarına göre 2008’den bu yana emniyete yapılan kayıp çocuk başvurusunda, yüzde 123 artış var. Bu kayıpların yüzde 65’ini ise kız çocukları oluşturuyor.

Giderek vahim hale gelen bu tablo ortada iken Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Ayşenur İslam çok ‘pratik’ bir çözüm önerdi (!) ebeveynlere: “Çocuklara çığlık atmayı öğretin. İstemedikleri bir durumla karşılaştıklarında çocuklarımızın çığlık atması gerekiyor.”
Şaka değil, gerçek!

Zaten hiçbir sorunumuz için artık hukuka başvurmamıza da gerek yok! Ne gerek var mahkemeye, falan. Çığlık atalım! Eğer çığlık atmak giderek büyüyen sorunları çözecek ise elimizden alınan özgürlüklerimiz için “çığlık atalım.”

1 Mayıs’ta alanlarda olma özgürlüğümüz için “çığlık atalım”,

Seyahat özgürlüğümüz için “çığlık atalım.”

Sosyal medya özgürlüğümüz için “çığlık atalım.”

Anayasal bir hak olmasına rağmen, toplantı ve gösteri yürüyüşü hakları için “çığlık atalım.”

Basın özgürlüğü için “çığlık atalım.”

Fikir ve ifade özgürlüklerimiz için “çığlık atalım.”

Yaşam tarzımız için “çığlık atalım.”

Afife Ödülleri 

Afife Ödülleri bu yıl 18’inci kez sahiplerini buldu. Bulmasına buldu ama Afife ile ilgili en büyük tartışmalar da sanıyorum bu yıl yaşandı. 

Ali Poyrazoğlu’nun önderliğinde toplanan tiyatro sanatçıları, ön jürinin ‘tarafsız’ olmadığı hatta oyunlardan bazılarını seyretmeden adayları açıkladıkları gerekçesi ile seslerini yükselttiler.
En büyük itiraz Afife Ödülleri’nde ‘komedi’ dalının kaldırılması idi. Ki bunun gerekçesini ben de anlamadım açıkçası. Eğer bu daldaki ödüllerin kaldırılma gerekçesini Afifeciler açıklarsa en azından ben çok sevineceğim. 

Yani şu mu denilmek isteniyor: “Türk Tiyatrosu’nda komedi çok kötü yapılıyor. Hem prodüksiyon, hem oyunculuk olarak Türk Tiyatrosu’nun komedi anlayışı yerlerde süründüğü için biz bu dalı kaldırdık” mı denilmek isteniyor? 

İsmail Dümbüllü’ye, Nejat Uygur’a, Gazanfer Özcan’a, Adile Naşit’e, Suna Pekuysal’a, Erol Günaydın’a, ayıp etmiş olmuyor mu Afife? 

Komedi seven tiyatro seyircisine ayıp etmiş olmuyor mu? 

Oysa en zoru değil midir, komedi oyunculuğu? 

En zoru değil midir insanları güldürebilmek? 

En iyi muhalefet ‘komedi’ ile ‘kabare’ ile yapılmaz mı? 

Hele ki Türkiye bu kadar sıkıntılı bir süreçten geçerken ‘komedi’ tiyatrosuna, ‘kabareye’, ‘gülmeye’, ‘muhalefete’ daha çok ihtiyacımız yok mu?