Etimden, sütümden yeterince faydalandı herkes

Demet Akalın, Türkiye'nin eğlence ve magazin dünyasının en önemli isimlerinden birisi. Akalın ile Popstar jüriliğinden girdik, annelikten sonra hayatında neler değiştiğine kadar uzandık.
Etimden, sütümden yeterince faydalandı herkes

Fotoğraf: Tolga AKTAŞ

Bu kaçıncı albüm? 

11 albüm oldu. Arada single’lar oldu. Ama son albümümüz Bülent Seyhan’la...  

Kontrolfreek misiniz? 
Eskiden öyle değildim ama artık öyleyim. Sahnede bile bir yerde kavga çıkıyor. Kaş, göz yapıyorum hemen... Geçen gün şarkı söylüyordum. Birden kestim klavyeciye dedim ki; “Bir daha ne kız arkadaş, ne karı-koca hiçbir şey gelmeyecek işlere” dedim. Çünkü orada çalarken yandan yandan bir şeyler konuşuyorlar kız arkadaşıyla... Gelmeyecek abi dedim. Eşini filan işe getirmek yok. Kendim getirebilirim (Gülüyor). 

Çok hırslı buluyorum ben sizi... 
İş konusunda hırslıyım.  

Takar mısınız kafaya? Ben takarım mesela... 
Takarım. Ben sizle bazı huylarımızı benzetiyorum. Çok zorluklardan geliyorsun, iyi bir başarı elde ediyorsun. Orada da kalman için doğruları söylemen lazım ve tırnaklaman lazım... Ben olduğum yerin kıymetini biliyorum. Bir süre sonra onlar hırs olarak gözüküyor. İnsanlara göre hırs belki ama bana göre doğrularım, kurallarım. Ödün vermeyeceksin. 

Sizin için “Hit olacak şarkının kokusunu en iyi Demet Akalın alır” diyorlar... 
Bende söz yazma beste yazma yeteneği olamadığı için Allah bana acımış herhalde böyle bir kabiliyet koymuş içime... Ben albümüme aldığım bütün şarkılara A1 gözüyle bakıyorum. Onlar kendi aralarında yarıştıkça benim acayip hoşuma gidiyor. Şimdiden şarkı toplamaya başladım. Dün bir şarkı düştü “Hemen kapatalım bu şarkıyı” dedim. 

Bu albümden kaç hit bekliyorsunuz? 
Benim kafadan üç, dört tane hitim var. Diğerleri kötü mü değil ama insanların tam diline düşecek ‘Türkân’ gibi bir şarkı 10 senede bir gelir gibi geliyor. Çünkü o artık 7’den 70’e bir şarkıydı. Mesela o da hiç okumadığım bir tarzdı. ‘Türkân’ ilk çıktığı zaman “Komedi dans üçlüsü şarkılarına benziyor. Demet Akalın’ın bittiği andır” diyenler oldu. Demet Akalın’ın bittiği an mıdır? Üç kere zam gördüm ‘Türkân’ sayesinde ve her yerden yılın şarkısı ödülünü aldı. Bir şeyi doğru yapıyorum herhalde... Onun için de sanatçı arkadaşlarım “Bir dinlesene şunu alsak mı?” diyorlar. Ya da bana dinletiyorlar “Bu kesin Hadise’lik. Göndersene bunu Hadise’ye” diyorum. Belki de temiz kalpliliğimi kaybetmediğim için Allah da bu özelliğimi koruyor diye düşünüyorum. 

Siz magazinden hiç korkmuyorsunuz. Türkiye’ye bence böyle bir star hiç gelmedi. Bir de Hülya Avşar var. Siz Twitter’dan her şeye anında cevap veriyorsunuz. Magazine haber olmaktan geri durmuyorsunuz. 
Ben magazini seviyorum. Geçmişte de mankenlik yaptığım için... Beni çekmesinler gibi bir şeyim yok. Nasıl kızımın resmini aylarca göstermedim istediğim zaman kendime duvar örebiliyorum. Bu tamamıyla benimle alakalı ama magazini kendim de sevdiğim için sabah işim olmazsa bütün magazin programlarını izliyorum. Yorumda kapıyorum. Aslında iyi bir televizyon izleyicisiyim. Popstar’da filan kendim değildim.  

Beni orada çok şaşırttınız... 
Ama çok korktum. Şu an olsa Bülent abladan o kadar korkmam ama onun da kendine göre bir ağırlığı var. Her hafta kadına hediye almaktan anam ağlamıştı yani... Sırf bana bir şey demesin diye...  

