Türkan Şoray: Partilere aynı mesafedeyim ama sosyal demokratım

Türk sinemasının sultanı Türkan Şoray, "Bana şimdiye dek birçok partiden teklif geldi. Ama hep, bütün partilere aynı mesafede durdum. Şunu da söylerim, ben sosyal demokratım. Bayrağımız, Atatürk'ümüz, milli değerlerimiz, bayramlarımız ve el öpmelerimizle ülkeme çok bağlı olan milliyetçi bir insanım" diyor
Türkan Şoray: Partilere aynı mesafedeyim ama sosyal demokratım

Yeni ‘star’ kavramını nasıl buluyorsunuz? Mesela ben eski starlarla yeni starlar arasında çok fark görüyorum. Eskiden starlar ulaşılmazdı, şimdiki starlar her gün televizyonlarda, magazinlerde. O yüzden bence Türkiye yeni star yetişmiyor. Çünkü çok ulaşılabilir oldu.

Böylesi daha mı iyi acaba? Mesela dünya starlarını da görüyoruz. Ellerinde çocuklarıyla en rahat şekilde giyinip marketlere gidip alışveriş yapıyorlar. Bu mu daha iyi yoksa ulaşılmamak mı daha iyi, ben de karar veremiyorum.

Bana göre şimdi star çıkmıyor. Mesela ben Türkan Şoray’ı merak ettiğim kadar şimdiki star dediğimiz insanları merak etmiyorum. Eskiden hafta sonu Zeki Müren ya da Türkan Şoray çıksın da izleyeyim diye düşünen birisiydim. Ama şimdi öyle değil; ben istediğim anda istediğim insana ulaşabilirim. Sizce de bu sektörde star sistemi çöktü mü?

Önce star kavramını konuşmak lazım. Starı sevilen ve tanınma anlamında mı değerlendiriyorsunuz? Çünkü ben öyle değerlendiriyorum.

Şu anlamda değerlendiriyorum: merak ettiğim, film çektiğinde gidip filmlerini izlediğim, dizi yaptığında seyrettiğim, merak ettiğim ve sevdiğim insan benim için stardır. Mesela bu anlamda eskisi gibi star sadece Tarkan var; çünkü o da sizin gibi sürekli saklıyor kendini, diğer herkes çok ortada.

Bugünkü star dediklerimizin de film ve dizileri izleniyor.

Sizce bu kadar ortada ve ulaşabildiğimiz insanlar, sizin gibi yıllarca starlık durumunu sürdürebilirler mi? Mesela bana göre onlar projenin yarattığı starlar. Proje bitince onlar da bitiyor. Ben böyle düşünüyorum. Eskiden biz Türkan Şoray var diye sinemaya giderdik; ama şimdi –kendi adıma konuşuyorum- bir dizinin içindeki kişiyi star yapıyoruz dizi bitince içindeki star da bitiyor.

Arada şöyle bir fark var: Sinema başka bir dünya televizyon dünyası başka bir dünya. Yani biz, o sinemayla var olduğumuz için çok şanslıyız. Şu anda toplumdaki tek şey dizi izlemek. Sinema filmleri de yapılıyor; ama Türk toplumuna hakim olan şey, sinemadan çok dizi izlemek. Sinema filmleri daha çok sinemasever toplum için geçerli bir anlayış.

Öyle demeyin, mesela şimdi bir film çekiliyor ve bir film 7 milyon kişi tarafından izleniyor.

Ama o tamamen ayrı bir konu. Siz komedi filmlerini diyorsunuz. Komedi filmlerine farklı bakmak gerekiyor. Mesela hangi film ‘Babam ve Oğlum’ ya da ‘Issız Adam’ın yerini tutabilir? Televizyonun ülkemize gelmesiyle birlikte çok şey değişti.

Eskiden televizyon yoktu. Siz evlenince kıyamet kopardı. Bir de bunun şimdi olduğunu düşünün; dünya durur. Şimdiki starlar bir günde unutuluyor. Ama siz unutulmazsınız. Düşünün, Zeki Müren öldü; ama o hala Zeki Müren bizim için.

Tabii. O algı bizim insanımızın da vefa duygusundan geliyor. Bir kere kalbine yerleştirdi mi bir daha kolay kolay çıkarmıyor. Ben bunu son yıllarda anladım. Mesela bir kitabım oldu, imza günlerimiz oldu ve aynı 30 sene önce gördüğüm ilgiyi gördüm. Şunu anladım ki bizim insanımız çok vefakar, hayran olduğu kişiyi kalbinde taşıyor.

