Nazlı Ilıcak'ı reytinglerde ezdim

Oyuncu Evrim akın şu sıralar Show TV'de Ev Kuşu adlı bir program yapıyor. Rakibi Nazlı Ilıcak'ın programı Pazar Gezmesi'ni pek beğenmiyor: "Nazlı Hanım'ın programını reytinglerde ezdiğim için öne aldılar. Birkaç kere baktım ama sıkıldım, hemen zapladım"
Nazlı Ilıcak'ı reytinglerde ezdim

Avrupa yakasından ayrıldıktan sonra keşke ayrılmasaydım dedin mi?Demedim. Çünkü bir yıl ara verdikten sonra Bez Bebek'e başladım ve iş çok başarılı olduğu için hemen hemen aynı doyuma ulaştım. Farklı bir karakter, farklı bir deneyim…

Niye ayrıldın?Rol enerjisini doldurmuştu, çünkü ben sıkılmaya başlamıştım. Seyircinin de sıkılmasını istemedim devam ederek.

Öyle mi? Ata Demirer’e zamanında demişler ki gel Bülent Ersoy taklidi yap. O da ben artık taklit yapmıyorum demiş. Halbuki biz Ata Demirer’i taklit yapan bir insan olarak tanıyoruz. Ata Demirer, Sefa Yetenek Sizsiniz’de birinci olduğunda ‘bu taklitler falan boş işler, gelip geçici’ yazdı mesela twittera. Ama sen de böyle meşhur olmuştun? Ama bu biraz yaptığın işe ihanet oluyor. Ben sadece karakterden sıkıldım. Komediden sıkıldım diye bir şey akla gelmesin; ki ben ölene kadar komedi yapmak istiyorum.

O ekibin yaptığı yeni işi seyrettiğinde, ‘ya ben de şurada olurdum’ diye bir düşünce geçiyor mu aklından?O da geçmedi çünkü o dizi de başladığında ben de Alemin Kralı’na başlamıştım. Çok keyif alarak oynadığım bir işti. Mizahını sevdiğim bir senaristin işindeydim. O zaman da düşünmedim Allaha çok şükür yaptığım işler iyiydi. Ama şu ara Kardeş Payı'nı izledikçe diyorum ki ‘o kadar iyiler ki’! Senaristi, yönetmeni, oyuncularıyla çok iyi bir iş. O dizi de bana ‘keşke erkek olsaydım’ı düşündürüyor. Çünkü en iyi roller erkeklere yazılıyor. Ne yazık ki…

Ben de tam tersini düşünüyorum bir televizyoncu olarak. En iyi roller kadınlara yazılır.Komedide en iyi roller erkeklere yazılıyor diye düzelteyim o zaman.

İyi oyuncu nasıl anlaşılır? Drama oynadığında mı komedi oynadığında mı?Bence komedi oyuncuları daha iyi oyunculardır çünkü ‘timeing’ dediğimiz matematiği çözmüş adamlardır. Bir de insanları güldürmek daha zordur. Sen herkesi ağlatabilirsin, herkesin bir hikayesi var zaten. Yani sabah programlarını aç, herkes ağlıyor. Ben de izlerken ağlıyorum, sen de izlerken ağlarsın. Çünkü acıklı hikayeler hayatın içinde var zaten, ağlatmak zor bir şey değil.

Türkiye’de en iyi komedi oyuncusu kim?
Bence Şener Şen birinci sıradadır. Demet Evgar, Ahmet Kural da çok iyiler.

Bunun popülerlikle ilgilisi yok mu sence? Ne kadar popülersen o kadar iyi oyuncu olarak görülüyorsun.Ahmet Kural’ı henüz popüler olmamışken, çok önceden tanıyorum. Oyunculuğuna her zaman hayran olduğum bir adamdı. Ki önceden TRT’de drama dizilerinde rol alırdı. Her zaman çok iyi bir oyuncu olduğunu ve olacağını söylerdim.

