İvana Sert: Seksi kadında yapay bir şey olmamalı

Modacı İvana Sert, 'Türkiye'nin en seksi kadını kim?' sorusuna "Bir dönem Hülya Avşar vardı. Seksi kadın bana başka bir şey ifade ediyor, doğadan gelen, Allah vergisi gibi. Şu anda seksi diyebileceğim kimse yok; ama güzel olarak Özge Ulusoy diyebilirim, Meryem Uzerli de diyebilirim" diye yanıt verdi.
İvana Sert: Seksi kadında yapay bir şey olmamalı

Siz Türk vatandaşı mısınız?

Evet, Türk vatandaşı oldum.

Evlenmeden önce mi yoksa evlendikten sonra mı?

Evlendikten sonra oldum; ama ismimi değiştirmedim.

Nüfus cüzdanınızda İvana mı yazıyor?

Evet. Nüfus cüzdanımda İvana yazıyor. İsim değiştirmek şart değil. Ben aslında Türk ismi almak ve ismimim değişmesini istedim; fakat çok fazla evrak gerekli olduğunu duyunca ismimi değiştirmekten vazgeçtim.

Türk ismi alsaydınız ne koyacaktınız isminizi?

Su.

Güzelmiş. Su Sert. Sert, sizin soyadınız değil eşinizin soyadı değil mi?

Evet aynen öyle eşimin soyadı.

Değiştirmek istemediniz mi?

Hayır; çünkü artık markalaştım. Patentim bana ait.

Peki, eşiniz kendi soyadını kullanmanıza bir tepki göstermedi mi? Genel olarak öyle oluyor.

Evet, öyle oluyor, böyle tartışmalar bir ara vardı; ama sonra bence bu soyadını kullanmam benim doğal hakkım. Yani bu Yurdal’la alakalı bir durum değil, bu benim işim için olduğu için hala Sert soyadını kullanıyorum. Yurdal da bu konuda bir sorun teşkil etmiyor, işim icabı markalaştığım için ‘Sert’ soyadını kullanıyorum. Bence böyle kalmak daha mantıklı.

Sizinle ilgili bugünlerde çok haber çıktı. ‘Onun sevgilisi, bunun sevgilisi’ gibi. Bu konuda ne düşünüyorsunuz? Neden sürekli sizin hakkınızda böyle haberler çıkıyor?

Çıkmadı. Hep böyle olmuyor. 3-4 yıldır hiç böyle haberler yoktu ve ilk defa böyle bir şey çıktı; ama ben bu konu hakkında konuşmak istemiyorum. Çünkü kimseye değer vermek istemiyorum.

Anladım. Bir yabancı olarak Türkiye’de yaşamak zor mu sizin için?

Türkiye’de yaşamak çok güzel. Ben çalışmak için başka ülkelere de gittim; ama bu kadar sıcakkanlı ve içten insanlarla hiçbir yerde karşılaşmadım ve hakikaten ben hiçbir zaman Türkiye’de kendimi yalnız hissetmedim. Mesela Türkiye’ye yeni geldiğim zamanlarda henüz Türkçem iyi değildi, arabayla bir yere gideceğim zaman birilerine soruyordum ve karşılaştığım hiç kimse bana ters bir tepki göstermedi, hiç kötü bir durumla karşılaşmadım. Benim için Türkiye’de yaşamanın hiçbir zorluğu yok; çünkü ben Türk olarak burada kendimi güvende hissediyorum. Burada çok güzel işler yaptım, Türkiye’yi ve Türk insanını seviyorum.

Nişantaşı’ndaki mağazanız duruyor mu? Orada kıyafet tasarlıyorsunuz değil mi?

Evet, duruyor. Orada artık kıyafet yok, restorana devredildi, şu anda restaurant. İnşallah şimdi yeni bir yerimiz olacak, kıyafetler orada olacak. Aslında İvana Sert markasını biraz daha büyütmek istiyorum, şu anda markalarla görüşüyorum; İvana Sert’in bir kısmını markalara verip biraz büyük bir şey yapmak istiyorum. Sadece İstanbul’da değil; Anadolu’da Karadeniz’de kısacası tüm bölgelerde herkesin koleksiyonuma ulaşmasını istiyorum, böylece marka daha da büyümüş olacak inşallah.