Ne diyebilir ki? 
Çok korkuttu beni Bülent Hanım. Ama pamuk gibi bir kadın aslında... Sonra kaynaştık. “Nereye götüreceksiniz beni yemeğe?” diyordu. Başlıyordu anlatmaya. Hülya Avşar’la da öyleydi. Biz üç, dört gün programa giderdik Ankara’ya yedi güne uzardı program. 40 gün program yapardık ve ben onun kulisinde büyüdüm. Girerdim kulise nasıl konuşuyor insanlarla, ne yapıyor... O bana “Şöyle yapacaksın” derdi. Akıl hocam resmen oydu... Bir de rahmetli Emral Abla tabii ki... Hülya Avşar Türkiye’de çok büyük bir isim bence. Bülent Hanım da öyle... 

Ben sizden normal bir jüri çıkacağını düşündüm hep... 
Bülent Hanım korkusu. İlk günden çok gerdi beni öyle de devam etti. Son hafta da filan rahatlamıştım. O zaman da iş işten geçmiş oldu (Gülüyor). 

Şimdi yapsanız olağanüstü bir şey çıkar bence... 
Şu an mesela yan yana otursak öyle olmaz. O özgüvenim geldi. Çünkü Bülent Hanım’ı çözdüm. Tanımakla alakalı... 

Siz bütün ilişkilerinizi de basının karşısında yaşadınız. Benim tanıdığım diğer starlardan farklısınız? Eşiniz de geliyor işe sizin yanınızda. 

Ondan biraz şikâyetçiyim (Gülüyor). Mesela şimdi bebek var sen kal diyorum evde, bari birimiz kalsın. O “Ben sana da yetişirim ona da yetişirim” diyor. Çoğu arkadaşım da “Bizimki hiçbir şekilde gelmiyor. Yılbaşına bile gelmiyor” diyen arkadaşlarım var.  

Bence bunun sebebi sizsiniz. Siz öyle bir ilişki istiyorsunuz?

Dediğiniz doğru. Ben en başta böyle olsun istedim. Şimdi sıkıldığım zaman da söyleyemiyorum gelme diye. Ya aslında ben o özel ilişki konusunda zor bir insanım. Evde de dadı ile sıkıntı oluyor. Ben bağırıyorum “Lütfen sakin” diyor. Ben sakin olamıyorum. Belki ilk kez yaşadığım bir duygu ama zorum yani... O da beni biraz törpüledi. 

Nasıl bir duygu anne olmak? Bu kadar star olunca birisine sevgi vermek zor olmuyor mu? 
Bana hep anlatıyorlardı: “Kucağına alınca hayatın değişecek”. Ben hayatım değişsin istemiyorum ki ben hayatımdan çok memnunum. Bir de ben gerçekten çocuk düşmanıydım. Uçakta bebek ağlayınca sustursunlar diye bakardım. Yerimi filan değiştirirdim. O zamanla kırılıyor. Anne olunca ister istemez duyarlı oluyorsun. Şimdi mesela bir bebek ağladığında uçakta “Ay ben alayım kucağıma. Kaç aylık” filan diyorum. Ama gerçekten doğumdan sonra oldu. 

Hira tedavi sonucu olan bir bebek mi? 
Biz çok tedavi gördük. O da şöyle aslında, bir erkek bebek diye tutturduk. Erkek bebek diye tutturunca tüp bebek de denememiz oldu iki kere... Tutmayınca ben bir bunalıma girdim. Rakı, balığa vurdum. İstanbul’a döndük. Sürekli istifra. O kadar alkol çarptı herhalde beni diyorum. Sonra gittik doktora beş haftalık hamileyim. Tutmuyor diye bu da düşer iki ayda filan dedim. Dört aya kadar kimselere söylemedim. 

Siz bir dönem bir insanla çok samimi oluyorsunuz. Sonra başka biri geliyor. 
Bilmem. Arada görüşmediğim insanlar da oluyor. Dışarıdan hiç görüşmediğimizi zannedip, evde görüştüğüm insanlar oluyor. Ben hayatıma çok çabuk insan sokuyorum. Hemen her şeyimi açıyorum. Karşı taraf bir şey yapmadığı sürece çok insan çıkartmıyorum hayatımdan. Bir de ufacık bir şeyi büyütüyorum, acaba öyle mi demek istedi, böyle mi istedi diye takıyorum. 

Bizim piyasada arkadaş grubu olmak zordur ama… 
Evet aslında. Ben her şeyimi anlatıp dost biliyorum ama sonra bir yerde tıkanıyor. Benden tıkanmaz genelde. Ben karşı taraf tıkandığında ‘Niye böyle bir şeye girdi’ diye düşünüyorum. İşin içine ego giriyor, kişisel şeyler giriyor. Hele aynı işi yapıyorsak bir de… Geçmiş olsun. 