Niye genelde ‘Güzel kadından komedyen olmaz’ derler? Biz tipine mi güleriz insanların?Tabi bugüne kadar hep öyleydi. Amerika’daki örnekleri de var mesela Bette Midler. Gerçi bilemiyorum, jenerasyon güzelleşiyor işte ondan bebeğim! Şöyle bir şey olabilir mi Armağan, dramalara hep güzel kadınlar seçildi oynatıldı. Belki de orta güzellikteki kadınlara da komedi kaldı?

Bence komedide "çirkin" insanın oynamasının nedeni biraz da tip avantajını kullanmakla alakalı.Komedi aslında bugüne kadar hep ikinci, üçüncü derece iş olarak görülmüş. Bazı starlara teklif götürdüğünde “ben komedi yapmam, ben soytarı olmam” gibi cevaplar alındı. Yani bu iş soytarılıkla eş değer görüldü her zaman. Bu yüzden güzel kadınlar güzel durmalı, iyi fotoğraf vermeli ve dramalarda olmalı algısı var.

Oyunculuk okulları hakkında ne düşünüyorsun? Kısa süreli workshoplara girip "oyuncuyum" diyenler hakkında mesela. Ya da ilk önce şöyle sorayım, sence oyuncu olmak için oyunculuk eğitimi gerekiyor mu?Bence konservatuar eğitimi artık gerekmiyor. Birçok metot çıktı oyunculukla ilgili. Dünya küçüldü. Artık herkes birbirine ulaşabiliyor. Rahatça yurtdışına gidip gelebiliyor, herkesin elinin altında internet var… Böylelikle bir sürü yeni oyunculuk metoduna ulaşabiliyorlar.

Bence çok gereksiz şeyler oyunculuk okulları. Nasıl eskiden mankenlik modayken mankenlik okulları açıp kızların paralarını almışlar, şimdi de oyuncu olmak moda olduğu için bazı insanlar sadece gençlerin parasını alıyor diye düşünüyorum. Aralarında ahlaklı olanlar da vardır, ahlaksız olanlar da vardır tabii. İnsan bir yola girdiyse hedefine doğru giderken yolundan sapmamak için şekillenmesi gerekiyor. O süreci de belki bir metotla, kuramla, eğitim çizgisiyle halletmen gerekiyor. Bunlar sana belki görmediğin bir şeyi görmeni sağlayabilir. Bu şarkıcılar için de geçerli. Mesela Ajda Pekkan hala şan dersleri alıyor diye bir şehir efsanesi var. Bu doğru mu bilmiyorum ama. Aslına bakarsan bu işler her şeyden önce antrenman işi. Ne kadar çok çalışırsan, o kadar çok katkısı oluyor. Gözümüzün önünde büyüyen insanlar oldu, mesela Hazal Kaya. Şanslıydı ki gençliğinden beri dizilerdeydi ve iyi antrenman yapa yapa, büyüklerinden görerek, ki bu da bir nevi eğitim, yürüdü… Bazılarının tabi öyle bir şansı olmuyor. O da belki bunu eğitimle kapatıyor.

Bence gözlem gücü olmayanın oyuncu olma ihtimali yok. İstediğin kadar ders al ya da konservatuar bitir…Gözlem gücün yoksa, empati kuramıyorsan, algın açık değilse ve IQ’un yüksek değilse zaten geçmiş olsun.

Bugüne kadar Ev Kuşu’nda keşke gitmeseydim dediğin ev oldu mu?Reytingini görünce bunu söylediğim oldu, evet. Tam tersi de oldu ama . Mesela ‘Niye gidiyorum ben bu eve’ dediğim bir bölümden anormal bir reyting aldığımızı görünce "iyi iki gitmişim" dedim.

Televizyonculuk böyle bir şey değil mi?Çok garip bir şeymiş. Reyting kovalama derdi çok zor bir şey özellikle. Pazar sabahlarım iptal mesela.

İlk defa yapmıyorsun ama. Dizide oynadığında da reyting kaygısı vardı.Ama burada tek başına sorumluluk sahibisin. Öyle ya da böyle ihale bana kalıyor sonunda.

En çok eğlendiğin kimin eviydi?Ferman Toprak'ın.

