Hiçbir şeyi şov için planlamıyorum

Belki de bu senenin en çok duyulan sesi ama bu sesin kime ait olduğunu bilmeyenler halen çoğunlukta. 'Zorun Ne Sevgilim', 'Kalbimin Tek Sahibe' gibi hitlerle hayatımıza giren İrem Derici'yle buluştuk, reklamcı babası Hulusi Derici'den bildik pop star kalıplarına uymayan karakterine kadar kariyerini masaya yatırdık.
Hiçbir şeyi şov için planlamıyorum

Her şarkınız çok dinleniyor ve popüler oluyor. Hatta Demet Akalın Twitter’da “sen çok çaldın artık sıra bende” yazdı ama biz sizi pek tanımıyoruz. Bu bir tercih mi, hem içeride hem dışarıda mı olmak istiyorsunuz?
Bu benim hoşuma gitti; çünkü demek ki sadece şarkılar ön planda. Bilinçli yaptığım bir şey değil; gece hayatı olan bir insan değilim. Mesela bir yıldır Shazam’da en çok aranan isim benim; çünkü insanlar daha tam olarak sesimi tanımıyorlar. Beni merak eden de var, sadece şarkılarımı dinleyen de. Ben bilinçli olarak geri planda durmuyorum, insanlar beni sadece şarkılarımla tanısın gibi bir derdim yok.

Babanızın reklamcı olmasından dolayı bilinçli olarak geri planda durduğunuzu düşünmüştüm.
Hayır, terzi kendi söküğünü dikemez derler ya babam da benim işime karışmamayı tercih ediyor. Çok iyi bir pazarlamacıdır, binlerce marka yarattı ama konu bana gelince, kızı olduğum için, yanlış karar verip beni üzmekten çekiniyor. Ama aslına bakarsanız müzik konusunda çok bilgili, o da benim gibi konservatuvar mezunu. Şarkı seçimlerimde onun çok büyük etkisi var. Bilirkişiler bu son çıkardığım şarkı için tutmaz demişti; fakat şimdi hangi müzik listesine baksam 1 numarada; mesela ITunes Türkiye’nin en çok indirilen şarkısı. Babam bu şarkı için; “TTNET Müzik’te üç ya da dört haftadan fazla 1 numarada kalmazsa kafamı keserim” demişti ve dediği oldu, kırk yıllık prodüktörlere taş çıkaracak bir müzik görüşü var.

Bir tek şarkılarınıza karışıyor, işin paketlemesine karışmıyor değil mi?
Hayır karışmıyor onu tamamen bana bıraktı. Tek tavsiyesi “samimiyetinden ödün verme, yıllardır burnumuzdan getiren İrem nasılsa hep öyle ol” idi.

Neden öyle diyor, çok mu sorunlu bir çocuktunuz?
İğrenç bir çocuktum. Nişantaşı Işık Lisesi’nde okudum. En beter erkek çocuğundan beter bir çocuktum, çocukları döverdim, herkes Barbie ile oynarken ben futbol oynardım. Erkek çocuğu gibi yetiştim. 5 yaşındayken annemle babamın ayrılmasından çok etkilendim, o zamanlar 1 yaşındaydı kardeşim herhalde ona kol kanat gerebilmek için biraz erkek çocuk gibi davranmayı seçtim. Aynı zamanda akşam saat 7’ye kadar konservatuvarda kalıyor, bir sürü derse giriyordum. O zamanlar çok çektirdim annemle babama. Sonra üniversiteye girince sakinledim.

Kimin fikriydi ‘O Ses’e katılmak?
Benim fikrimdi ne yazık ki. Hiçbir zaman yarışmaları sevmedim. 5 yaşında okulla beraber annemin isteğiyle konservatuvara başladım. İstanbul Üniversitesi Devlet Konservatuvarı sınavına girdim, elime koluma baktılar, “Bu kız piyano çalabilir” dediler, öyle başladım piyanoya ve 2005’e kadar devam ettim. Sonra uzak geliyor diye, Mimar Sinan’a geçiş yaptım. Sonra bir ayrıma düştüm, konservatuvara mı devam edeyim yoksa üniversitede bir bölüm mü seçeyim diye... Babam “Ben bu şirketi kime bırakacağım. Sadece sana güvenirim, kafan da çalışıyor, gel seninle üniversitede sosyoloji okuyalım” dedi. En azından reklam ya da pazarlama okuyayım dedim; “Hayır, orda dört yılda öğreneceğin şeyi, ben sana burada altı ayda öğretirim, sosyoloji oku insanları tanı” dedi. Bilgi Üniversitesi Sosyoloji Bölümü tuttu, onu bitirdim ama bir yandan da müzik çalışmalarıma hep devam ettim. Babam o zamanlar bana “Ne yapacaksın gazino, pavyonda şarkı mı söyleyeceksin” diyordu. Bu dönem soğuttu beni müzikten ama ben hep devam ettim. Bir gün arkadaşlarımla Taksim’de oturuyoruz, “‘The Voice of America’nın benzeri Türkiye’de çıkıyor mutlaka katıl” dediler. İlk başta çekindim katılmaya; çünkü hayatta en sevdiğim şey müzik, onda da başarısız olursam bir daha asla toparlayamam diye düşündüm. Sabahlara kadar içtik beraber sonra saat 8’de “Seçme var Taksim’de hadi gidiyoruz” dediler beni zorla götürdüler. Gözlerim kan çanağı girdim içeri. İçeride müziğe dair kimse yoktu. Kendimi tanıttım. “Hadi söyle şarkını git” dediler. Bir tane Amy Winehouse şarkısı söyledim, sonra hadi çık dediler. Arkadaşlarım heyecanlı heyecanlı yanıma geldiler, “Nasıl geçti?” dediler, “vallahi ben de ne olduğunu anlamadım, sinirlerim bozuldu” dedim. Eve gittim oturuyorum, Tarık Sezer aradı “Saat 2’de Acun Medya’da olur musun?” dedi, “Tamam” dedim. Aynı şarkıyı bir daha söylettiler, bir de üstüne Türkçe bir şarkı söylettiler, sonra da dört gün sonra Blind Audition’a katılabilirsin dediler. O gün seçime beş dakika kala şarkım değişti, çıktım sahneye. Sadece Hülya Avşar döndü. Böyle başladı. Pişman mıyım diye sorarsanız, bir yarışmaya katıldığım için pişmanım ama ‘O Ses’ katılabileceğim en doğru yarışmaydı, kendi mendeburluğumu görmüş oldum, çok ilginç insanlarla tanıştım.