Pazar günü magazinde seyrettim. Hande Yener sorulunca “Bana bir daha onu sormayın” dediniz. Çok yakındınız, reklamda bile oynadınız. Neler oldu? 
Yakındık ama Hande’nin erkek arkadaşıyla ilgili bir problem oldu. Hande keyifli bir kız aslında. Ben sıkıldım her albüm çıktığında oluşan polemiklerden. Zamanında yaptık ama artık umursamıyorum. 

Twitter’dan yapıyorsunuz ama ara sıra... 
Yok hiç yapmıyorum. Hele bir kişiye yönelik bir şey kesinlikle yazmıyorum. 

Hamileyken bir şeyler yazıyordunuz sanki... 
Yazmışımdır ama artık cevap vermiyorum. Dışarıdan bakınca çok çirkin görünüyor. Ayrıca ‘Polemik olunca şarkı yürüyecek’ gibi bir dünya yok. 

İnsanın üzerine bir olgunluk geliyor değil mi? 
Geliyor tabii. Artık yetti. Etimden, kanımdan, sütümden yeterince faydalandı herkes. Dün Deniz Seki hiç rica etmediği halde... Bir sitede baktım kızın zayıflık şeyi... ‘Sen bu suyla mı zayıfladın’ dedim ‘Hayır’ dedi. Mahkemeye verecekmiş. ‘Aslında Twitter’a bir yazsak’ dedi. Bir yazdım... Çünkü birçok gazeteden daha fazla reytingim var. Güzel de bir saatte yazdım. Niye sanatçı arkadaşlarım benim ismimin kullanıldığı yerlerde... Eğer kapılar açılıyorsa kullanın ismimi ama beni salak yerine koymayın. Harbiden yetti. 

İsteyip de elde edemediğiniz bir şey var mı? 
Ne güzel bir soru. (Gülüyor) Hayatımdan memnunum ama uzun bir yaz tatili istiyorum. Bir şeyleri çok isteyip de elde edemediğimi hatırlamıyorum. Son zamanlarda kilo derdim vardı. Gitmeyecek zannettim ama gitti. 

Hira ile ilgili hayaller kuruyor musunuz?  
Biraz garip gelebilir ama kurmuyorum. Ben anaokuluna veremeyeceğim sanırım onu. Cezası neyse öderim. Ben kızımı okula versem bir de gider başında otururum. Hatırlıyorum, annem ben okula başladığımda bir hafta yanımda oturdu.  


Gezi’ye de gittim AKP’nin halk konserine de

Twitter çok siyasi bir yer oldu. Siz seçim döneminde Twitter kullanımınızı azalttınız. 

Ben kimsenin yanında durmak istemiyorum. Ben CHP’nin işlerine de gidiyorum. Doğuma Kemal Kılıçdaroğlu geldi, ben şok oldum. Herkes Başbakan’ın yancısı zannediyordu beni. Çok kibar bir bey Kemal Bey. İki üç yıl önce bir konserde önde oturuyordu. Üçüncü şarkıda bana bir kâğıt geldi. Üzerinde ‘Ben birazdan kalksam çok ayıp olur mu size? Çok özür dilerim’ yazıyor. Öbür taraftan Başbakan’ın kahvaltılarına ya da toplantılarına katılıyorum. Okan Başbakan’a âşık resmen. En son toplantıda adamın gözlerine bakıp konuşamadım. Üç dört yıl önce kahvaltıya gittiğimde cıvıl cıvıl konuşmuştum halbuki. ‘Eşim sizi çok seviyor’ diyemedim bir türlü. AKP işlerine de çok gittiğim için eleştiriliyordum bir dönem. Ama ben Gezi’ye de gittim. Yine de böyle karmaşaların içinde çok fazla bulunmak istemiyorum. 

Neden gittiniz Gezi’ye? 
Merak ettiğim için gittim. Ne olduğunu merak ettim. Herkes Gezi’yi konuşuyordu. Neyin savaşının verildiğini görmek istedim. Ama öte taraftan neden türbanlısı, kapalısı. tesettürlüsü, çarşaflısı beni dinleyemesin ki? Ben genelde barlarda çıkan bir insanım ve bu insanlar beni dinlemeye gelemiyor. Dolayısıyla AKP’nin halk konserlerine katılırım tabii ki. Benim zaten sülalemde de çok karışık durumlar. Eniştem elini vermez bana. Yarımız türbanlı. Dayılarımdan bir tanesi İsviçre’de yaşıyor. Böyle bir aile yapısından geliyorum ben.