Gülsüm Kav: 'Çok afedersiniz etek giymişler' denince...

Özgecan'ın katledilmesi bütün Türkiye'yi ayağa kaldırdı, ama hala kadınlar öldürülüyor. Konuyu bu konuyla ilgili yıllardır didinip duran biriyle, Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu'nun başkanı Gülsüm Kav'la konuştuk. Siyasetçilerin de bu konuda etkili olduğunu anlattı: "Biz bu kadar çaba sarf ediyoruz sonra çıkıp konuşuyorlar ve her şey dağılıyor. 'Çok afedersiniz etek giymişler' deniyor."
Gülsüm Kav: 'Çok afedersiniz etek giymişler' denince...

Gülsüm Hanım, Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu kaç yıldır var?

2010 yılında ilk Münevver Karabulut davasıyla kuruldu. Münevver’in ailesinin de aldığı tutum köşe taşı olmuştur. Konuyu örtmeyip kamuoyu karşısına adalet arıyoruz diye çıktılar. Diğer olayların dışında Münevver’in olayında failin saklanabiliyor olması önemli bir konuydu. Münevver Karabulut davasının ele alınış biçimi bizi çok rahatsız etti. Ortada genç bir insanın hayatını kaybetmesi söz konusuyken Cem’le ilişkisi, magazin boyu ortaya çıkarıldı. Gerçeğin üzeri örtüldü. Sanığı yakalaması gerekenlerin aileyi fırçalıyor oluşu çok rahatsız etti. Bir baktık kadın örgütlerinden ses çıkacak mı diye, hiçbirinden ses çıkmadı. Bu konu sanki adli bir konuymuş gibi ele alınmaya devam edildi. Bizim için politik bir konuydu, kadın cinayetiydi. 2010 yılında yaptığımız en isabetli şey bu acılı ailelerin arasına karışmak, adalet aramak oldu. Tabii ki giden geri gelmiyor ama kalanlar üzerinde caydırıcı etki yaratmak istedik. Şimdi şey tartışması oluyor; görünürlük arttı, cinayetler artmadı. Görünebilmesi için sayısını unuttuğumuz kadar eylem yaptık da anca görünmesini sağladık.

Sizce bunun bir çözümü var mı?
Evet var tabii. Kuşkusuz tek bir yönü yok. Orta ve uzun vadede de sürecek bir mücadelesi de olacaktır ama hızla yapılması gereken cezalarda indirimlerin kaldırılması konusunun düzenlenmesi. Kadın cinayetlerinde indirimlerin sürmesi, cinayetlerin devamına çok etki ediyor. Bunun pek çok örneği var. Türkiye’nin bundan 15-20 yıl önce aynı şekilde yaşadığı şey töreydi. O yasa da hala indirimle giden bir yasaydı. Ta ki ne zaman hastane ortamında Güldünya’yı kaybettik, toplum vicdanı o zaman da ayağa kalktı.

Hatta onun üzerine Sanem Çelik dizi çekmedi mi?
Dizi yapıldı, şarkı yapıldı. Güldünya’dan sonra bu kadar kamuoyu oluşmasının üzerine de töre sayesinde işlenen suçlar ceza kanununda yer aldı, indirim yolu kapandı. Biz senelerdir bunu dile getiriyoruz zaten. İki sene önce yapması gerekenler çalışmayınca kendi hukukçularımızla madde, madde hazırlayıp, İstanbul Sözleşmesi’ni devreye soktuk, çok iyi oldu. O da yayınlanınca ceza kanununa ek madde hazırladık. Olay sadece indirime tabii olmayan halleri, cinsiyet ayrımcılığı nedeniyle insanların öldürülmesi. Meclise gittik sevgili Melda Onur ile... O hep yanımızda zaten. Onunla birlikte sunduk, kayıtlarda var. Yıllardır mecliste bekliyor. Törede ne yaptıysak bunda da onu yapmalıyız. Modernleşmeyle birlikte gelen kadın cinayetlerini yaşıyoruz. Kadınların modern haklarını aradıkları durumlarda karşılaştıkları erkek şiddeti. Biz hepsi için bu önlemin alınmasını istiyoruz. Bütün kadın cinayetlerinde çözüme ilk adım atılmasını istiyoruz. İndirimin sürmesi şuna sebep oluyor; ailelerin nezdinde sanık kendi eliyle öldürdüğü kadın hakkında ağzına geldiği gibi her türlü iftirayı ailesinin önünde defalarca söylüyor. Bu çifte adaletsizliğin öyle bir boyutu ki... Hem çocuğu öldürüyor hem de onu öldüren saatlerce onun hakkında atıp tutuyor. Zaten bu davalarda anne babalar, akrabalar saatlerce çocuklarının nasıl öldürüldüklerini dinlemek zorunda kalıyorlar.