Hiç ‘keşke hiç böyle bir şey yapmasaydım’ diye düşünüyor musunuz? Mesela ’keşke oynamasaydım filmlerde’ gibi düşünceleriniz oluyor mu? Bu benim için çok geçerli bir düşünce ‘keşke ben hiç star olmasaydım’ diye düşünürüm bazen.

Ben şunu kabul etmiyorum: ‘Ben starım’, yani starlık kavramını kabul etmiyorum. Bu öyle bir şey ki tamamen sizin dışınızda gelişen bir sistem. İki film çeviren de star oluyor. Ben yıllardır şunu hep söylüyorum: “Ben sinemaya aşık, sinemaya emek veren, sinema emekçisi veya seyircimle sevgi bağı kuran bir sinema oyuncusuyum.” Seyircimin beni starlığın ötesinde bir yere koyduğuna inanıyorum.

Anladım. Diğer yandan bu çok ağır bir yük değil mi?

Ama ben bu yükü taşımaya o kadar razıyım ki. Seve seve yapıyorum bunu.

Mesela bu sebeple hayatınızda hiç yaşamadığınız duygu oldu mu?

Tabii. Ama her şeyin bir bedeli vardır. Bu bedel ağır bile olsa ben yeniden dünyaya gelsem tekrar o bedeli çekmeye razıyım. Öyle bir şey ki bu, mesela imza günlerinde kucağında torunuyla gelen kadın ‘Lütfen dokunun. İlerde size dokunduğu için torunum gurur duysun, sizi tanıyarak büyüsün’ diyor. Ve bu öyle olağanüstü bir şey ki beni çok derinden etkiliyor. Benim kuşağım, yani o Türk filmlerini seven kuşak aynı duyguyu çocuklarına da aktarmış. Mesela bir imza gününde dört kuşak oraya geliyor ve hepsi aynı fotoğrafta olmak istiyor. Anneanne, anne, kızı ve torunu. İşte bu başka bir duygu, benim için unutulmaz ve vazgeçilmez bir duygu. İşte bu ‘starlık’ değil başka bir mertebe.

Sultan lakabını size kim koydu? Nereden geliyor bu? ‘Sultan’ filminden mi geldi?

Hayır, ‘Sultan’ filmiyle hiçbir alakası yok. O da tamamen benim dışımda gelişmiş bir olay. Zaten ‘Sultan’ filminden önce bahsedilmeye başlanmış. Bu, Türk halkının taktığı bir lakap ve ben bunu ‘Gönüllerin Sultanı’ gibi algılıyorum. Bana böyle dendiği zaman utanıyorum, mahcup oluyorum; ama çok mutlu oluyorum.

Türk sinemasında kaçıncı yılınız oldu?

Ellinci yılım oldu.

Yarım asır! Büyük zaman, tarih! Eskiyle bugünü karşılaştırdığınızda mesele Beyoğlu’nda gala gecelerinin olmasını, siz yine kırmızı halıda yürümeyi, milletin sizi görünce ayağa kalkmasını ister miydiniz?

O sıklıkta olmasa da yine galalarda yaşanıyor aynı şeyler. Tabii o yıllarda çok daha görkemli, ihtişamlı yaşanıyordu. Bu konuda biz talihliyiz.

YENİ FİLM PROJESİ



O halde biz de talihsiz oluyoruz. Yeni bir film projeniz varmış ve bu filmde kızınız Yağmur ile birlikte oynayacakmışsınız. Doğru mu?

Yağmur, Koç Üniversitesi’nde sosyoloji okudu. Daha sonra Amerika’da medya üzerine master yaptı. Dolayısıyla Yağmur Türkiye’ye çok donanımlı biri olarak döndü. Sosyolog da olabilir. Medya dünyası da insanlara hitap ediyor. Yağmur da bir yapım firması kurdu, çok güzel projeleri var ve bunları gerçekleştirmek istiyor. Benim de birkaç tane film projem var. Yağmur bunu biliyor ve beğendiği bir filmimde benimle birlikte oynamak istiyor. Hatta geçenlerde kendi yapım şirketinin asistanlarıyla yanıma gelip bana kendisinin yapım şirketinde yönetmenlik yapmamı teklif etti. Ben de kızımdan gelen bir teklif olduğu için kabul ettim. Kızımın şirketi olması beni bu konuda daha da heyecanlandırdı ve dolayısıyla sorumluluğum iki kat daha arttı. Filmim çok güzel olmak zorunda. Film bu yaz sonunda çekilecek ve ben yönetmenliğini yapacağım. Filmde Yağmur’a da bir rol vermeyi düşünüyorum. Belki küçük bir rol ben de oynayacağım.