Siz Türkiye’ye evlenip mi geldiniz, yoksa Türkiye’ye geldikten sonra mı evlendiniz?

Türkiye’ye iş dolayısıyla gelip çalıştım; fakat kalıcı olarak değil, sürekli gelip gidiyordum. Daha sonra Yurdal ile tanıştım.

Ben Yurdal Bey’le tanıştıktan sonra Türkiye’ye geldiğinizi sanmıştım.

Hayır, Sırbistan’da güzellik yarışması vardı, sıra Türkiye’ye geldi ve daha sonra buraya geldik. Manken ajansları vardı ve benimle çalışmak istemişlerdi, ben de denemek istedim ve iyi ki oldu; çünkü çok güzel şeyler yaşamama vesile oldu ve daha sonra hayatım tamamen değişti. Ben bir de çalışkan biriyim, çalışmayı çok seviyorum, çalışmadan yapamam. Asker gibi düzenli ve disiplinli çalışırım.

İç savaş sırasında Sırbistan’da mıydınız?
Evet, zaten benim neredeyse bütün ailem askerdir. Evimizde her zaman kurallar vardı; zamanında yatıp zamanında kalkıyorduk, diş fırçalıyorduk… Böyle asker bir babam vardı. Ben de onun sayesinde bu kadar disiplinli biri oldum ve çalışmayı, iş hayatını düzenli bir şekilde sürdürdüm. Babama beni bu şekilde yetiştirdiği için teşekkür ediyorum.

Türk vatandaşı olduktan sonra Türkiye’de oy kullandınız mı?

Tabi ki, sekiz senedir kullanıyorum.

Sonradan Türk olmuş biri olarak siyasi açıdanTürkiye’yi nasıl görüyorsunuz?

Bence Türkiye’de güçlü kalmak gerekiyor. Tek olmamak gerekiyor, parçalama ve bölücü hareketlere girilmemesi gerekiyor; çünkü bir şeyi parçalamak çok kolay. Düzenin dağıldığını düşünün; güçlü ülkelerin sömürgesi altına girersiniz, bütün güçlü ülkeler sizi sömürmeye çalışır. O yüzden ülke olarak güçlü olmak gerekiyor.

Yani şunu demek istiyorsunuz: Türkiye, Kürdistan ve Türkiye olarak ikiye bölünmesin. Doğru mu?

Asla! Bence de Türkiye’nin Türkiye olarak kalması gerekiyor. Güçlü kalması gerekiyor, bu topraklar herkesin toprağı. Yani burada yaşamaya herkesin hakkı var. Bu yüzden, bence bütün kalmak çok önemli.



Siz dışarıdan bakınca seksi bir bayansınız, Türkiye de bu konuda giderek tutuculaşıyor. Sormak istediğim şey, bu konuda başınıza hiçbir olay geldi mi? Mesela insanlar sizi sokakta görünce ‘neden bu şekilde giyiniyorsunuz’ dedi mi? Tepki gördüğünüz durumlar oldu mu?

Hiçbir zaman karşılaşmadım; çünkü ben sokakta böyle giyinmiyorum. Yalnızca televizyonda ve özel röportajlarda bu şekilde giyinmeyi tercih ediyorum, çünkü kendi tarzım bu. Bu ülkeye ve burada yaşayanlara saygım var. Ben bu ülkede mini elbise ile sokakta yürüyemem, aşırı derecede dekolteye yer yermem. Kendi işim için konuşacak olursak, sonuçta İvana Sert olarak bu ülkede büyüdüm.

Din değiştirmeyi düşündünüz mü?

Böyle bir düşüncem oldu; fakat bu uzun bir süreç. Yani bir anda ‘hadi ben din değiştiriyorum’ gibi bir düşünce değil, büyük bir karar. Ben bütün dinlere inanıyorum; Müslümanlık dini tüm dinlerin en güçlüsü olduğu için bana daha çok yakın geliyor.