Sizce şiddet uygulayan erkekler ’Ben bunu öldürsem, kötü kadın derim ceza indirimi alırım’ diye düşünüyorlar mıdır?
Bir tasarlanmışlık söz konusu. O onu tasarlıyor kafasında, araştırıyor. Şakır şakır hesaplıyorlar. Ceza kanunun o maddelerini ne biçim biliyorlar.

Tasarlayarak insan öldürmek daha ağır bir ceza gerektirir.
O zaten ağırlaştırılmışa götüren bir yol. Biz de zaten indirim oradan alıyorlar. Aniden oldu, kendini kaybetti… Son dönemde zaten hep iyi halden…

Takım elbise giyerek duruşmaya geldi iyi hal aldı...
Bizim Sivas Davası’nda kanser tedavisi alırken öldürüldü Ayşe. Yardım etmesi gerekirken öldürdüğü kadın için ’Ben bakımını çok iyi yaptım’ diyerek indirim aldı. Zaten Ayşe’nin abisi ‘Benim kardeşim kurbanlık mıydı besleyip öldürdün?’ diye tepki gösterdi. Gelecek indirimi diye bir şey var mesela. Tıp fakültesi öğrencisi katil, bir okul arkadaşını öldürüyor. Gelecekte doktor olacak diye indirim alıyor. Katillerin, o anda tasarlayarak yapanların aklına geliyor. Delilleri karartmaya çalışanların aklına geliyordur.

Hakimlerin çoğunun erkek olmasının bir etkisi var mı sizce?
Yok, ben özcü bir yaklaşımda değilim. O hakimin kendi objektif yapısıyla alakalı. Konuya objektif bakabilip bakamadığına bağlı bir şey.

Hakimliğin temeli o zaten…
Ama işte bozabiliyorlar. Bu indirimleri verenler bozuyor. Nermin Şen davasında 15 sene cezaevinde kaldıktan sonra çıkıp karısını öldürüyor ve ilk duruşmada ‘Ben bunu kafama koymuştum zaten 15 senedir öldürmeyi planlıyordum’ dedi. O, tasarlanmışlığı apaçık söylediği için ağırlaştırılmış ceza aldı.

Görünürlük arttı evet ama biz neden daha şiddete meyilli bir toplum mu olduk?
Genelde de bu durum var. Savaş iklimi, savaşcılık. Yanıbaşımızda bir IŞİD. Bu genele tabii ki yansıyor. Türkiye modernleşme tarihinin başka bir evresini yaşadığımızı düşünüyorum ben. En derin akışta biz daha fazla modern bir toplum olmaya doğru ilerliyoruz. Kapitalizm ilerliyor. Bu durumda en geniş olarak kadınlar toplumunda etkiler yaratıyor. Artık eskisi gibi sadece eğitim almış kadınlar değil, Konya’nın köyündeki Dilber Keskin de, Siirt’te öğretmen olmuş Esin Güneş de… Daha önce boşanmaya cesaret edemeyen kadınlar, modern haklarını kullanmak istiyorlar. Bunu AKP’ye oy veren o renkli başörtülü kadınlar da istiyor aslına bakarsanız. Bizdeki demokrasi gibi, laiklik gibi bunların tamamlanmadığını düşünüyorum. Bu döneminde böyle muhafazakar bir hükümete denk gelmesi talihsiz bir durum oldu.

Kadın ve kadın hakları konularında yapılan olumsuz konuşmalar, bu anlamda toplumu negatif olarak etkiliyor mu?
Çok etkiliyor. Araştırmalara konu olacak kadar doğrudan etkisi var. Mesela İzmir’de çok kadın cinayeti olurdu. Bizim platform orada çok kuvvetli. Kadınlar bununla uğraşıyor gibi bir hava esince azaldı.

En çok kadın cinayeti İzmir’de miydi? Çok ilginç.
E onun temelinde de konuştuğumuz şey var. Çünkü boşanma olayının da en yüksek olduğu il. Ama biz bu kadar çaba sarf ediyoruz sonra çıkıp konuşuyorlar ve her şey dağılıyor. ’Çok afedersiniz etek giymişler’ deniyor.

Etek giymek ayıp mı ki?
O bağlam şu: Molotof atıyolar, taş atıyolar bir de bunu etek giyerek yapıyorlar...

