Kahkahamın desibeli ilk aşkımı sinir etmek için yükseldi!

TV 8'de büyük prodüksiyonlu bir şov programına hazırlanan şen kahkahalarıyla ünlü televizyoncu Saba Tümer, "Yarın öbür gün çocuğum bu piyasada olmak istese onay vermezdim. Çünkü çok zor bir meslek. Anında bir şeyler değişebiliyor" diyor.
Kahkahamın desibeli ilk aşkımı sinir etmek için yükseldi!

Seninle ilgili pek çok kişi şunu düşünüyor: O kahkaha gerçek değil. İlgi çekmek için atılan, aslında senin öğrendiğin, öğrenilmiş bir şey. Ve insanlar bunu konuşsun diye bu öğrendiğin şeyi yapıyorsun. Ne düşünüyorsun bununla ilgili?
Bu kahkaha bende var olan bir şey, hep vardı. Ben hep gülen bir kadındım, hep bu şekildeydim. Benim rahmetli annem de böyleydi. Babaannemin kahkahası da çok meşhurmuş. Babamın da öyle. Benim kahkahamın desibeli benim daha genç kızlığımda ilk aşkımı sinir etmek için yükseldi ve öyle kaldı. Çocuk yazık bana çok şey kattı! 

Aaa bütün kariyerini, ünlü olmanı ona borçlusun yani?
Hayır, aslında aşkın olmadığını görünce ben de kariyere yöneldim tamamen. Neyse kahkahamın bu denli yüksek olması onu gıcık etmek için yaptığım bir şeydi, böyle kaldı. 

Çok mu sinir olurdu sen güldüğünde?
Evet, ayrıldığımızda özellikle benim arka masamda ve yakınımdaysa, ben de mutlu olduğumu göstermek için onu sinir etmeye çalışırdım. Haber sunmaya başladığım dönemlerde tabii ki kahkaha atabileceğim bir durum yoktu. Daha sonra program yapmaya başladığımda, birkaç kez güldüm ve bir anda medyadaydı. 

Görüşüyor musunuz hâlâ o çocukla? Evet, arkadaşım. Üstünden 20 yıl geçti, arkadaş olduk tabi ki 

Peki Show Tv’den ayrılırken sana 2-2.5 milyon para verildiği doğru mu?
Hayır, öyle bir şey yok. Onu tazminat olarak yazdılar. Ama benim tazminat talebim falan olmadı, çünkü sözleşmem bitiyordu. Zaten bir buçuk iki sene hiç para almamıştım ordan. O yüzden sözleşmemin dahilinde olan parayı almış oldum. 

Bugüne kadar programa çağırıp da keşke çağırmasaydım dediğin biri oldu mu?
E oluyor tabi ki. Bazen ne yapacağımı şaşırıyorum öyle durumlarda. Herkes öyle konuşkan olmuyor. 

Programını dönüp izlediğinde keşke bunu yapmasaydım. Bu en pişman olduğum an dediğin bir an oldu mu? Bir yılbaşı programı yapmıştım. Çok utandım o programı yaptığım için. Program hayal ettiğim, istediğim gibi olmadı. Daha sonra seyredemedim bile. 

TV 8’deki programında her gece mi olacaksın?
Hayır yalnızca bir gece olacağım. 

Türkiye’nin ilk kadın talk show’cusu mu olacaksın yani? İnşallah. Aslında normalde yaptığım da o tarz bir şeydi ama şimdi bir gece çıkmak ve büyük prodüksiyonlu bir şey yapmamıştım. 

Şimdi senin programını Beyaz ile Okan’ın karşısına koyabilirler değil mi?
Bakalım, bilmiyorum henüz. Mesela Beyaz da bana hep bunu söylerdi. Hadi sen de bir talk show programı yap diye. İnşallah bu sene olacak. 

Şimdi mutlu musun orda peki?
Evet. Aslında ben geçen sene de böyle bir şey yapmak istiyordum ama bir türlü olmadı. Şimdi daha keyif alıyorum, güzel gidiyor. Ama ben artık o kadar çok çalıştım ki, yoruldum. Her gece çalışmak istemiyorum. Az olsun öz olsun istiyorum. 

Sosyal medyada aktif olarak var mısın? Hayır arada girip çıkıyorum. 

Sıkılıyor musun?
Hayır, yazacak bir şey bulamıyorum pek. Bir şey duyurmak istiyorsam, paylaşmak istiyorsam kullanıyorum. Trafikte sıkıştığımda bakıyorum mesela. Instagram’daki fotoğraflara bakmayı seviyorum. Bazen de Twitter’dan bir şeyler sorduğum oluyor. 

Çok fazla takipçin de var ama değil mi? Evet var hakikaten. 

Patron olarak Acun’dan memnun musun?
Evet memnumun. Biz Acun’la Show TV zamanından arkadaşız. O yüzden aramızda güzel bir dostluk var. Onun her zaman bana destek olacağını bilirim. 

Bir gün gelip sana iyi reyting almıyoruz, yolarımızı ayırıyoruz dese? Küser misin peki? Küsmem tabi ki. Diyebilir, bu onun hakkı. Acun olduğu için küsmem, başkasına küsebilirim ama. 

Neden ki? Daha önce başkasına küsmüştüm çünkü. Programımı kaldırmışlardı. O bambaşka bir durumdu. Bir gün aradılar ve programım kaldırılmıştı. 

Bizim piyasanın kuralları böyle aslında değil mi? Kurtarılmak istenen bir program herhangi bir umut vadediyorsa, önce bir toplantı yapılır, üstüne konuşulur. Bir şeyler değiştirirsin, ekler çıkartırsın. Ben zaten olmayınca olmuyor derim. Ama denemek lazım yani. 