Siz Hıristiyan mısınız, Katolik mi?

Ben Ortodoks’um.

Din değiştirmek zor bir karar olmalı değil mi?

Çok zor bir karar; çünkü böyle doğdun, böyle geldin dünyaya, aile etkeni var. Ben aslında din olarak baktığımızda zor görmüyorum, sadece bu aşamada karar vermek zor. Benim dinim zaten size çok yakın, tarihler değişik, bazen kurallar değişik; ama inanmak gerçekten çok önemli. Bir tane söz var ben ona çok inanıyorum: ‘Biz burada bir yolun yalnızca bir ucuyuz; bunun diğer ucu da var’ bizim yolumuzun başka ucu da olduğunu düşünüyorum. Yani öbür dünyanın varlığına inanıyorum; cennet cehennem var bunu biliyorum ve inanıyorum.

Sizce Türkiye’nin en seksi kadını kim?
Bir dönem Hülya Avşar vardı. Eskiden çok filmlerini izlerdim hakikaten çok hoşuma giderdi. Seksi kadın bana başka bir şey ifade ediyor, doğadan gelen, Allah vergisi gibi. Şu anda seksi diyebileceğim kimse yok; ama güzel olarak Özge Ulusoy diyebilirim, Meryem Uzerli de diyebilirim. Seksi bana daha başka şeyler ifade ediyor.

Sizin hiçbir yerinizde estetik müdahale yok sanıyorum. Peki yaptırmayı düşünür müsünüz?

Hayır yok, yaşlanınca belki düşünebilirim; ama 70 yaşına falan gelince. 50’li yaşlarda yaptıranlarda çok kötü duruyor, ben doğal şeyler seviyorum. Bence kırışıklıklar bile kadınları güzel gösteriyor; çünkü kırışıklıklar yaşanmışlıkları, anıları, geçen güzel yılları insanın yüzünde bir iz olarak bırakıyor bence.

Estetiği güzel taşıyan bayanlar var. Mesela bence Deniz Akkaya çok güzel taşıyor. Siz ne düşünüyorsunuz?

Evet, Deniz Akkaya gerçekten estetiği güzel taşıyan bayanlardan biri. Buradan seksi kadına geçiş yapacak olursak, seksi kadında yapay bir şey olmamalı doğal olmalı diye düşünüyorum.

Dışarıdan bakıldığında, size karşı ‘zengin adam avcısı’ diye bir önyargı var. Neler söylemek istersiniz?
Ben bu söylemleri duydum; fakat gerilmiyorum böyle bir şey yok. Ben nasıl evlendim, kiminle evlendim ve neden evlendim. Bunları bilen biliyor, o yüzden benim kendimi anlatmama gerek yok. Ben hiçbir zaman para peşinde koşmadım, Yurdal ile 3 sene kadar flört ettim, ilk tanıştığımızda, henüz birinci ayımızda evlilik teklifi aldım. Eğer ki ben, para pul derdinde olsaydım herkesle evlenirdim, para peşinde değilim ki, hala bekarım. Biz Yurdal ile evlendiğimizde Yurdal’ın gece hayatı vardı ve ben Yurdal’ın hayatını düzene koydum, işleri büyüdü. Yurdal’ın ailesi bu yüzden bana çok saygı duyar.

Biz, sizi dışarıdan çok farklı görüyormuşuz, neden?

Çünkü ben kendimi bu şekilde anlatmaktan hoşlanmıyorum. Kendimi kimseye anlatmak zorunda hissetmiyorum. Ben kendimi biliyorum ve benim doğrularım bana yeter.

Sizinki çok olaylı bir boşanma oldu. Her gün gazetelerde, televizyonlarda çıktınız.

