Hayal kırıklıklarım

Niye bu kadar mutsuz hissediyorum diye çok düşündüm. Kendi kendime bazı sonuçlar buldum, bilmem bunlara katılır mısınız?
Hayal kırıklıklarım

Pazar gecesinden beri çevremdeki çoğu insan; kırgın, mutsuz ve hatta depresyonda. Buna ben de dahilim tabii ki.
Bugüne kadar kaç kez oy kullandım hatırlamıyorum. Ama bir on, on beş vardır herhalde.
Galiba bugüne kadar sadece bir kez benim tercihimi kullandığım parti kazandı. Ama hiç bu kadar kendimi ‘umutsuz’ ve ‘mutsuz’ hissettiğim olmamıştı.

Niye bu kadar mutsuz hissediyorum diye çok düşündüm. Kendi kendime bazı sonuçlar buldum, bilmem bunlara katılır mısınız?

- Bu seçim aslında çoğumuzun kahramanlarını yerle bir etti.
Gezi sırasında dozerlerin önüne dikilerek, ağaçların sökülmesini engelleyen Sırrı Süreyya Önder hepimizin kahramanı olmuştu. Ben birçok kez çevreme, “Keşke Sırrı Süreyya Önder İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı adayı olsa ve oyumu gönül rahatlığı ile Önder’e versem” dediğimi hatırlıyorum mesela. Ama bütün bu süreçte çoğumuzun ‘kahramanı’ olan Sayın Önder, kahramanlık özelliğini yitirdi mesela.

- Katılırsınız, katılmazsınız bilemem ama sanırım hepimizin ya da genellemeyeyim en azından benim, ‘Gezi Ruhu’ beklentim vardı. Hani ‘Gezi’ sırasında birçok yazarın, sosyoloğun, psikoloğun, televizyonlarda, gazetedeki köşelerinde ya da yazdıkları kitaplarda “Geziden sonra hiçbir şey eskisi gibi olmayacak” dediği ‘Gezi ruhu’ beklentim. Galiba en azından benim bu inancım da biraz zedelendi.

- Hepimizin ‘sosyal medya’ya olan inancı da zedelendi. Fark ettim ki orada hepimiz birbirimizi doldurmuş, hepimiz birbirimizin beklentisini yükseltmişiz. Oysa hayat Twitter ve Facebook’tan ibaret değilmiş. Fazla ‘doldurmuşuz’ birbirimizi. Doğal olarak hepimiz kendimize ‘yakın’ insanları takip ettiğimiz için bu sonuç ortaya çıktı sanırım, oysa ‘gerçek’ hayat bambaşkaymış. Galiba hepimizin ‘sosyal medya’dan analiz yapmak, ‘klavye sosyoloğu’ olmak yerine ‘gerçek hayata’ dönme zamanımız geldi.

- Bu seçim hepimizin ‘demokrasi kurumlarına’ karşı olan inancını ve güvenini zedeledi en çok. Bugüne kadar belki yüzlerce kez ‘çöplerde yakılan oy’ ya da ‘çöpe atılan oy’ gibi haberler okuduk hepimiz. Ama ben bunca yıllık hayatımda ilk kez ‘seçim tutanağı’ gördüm. Şu anda herhalde herhangi bir ilçe seçim kurulunda görevli bir üye kadar, ‘seçim hukuku’ bilgisine sahibimdir.

Benim bu seçimde en çok CHP’ye olan inancım yıkıldı. 1923 yılında kurulan doksan bir yıllık bir parti, Twitter’dan kayıp seçim tutanaklarını aradı. Umudunu Twitter kullanıcılarına ve ‘oyuna sahip çıkanlar’a bağladı. Doksan yıllık bir parti neden ve niye bu kadar örgütsüz olur, seçim tutanaklarına bile sahip çıkamaz, hatta İç Anadolu ve Güney Doğu Anadolu bölgelerinde sandık başlarında duracak gözlemci bile bulamaz anlamak mümkün değil. Doksan yıllık bir parti, daha kurulalı 3 ay olmamış sivil toplum örgütü ‘Oy ve Ötesi’ne yaslandı, hakkını vermek lazım ki ‘Oy ve Ötesi’ ve ‘Gezi ruhunun gençleri’ de CHP’yi sırtladı.

Galiba hepimizin içindeki hayal kırıklığı, ‘kahramanlarımızın’ yerle bir olması sebebi ile.

Bu seçimin tek bir ‘hareketi’ beni umuda sürükledi sadece, o da gençler arasındaki ‘Occupy CHP’ hareketi!