Kadınlar da ezilmeye ve ikinci sınıf vatandaş olmaya mecbur yaşıyorlar.
Gezi gibi işte içinde her türlü renk var. Bu hayata biz karar vereceğiz, demokrasi var. Özgecan’ın babasından da rica etmek istiyorum bu indirimlerin kaldırılması için. Bu önemli mesele. Bunu siz de dile getirin demeyi düşünüyorum.

Neden kadın cinayetleri politiktir?
Çünkü kadınları, sırf kadın oldukları için kolay öldürülebilir görüyorlar. Farklı coğrafyalardan erkekler, ortak bir kurguyla kadın öldürebiliyorlar. Erkek egemenliği dediğimiz şeyden dolayı politiktir. Bu tabii fiziksel güç eşitsizliğinin istismarıdır. Her durumda kadın güçsüz değildir, fiziki olarak daha güçlü kadınlar da vardır.

Mesela Özgecan cinayetinde buna siyaset bulaştırmayın dendi ama bence birazcık da siyaset bulaştı.
Hangi yönüyle?

Sanki bu AKP’ye tavır almak için sebepmiş gibi ele alındı mesela...
Ama mesela ‘Bakan istifa’ doğru bir şeydi. Bu konu önemli bir konu ve bakanlık hiçbir şey yapmıyor. Fatma Şahin yine bir şeyler yapar ve uğraşırdı. Bu bakanlık ancak Cumhurbaşkanı, Başbakan konuştu da ondan sonra konuşabildi. Şöyle bir döneme girdik biz; Gezi’den sonra ilk defa müzakere kanalının açıldığı, bizi muhatap kabul edip görüşlerimiz için meclise çağrıldığımız bir durumdayız. Önemli olan görüşmeler devam etsin, dengeli duralım ki çözüm ilerlesin. Kaç zamandır attığımız somut adımı elde eldelim istiyorum. Biz böyle adım attıkça çıldırtan şeyler de yapılıyor mesela getirmişler oraya boşanmış çocuğunu göremeyen Mağdur Babalar Derneği’ni. Bu adamlar zaten cinayet azmettiricisi. Böyle beyanları var. 3 saat boyunca kadınlarının ne kadar kötü olduğunu, çocuklarını göstermediklerini, her şeyi hak ettiklerini anlattılar. Gece 11’e kadar sürdü mecliste. Seneler sonra ilk defa AKP’li bir vekilden biz bu sorunu çözmek istiyoruz lafını duyduk. Tam ben Ankara’dan döndüm cuma günü Özgecan olayı oldu, konu başka bir yere sıçradı.

Kadın Cinayetlerini Önleme Platformu kendini feminist olarak mı tanımlıyor?
Feminist olan da var olamayan da var. Ben sosyalist feministim ama aramızda erkekler de gelsin yürüyüşlere diyen arkadaşımız da var.

Ama erkekleri istemiyorsunuz.
Evet. Kibritin yanan ucu kadınlar. Bu bakımdan kendi öznesi karar almalı, net olan, kadınlardan yana olan erkek arkadaşlarımızla, dostlarımızla bir dayanışma içinde olmayı elbette ki istiyoruz. Mümkünse toplantı ve yürüyüşlerde değil, yapılacak çok şey var.

Siz cinsiyetçiliğe karşı dururken, cinsiyetçi bir tavır sergilemiyor musunuz sizce?
Şimdi bazı eşitsizlikler de iyidir diye giriş yapayım o zaman. Pozitif ayrımcılık diye tabir ettiğimiz şey tabii. Bana da bu hareketin içinde erkekler olsa güvenilirliği daha çok artar, etkisi daha çok olur gibi geliyor. Erkeklerin kendi alanlarında yapacakları çok şey olduğunu düşünüyorum. Kadınların kendilerine ait bir örgütleri olmadığı sürece şöyle oluyor; kadınlar, yasada eşit tanımlanan haklarını eşit yaşayamıyor. Toplantı yaptığımızda kadınlardan çok erkekler konuşuyor. Kadınlara söz hakkı bile verilmiyor. Biz erkeklere birlikte yürüyebileceğimiz yollar bulmalıyız diyoruz.

Birlikte bir yol yürüyelim ama erkekler görünür olmasın.
Ama desinler ki kararı kadınlar alsın, biz onların yanındayız desinler. Olması gereken bu. İsveç’te siyasi temsil %50.

Erkek Muhabbeti gibi derneklerle ilişkiniz var mı?
Bir tek forumlarla tecrübemiz oldu, iyi oldu. Kadın mücadelesi değil toplumun meselesi bu.