Ben boşanmanın çok kötü bir durum olduğuna inanıyorum. İnsan kendini hem ruh hem de bedenen çok yorgun hissediyor. Bu yüzden boşanma gerçekten olumsuz bir durum, strese giriyorsun. Biz Yurdal ile maalesef anlaşamadık, anlaşabilseydik her medeni insan gibi bir günde boşanırdık; fakat olmadı böyle bir şey. Bu konuda hiçbir zaman konuşmadım, şimdi de konuşmayacağım. Neden olduğunu belki on sene sonra herkese anlatırım ve belki o zaman beni daha iyi anlayacaksınız.

Şu anda Yurdal beyle görüşüyorsunuz, değil mi? O zamanlardaki gerilimleriniz bitti mi?

Tabi ki görüşüyoruz. Zaten gerilim yoktu, Yurdal ile her zaman görüşüyorduk. Yurdal yaşanan tatsız olaylardan sonra beni aradı ve özür diledi. Ben sadece oğlumu düşünüyorum, oğlum bunları yaşamasın. Biliyorsunuz, şu anda her yerde internet var, benim çocuğumun bunları yaşamasına gerek yoktu. Yurdal bunları düşünmeden yaptı.

Demek ki Yurdal Bey size çok aşıktı, ayrılmak istemiyor muydu?

Açıklama yapmak istemiyorum ama on sene sonra her şeyi anlatacağım. Aradan biraz zaman geçsin, o yüzden on sene diyorum. Tabii oğlum da isterse anlatacağım.

Oğlunuz Ateş, şu anda kaç yaşında?

Sekiz yaşında, bayağı büyüdü. Ateş çok zeki bir çocuk, öyle ki giydiğim şeylere karışıyor, neyi nasıl giyeceğim konusunda bana fikir veriyor.

Demek ki oğlunuzun görsel zevki size benzemiş.

Evet öyle, ama Yurdal da çok zevkli biri. Bu konuda babasının da etkisi oldu. Ama bu dönem çocukları zeki oluyorlar, bunun da etkisi var diyebiliriz. Verdiği cevaplar bile çok şaşırtıcı oluyor.

Sizce Türkiye’nin en şık kadını kim?

Feryal Gürman’ın tarzını, duruşunu beğeniyorum. Beni, sürekli marka giymek, sürekli kıyafete bu kadar para harcamak rahatsız ediyor. Böyle olmaması gerekiyor, günah. Mesela ben pazarda 50-60 TL’le kendime bir tarz oluşturuyorum, yani uygun fiyatlara da tarz sahibi olabilirsiniz. Feryal Gürman’ı kötü anlamda eleştirmiyorum, sadece fazla pahalı şeyler giymemeli diyorum. Mesela bazen en pahalı şeyleri giyiyorlar; ama kombin yapmayı beceremiyorlar.

Mesela bu konuda rüküş bulduğunuz kim var?

Benim her cumartesi Milliyet’te yazdığım köşe var; orada kim şık kim rüküş görebilirsiniz. Rüküş gördüğüm bir arkadaşım var; ama söylemek istemiyorum, bana çok kızar. Benim için önemli birisi olduğu için söylemesem daha doğru olur.

Kim, mesela Hande Yener olabilir mi?

Hayır, kesinlikle olamaz; çünkü Hande Yener kendince bir sahne şovu için giyiyor o kıyafetleri ve farklı olmaya çalışıyor.

Ben Hande Yener’in Lady Gaga’ya özendiğini düşünüyorum, siz ne dersiniz?

Belki ilk başlarda özeniyor diyebilirdim ama Hande Yener bence şu an kendi tarzıyla öne çıkmaya çalışıyor. Artık daha basit şeyler giyinmeyi tercih ediyor.
Siz bir aralar şık-rüküş diye televizyon programı yapıyordunuz, hiç benim için neden böyle dedin diye arıyorlar mıydı sizi?

Evet; arıyorlardı, mail atıyorlardı, mesaj yazıyorlardı. Hakikaten bunu yapan vardı. Ama ben eleştiri yaparken kimseyi kınamıyordum; aksine, olaylara daha ılımlı yaklaşmaya çalışıyordum. Ne yapabilir, nasıl giyinebilir diye öneri vermeye çalışıyordum; çünkü birini kırmak güzel bir şey değil.