Şimdi bir rakibin var. Nazlı Ilıcak. Son tahlilde ikiniz de evlere gidiyorsunuz.Çok şaşırtıcı dimi?

İzliyor musun Nazlı Hanım'ın programını, acaba ne yapıyor diye? Hem yayın günü ve saatiniz hemen hemen aynı.Öyleydi ama Nazlı Hanım'ın kanalı, Nazlı Hanım'ın programını reytinglerde ezdiğim için öne aldı. Sosyal medyada videolarını çok gördüğüm için izlememe de gerek kalmıyor. Birkaç kere baktım ama sıkıldım, hemen zapladım.

Aslında ilginç şeyler buluyorlar. Mesela Nazlı Ilıcak’ın bir evde çiftetelli oynaması ilginç bir şey, ama tabii o programın sadece birkaç dakikası. Ya da Cem Hakko programında rap yapması…İzlememiştim. Reyting aldı mı?

Bakmadım valla.Ne diyeceğimi bilemiyorum, sözün bittiği yer.

Gittiğin evde neler yapacağını planlıyor musun?Hiç düşünmüyorum bunu. Her şey spontan gelişiyor çünkü gittiğim evleri tanımıyorum ki. Ankaralı Yasemin’le hiç tanışmamıştım mesela. Çılgın Sedat’ı da hiç tanımazdım. Sadece gitmeden önce hayatlarını okuyor çalışıyorum. Yapım ve editör ekibimiz sanatçıların bilgilerini gönderiyor. Eğer hiç dinlemediğim müzisyenler varsa şarkılarını dinliyorum. Cenk Eren’i biliyorum ama hiç tanışmamız olmamıştı mesela. Benim ne kadar asosyal olduğumu sen biliyorsun. Hayat tarzımla şu an yaptığım iş çok tezat.

Şafak Sezer’i sosyal medyada çok linç ediyorlar biliyorsun. Sen onunla iki sezon çalıştın. Gerçekten bizim dışarıdan duyduğumuz gibi mi her şey?Henüz Gezi Olayları olmadan önce de, Şafak Sezer başbakanı ve partisini sevdiğini, onlara fikren yakın olduğunu her zaman söylerdi. Gezi Olayları'nda Şafak Sezer’i gördüğüme çok şaşırmıştım asıl ben. Başbakanı bu kadar seven adamın orada ne işi var dedim. O da Gezi ile ilgili kendi açıklamasında "bir hata yaptığını" söyledi zaten. Ben başbakana yakın olmasına şaşırmıyorum, ben Gezi Parkı’nda Şafak abinin ne işi vardı hala oradayım yani.

Şuanda hükümete yakın olan sanatçılar bir linç kampanyasına uğruyor. Bunu doğru buluyor musun sen de?Hiçbir konuda hiç kimsenin linç edilmesi doğru değil ki. Linç kültürü ne ayrıca yahu. Bana ne, sana ne, ona ne yani değil mi? Hayatta daha önemli şeyler var.

Zor mu Şafak Sezer ile çalışmak?Hiç değil, hatta çok keyifli. Bir kere sabah sete gitmiyorsun. 12’den ya da 2’den önce setimiz olmuyor. ‘Sabah sabah ben komedi mi yapacağım’ diyor ve çok haklı bu konuda. Yemek yemeyi çok sever ve yedirir de. O yüzden iki yılda beş kilo aldım mesela. Eline ne geçse yedirir. Haftada bir gün mutlaka kuru fasulye günümüz vardı. Merhametli bir adamdır Şafak. Neden bu kadar yanlış tanınıyor bilmiyorum. Herkesin bir şifresi, bir gizli bahçesi var. İzinsiz girmeyeceksin o bahçeye.

Bir daha asla onunla çalışmam dediğin bir insan var mı?Var ama söyleyemem şu an. Ukalalığı hiç sevemiyorum ben. ‘Ben artık oldum’culuğu hiç sevmiyorum. Öyle düşünüyorsan bile içinde yaşa diyorum. Her anlamda ‘olmuş’ olduğunu düşünenleri kast ediyorum yani. Geçmiş olsun demek lazım. Setin hakimi olmak isteyen tipler işte. Allahtan o bahsettiğim iş kısa sürmüştü.