Gezi döneminde program yapıyor muydun?
Hayır, ben yurtdışındaydım. Amerka’ya gittiğimde başlamıştı. 

Yurtdışından nasıl gözüküyordu peki olaylar?
Ordayken çok fazla bir şey anlaşılmıyor. Sosyal medya üzerinden öğreniyordum. Ben Türkiye’ye geldiğimde durumun ciddiyetinin farkına vardım. 

O dönemde burada olmayı istemez miydin?
Kaçırdım gerçekten, olayın bir park meselesinden başlayıp bu kadar büyümesi... 

Acun’la gerçekten iyi anlaşacağını düşünüyorsun. Peki kanalın yeni kurulmuş olması seni tedirgin ediyor mu? Genelde sana böyle denk geliyor değil mi? 

Evet, bu aslında benim hoşuma gidiyor diyebilirim. Çünkü yeni kurulan kanalda sen ilk heyecansın ya, o yüzden oraya bir şeyler katmış oluyorsun. 

Çok para kazandın mı?
Son iki senedir iyi para kazanıyorum diyebilirim. Ondan öncesi için iyi kazanıyordum diyemeyeceğim. Tutumlu bir insanımdır zaten. İlla her şeyim pahalı olsun demem, gösteriş için bir şeyler almam. Pinti değilim ama kesinlikle. 

Peki hiç evlendin mi daha önce?
Hayır, evlenmedim. 

Çocuğun olsun istemiyor musun?
Bilmiyorum aslında. Annemi genç yaşta kaybettiğim için biraz tedirginim. Çok iyi bir baba olacağına inandığım biri olması lazım ki bana bir şey olması durumunda çocuğuma bakabilecek birisi olsun. Biraz seçiciyim bu konularda. İstediğim gibi biri de denk gelmedi diyelim. Keşke olsun, isterim tabi ki. 

Anneni ne zaman kaybettin?
1995 yılında kaybettim, 52 yaşındaydı. Çok ani oldu, kalp krizinden kaybettik. Anne bir güvendir sonuçta, dımdızlak kalmıştık. Bu beni tam anlamıyla işime yöneltti, kendi ayaklarımın üzerinde durmalıydım. 

Baban şimdi yalnız mı yaşıyor?
Hayır, babam evlendi. 

Garip gelmiyor mu peki sana bu durum?
Hayır, garip gelmiyor. Annem vefat ettikten sonra babam yalnız kalmıştı. Bu yüzden evliliğe kardeşimle ben de onay verdik. 

Şu anda Türkiye’nin bu durumda olmasından geriliyor musun; ‘Eyvah bugün ne oldu acaba?’ diye... Sen her gün program yapan birisin ayrıca, gündemi de takip etmek durumundasın haliyle.

Zamanında Süleyman Demirel şöyle demiş, “Türkiye için 24 saat çok uzun bir süre.” Çok doğru diyorum şu an. Her gün yeni bir olay oluyor. İnsan tabii ki yoruluyor bu kadar şeyden. ‘Eyvah, bugün ne oldu?’ diye uyanıyorsun. Program esnasında bir şey olduğunda bilemiyorsun. Her şeyden habersiz kalıyorsun. O kötü oluyor. Kahkaha atmış olabilirsin o an. Bilmiyorsun ama durumu. Çünkü program sırasında bildirilmiyor. 

Türkiye’de böyle bir şey var, çok büyük bir hadise olduğunda diğer meslek grupları işine gidiyor ama biz yapamıyoruz. Değil mi?
Evet. Bu durum bana biraz saçma geliyor. Sonuçta herkesin işini yapması gerekiyor. Zaten korkunç bir durumla karşı karşıyayken insanın içinden gülmek, eğlenmek gelmez ki, yapamazsın böyle bir şey. Ekrana çıktın süslendin püslendin değil olay aslında. Herkesin bir işi, sorumluluğu var. Elbette dans edip şarkı söylemek olmaz. Depresyona giriyoruz ki zaten. 

Sen burçlara inanıyor musun peki?
İşime gelirse inanıyorum aslında. Hoşuma giden bir şey olduğunda bakıyorum, gitmeyen bir şey olduğunda bakmayıp takmamayı tercih ediyorum. Takarsan kendine çekmiş oluyorsun galiba biraz. 

Ama sen bunları da dinlemek zorunda kalıyorsun tabi ki programda da... Artık elimden geldiğince yüzeysel dinliyorum. 

Yani yaptığın işin biraz da psikiyatri yönü var değil mi?
O yüzden yeni insanlarla tanışmak çok hoşuma gidiyor. Onların hayatlarını öğrenmek, araştırmak güzel oluyor. Tabi karşınızdaki kişinin dürüst olması lazım, kaygısı olmaması gerek. Açık açık konuşabilmesi lazım. 

Peki bundan sonra nereye gidecek kariyerin sence, ne düşünüyorsun?
Aslında ben hiç düşünmedim biliyor musun, bundan sonra ne yaparım ne ederim diye. 

Planlı programlı gibi görünüyorsun ama..
Annem vefat ettiği gün ben plan program yapmayı bıraktım aslında. O tarz insanlara çok özeniyorum. Benim hayatım her gün değişiyor çünkü. Seyahate bile planlı programlı gidemiyorum. Hayatımla ilgili çok fazla plan yapamıyorum. Çünkü hayat bir şekilde karşına bir şeyler çıkarıyor. 

Mutsuz musun bu piyasada olmaktan?
Zaman zaman değişiyor bu durum. Her şey yolunda gittiğinde memnunum. Her şey kötü gittiğinde mutsuz oluyorsun tabi. Ama yarın öbür gün çocuğum bu piyasada olmak istese onay vermezdim. Çünkü çok zor bir meslek. Anında bir şeyler değişebiliyor.