Bundan sonra markayı büyütmekten başka neler yapmak istiyorsunuz?

Film projesi var. Dizilerden de birkaç tane teklif geldi; ama istediğim formatta bir konuya değer görmedim, o yüzden kabul etmedim diyebilirim. Film projesini de çok inandığım bir konu olduğu için kabul ettim.

Peki, hiçbir dizide oynadınız mı ya da oynamak ister miydiniz? Yeteneğiniz var mı?

Evet, oynarım; ama başka bir işim olmayacaksa oynarım. Vallahi yeteneğin var diyorlar; ama bakalım göreceğiz. Ben kolay bir şey olsun istemiyorum, zor bir karakteri oynamak isterim. Karakter konusunda ders almak gerekiyorsa onu da alırım.

Film nerede çekilecek? Yönetmeniniz kim?

İstanbul’da çekilecek, köy sahnelerimiz var, onlar da Balıkesir’de çekilecek. Yönetmenimiz İlker Ayrık.

Bir dizi için stil danışmanlığı yapar mısınız?

Böyle teklifler geldi; ama yapmadım. Senaryoda giydireceğim kişilerin kostüm tarzları benim tarzım değildi o yüzden uygun bulmadım ve kabul etmedim.

Türkiye’de kimi giydirmek istersiniz?

Tarkan. İhtiyacı var diye düşünüyorum ve yardım etmek istiyorum.

Tarkan bu kadar kötü mü giyiniyor?

O, Türkiye’nin yıldızı; bu şekilde giyinmek ona yakışmıyor. Giydiği kostümler tarz olmalı. Mesela Justin Bieber’i görüyoruz; giydiği kostümlerle, oluşturduğu saç stiliyle tamamen kendine bir tarz yaratmış. Bütün çocuklar onun gibi giyinmek istiyor, saçını onun saç şekli gibi yapmak istiyor. İşte Tarkan da bizim ülkemizin yıldızı olduğu için belli bir tarzı olmalı diye düşünüyorum.

Ama Tarkan’ın bunları yapacak yaşı geçti. Öyle değil mi?
Evet; ama o Tarkan. Yani yaşı geçti diye kenara çekilmesini bekleyemeyiz. Tarkan başlı başına bir fenomen, duruşuyla, kostümüyle, saçıyla, danslarıyla bir tarz oluşturmak zorunda bence.

Aslında haklısın. Murat Boz hakkında ne düşünüyorsun?

Murat Boz; cool, şu anda çok iyi bir yerde ve çok fazla değişime ihtiyacı olduğunu düşünmüyorum. Ama biraz renklendirmek gerekiyor. Yani Murat Boz sadece yakışıklı şarkıcı olmamalı, onun da biraz stiliyle oynanması gerekiyor. Murat Boz’un bir tesiri var ve bence onu çok iyi kullanıyor; fakat bunu biraz da tarzında deneyerek uygulasa karşımıza eminim daha mükemmel bir Murat Boz izlenimi verecek. Murat Boz ne giyerse giysin komik olmaz, tarz olur.

Ajda Pekkan şık mı?

Bence şık, yaşının ve vücudunun kadını. Ben Ajda Pekkan’ın diva olduğunu düşünüyorum ve onu hayranlıkla izliyorum.

Bülent Ersoy’u nasıl buluyorsunuz?

Onu da çok beğeniyorum. Kadın çok farklı; ses, görsel, kostüm… Tarzını sevmeyebilirim; ama kadında her şey var. Bülent Ersoy, hem elbise tarzı hem ses hem de görsel olarak Türkiye’de tek diyebilirim. İkinci Bülent Ersoy olamaz. Tarkan ve Murat Boz aynı çizgide, bu çizgileri farklılaştırmak lazım; ama Bülent Ersoy’a baktığınızda her şeyiyle tek olduğunu görüyorsunuz. Hiç kimse Bülent Ersoy gibi sahne taşıyamaz, o sahneyi kaldıramaz; bunu sadece Bülent Ersoy yapar.