Ama oyuncu dediğin insan egosu yüksek insandır. Bence zaten oyunculuğun en zor kısmı da hem o işi çıkarmak hem de egoyla mücadele etmek.Edeceksin işte. Egonla mücadele edebildiğin an, olduğun andır zaten.

Bu piyasada en zoruna giden şey ne? Sana bu piyasada keşke olmasaydım dedirten bir şey var mı?İkiyüzlülük ve dedikodu. Bazı ruh hastaları var ki olmayan şeyi olmuş gibi insanlara aktaranlar. Biri seninle ilgili "psikopat "demişti mesela bir keresinde." Evet, sen eğer onun işinde aptallık yaparsan psikopatlaşır" dedim ben de.

Bırakmayı düşünüyor musun?Bilmiyorum, hayatımda hiç gelecek planı yapmadım. Sence bu coğrafyada böyle planlar yapılır mı? Zaten genetik zincirimiz uygun değil böyle planlar yapmaya. Göçebe toplumuz ya biz, belki yine göçer gideriz bir yerlere. Benim hayalim yaşlılığımı bir Avrupa kasabasında geçirmek mesela. Güney batı Fransa, Narbonne şehri belki…

Hiç dram oynamayı düşünür müsün?Dram oynamam için teklifler geldi. Büyük konuşmak istemiyorum ama oynamam. 130 dakika dram yapılmaz ya.

Bence uzun süreli komedi yapmak daha zor. Bu teknik anlamda doğru olabilir ama benim söylediğim mevcudiyet anlamında. 6 gün çalışıp sürekli dramın olduğu bir sette olmak çok zor.

Türkiye’de hak etmeden ünlü olan çok oyuncu var mı?Bir yapımcı olarak asıl senin cevap vermen lazım bu soruya. Oyuncuyu bırak, ‘şarkıcıyım’ diyerek müthiş bir özgüvenle şarkı söyleyenler var. Sen de onlardan birçoğuyla çalıştın zaten.

Gezi olayları sırasında İstanbul’da değildin. Bu konuda kendini şanslı mı görüyorsun şanssız mı?Ben İstanbul’da olsam da gidemezdim oralara. Kalabalık alanlara giremiyorum, konsere bile gidemiyorum. Alerjim var güneşe çıkamıyorum. Yani evden çıkmamak için hep bir bahanem var. İstanbul’da değil başka bir şehirdeydim ama yine evdeydim. Yapı olarak evden çıkamıyorum.

İnsan içine karışamamak bir oyuncu için dezavantaj değil mi? Yani belleğinde yeni tiplerin yer bulması için.Bence onlar benim küçüklüğümden var aklımda. Şimdi ünlüyken kimse sana malzeme vermiyor ki, herkes senin yanında başka biri gibi davranmaya başlıyor. Bunu sen de fark ediyorsun az çok. Yani daha çok cebimdekilerle idare ediyorum diyelim. Ama tabii ki esnafla sürekli iç içeyim. Pazara gidiyorum, mutfak alışverişimi her zaman kendim yapıyorum. Gidip saatlerce bir kafede oturmak, saatlerce alışveriş merkezlerinde gezmek bana göre değil. Evden çıkmamakla bunu kastediyorum.

Sana bir dizi getirseler ve beraber başrol oynayacağın erkek oyuncuyu sen seç deseler kimi seçerdin? Gael Garcia Bernal’ı seçerdim. Hem boyu boyuma da uygun.

Kısa boylu olmanın dezavantajını yaşadın mı? Hiç yaşamadım aksine her zaman şımarıklık yapma hakkın var. Kısa boylular daha bir çocuk gibi durduğu için bize şımarıklık yakışıyor.

EVRİM AKIN’LA EV KUŞU CUMARTESİ VE PAZAR GÜNLERİ 13.00’TE SHOW TV’DE