İlk single’ınız çıktığında babanızın tüm CD’leri aldığı gibi bir dedikodu duymuştum.
Tabii canım neler söylendi neler. O değil ben aldım tüm müzik marketlerden hepsini. Hâlâ “İrem hanım CD’niz var almak istiyor musun” diyorlar D&R’da, “yok artık kendiliğinden satıyor” diyorum. Şu an engellenemez bir başarı var ortada. Bu başarı şu an tamamen benim değil belki de ama benle aynı dönemde çalışan sanatçılar hep beni kötülemeye çalışıyorlar. Babam Hulusi Derici olduğu için her şeyimi reklam amaçlı görüyorlar ve her şeyi babamın yaptığını düşünüyorlar. Babam yüzünden, Hitler reklamından sonra Power grubundan ambargo yedim.

Siz de o zamanlar babanızla beraber çalışıyordunuz, o reklam yapılıyorken hiç korkmadınız mı tepki almaktan?
‘O Ses’, bize, yarışma bittikten sonra altı ay hiçbir şey yapamayacağımıza dair bir anlaşma imzalatmıştı. Ben de fırsattan istifade İtalya’ya tatile gitmiştim, o sırada öğrendim reklam olayını. Açtım reklamı, izledim ve güldüm de açıkçası. Orada bir şampuan reklamında kullanarak Hitler’in figürüyle dalga geçiliyor aslında. Yıllar önce babamın yaptığı ‘Regal’ reklamı vardı. O dönem bu reklam RTÜK tarafından her yerden kaldırıldı ama sonuç olarak ortaya ‘Regal’ diye bir marka çıkmış oldu. Sonra insanlar geliyor, “Bizi de Regal gibi bir marka yap” diyorlar, babam da düşünüyor ve böyle çılgın bir şey yapmaya karar veriyor. Evet, belki daha hassas olması gerekiyordu bu konuda ama o da şampuan- sabun bağlantısını sonradan fark etmiş. Herkes hata yapabilir.

Power’da sizin şarkılarınız çalmıyor mu hâlâ?
Kesin konuşulmuş bir şey yok ortada, ‘Bensiz Yapamazsın’ şarkısı her yerde çalınıyorken o dönem bir anda Power’da artık çalmamaya başladı, ben de Hitler reklamından dolayı bunu yaptıklarından şüphelendim. O dönem Cem Hakko da babama dava açanlardan biriydi ve bu yüzden ambargo yediğimi düşündüm. Sonra gittik tüm Power grubuyla tanıştık ve çok sevdik birbirimizi ve meğerse öyle bir durum yokmuş. Şimdi Power’da hep 1 numarada şarkılarım.

Çok iyi bir televizyon karakteri olduğunuzunun farkında mısınız?
Tam tersini düşünüyor herkes.

Genel star protitipine uymasanız da, çok ünlü olacağınıza eminim.
Bana da unutulacakmışım gibi geliyor. Hiçbir şeyi şov için planlamıyorum, rahatlığım seyirciye de geçiyor. Kimse kendisiyle dalga geçmiyor, bence asıl sıkıntı bu. Herkes prensesmiş, kralmış gibi davranıyor. İlk albümümün adı ‘Ezik’ olacak.

Sahneden para kazanıyor musunuz?
Geçen sene adım duyulsun diye bedava konserlere çıkıyordum. Şimdi başladım para kazanmaya ama onlar da aranjörlere gidiyor. Zaten benim malda mülkte gözüm yok. Ben küçük ev seviyorum mesela. Kaç sene tek odalı bir evde yaşadım babamın parası olmasına rağmen. Pisim, kaosu severim ama yine de her şey nerede biliyorum. Üç- dört aydır sevgilimle yaşıyorum, adam şaşırıyor tabii ki böyle pislik olamaz diyor bana.

Sizinle sevgili olmak da zordur.
Bence de ama âşık olduğumda çok mıy mıy bir tip olurum. Albümümün adı gibi ezik bir tipim ben de aslında. Benim ağzımdan aşkım kelimesinin çıktığını hayal edemezsiniz aslında ama diyorum işte.