Ben şahsen çocuğum olsa bu sektörde olsun istemem. Sosyoloji okuyarak bambaşka bir yol seçmiş olan Yağmur’a bu sektörde olmaması gerektiğini söylemediniz mi?

Yok, hayır bu onun kendi seçimi. Onun artık kişiliği oluştu ve kendi kararlarını verebilecek belli bir yaşa geldi. Hedeflerini belirleyebilecek olgunlukta. Benim de severek içinde bulunduğum bu sektöre kendini yatkın hissediyorsa ben kesinlikle karışmak istemem. Ama ben Yağmur’un bu sektörde çok başarılı olacağına inanıyorum; çünkü sezgi ve algısı çok güçlü. Neyin ne olabileceğini çok iyi bildiği için başarılı bir yapımcı ve oyuncu olacak.

Ünlü bir insanın çocuğu olunca ünlü doğmuş sayılıyorsunuz ve bu aslında onun seçtiği bir şey değil. Herhangi bir insanın günlük hayatta yaptığı şeyi ünlü biri yaptığında olay olabiliyor. Yağmur’un bu konuda hiç size kızdığı ya da bir şey söylediği oldu mu?

Tanınmış insanların çocuklarının yaşamları gerçekten zor oluyor. Kendileri seçmedikleri halde daha bebekliklerinden itibaren herkesin gözü üzerlerinde oluyor. Yani gerçekten kolay değil, Yağmur’a da çok üzülüyordum. Küçük yaştan itibaren kontrollü yaşamak zorundalar; çünkü her an magazin malzemesi olabilme endişesi var. O yükü taşıyorlar maalesef. Zaman zaman kendimi Yağmur’a karşı suçlu hissettiğim oldu ama yapabileceğim bir şey yok. Küçükken Yağmur okuluna gitmemi hiç istemezdi. Yağmur’un gittiği okula söyleşilere gidiyordum ama Yağmur gelmiyordu.

Benim kaçıp gitmek istediğim zamanlar çok oldu. Son dönemlerde bu ülkeden uzaklaşmak istediğiniz oldu mu?

Ülkemi çok seviyorum. Kaçmak istesem, yine ülkemin ücra bir köşesine kaçardım. Ama zaman zaman yok olma ve içime kapanma duygusuna kapıldığım oluyor. Tereddütler geçirdiğim oldu; çünkü çok hassas ve alıngan bir insanım. Bazen çok yakın dostlarımla gönül kırıklıkları yaşadığımda ve iş ilişkilerinde karışıklıklar olduğunda bırakıp gitmek isteyebiliyorum.

Gitseniz nereye giderdiniz?

Mutlaka her şeyden uzak ve deniz kenarında bir yerde olurdum.

 

SOSYAL DEMOKRATIM



Eskiden starlar siyasetle, Türkiye meseleleriyle alakalı hiçbir şey konuşmazdı. Siz bugünün Türkiye’siyle ilgili bir şey söylemek ister misiniz?

Bayrağımız, Atatürk’ümüz, milli değerlerimiz, bayramlarımız ve el öpmelerimizle ülkeme çok bağlı olan milliyetçi bir insanım. Bu toplumda yaşayan biri olarak ülkemi ve insanlarımızı çok seviyorum. Dolayısıyla, ülkemde hep insanlar mutlu olsun istiyorum. Yıllar geçtikçe, yaşınız ilerledikçe çevreye ve topluma daha duyarlı oluyorsunuz. Siyasete ve politikaya daha çok ilgi duymaya başlıyorsunuz. Bana şimdiye dek birçok partiden teklif geldi. Ama hep, bütün partilere aynı mesafede durdum. Şunu da söylerim, ben sosyal demokratım. Yıllarca gerek kadın haklarında, gerek sinemada hep yanlarında oldum.

Bu 1 Mayıs’ta sizin 1978 1 Mayıs’ında Taksim’de çekilmiş resimleriniz ortada dolaştı, bunları gördünüz mü?

Tabi, ben demokratik yürüyüşlere çok katıldım, işçi grevlerine çok katıldım. Mesela geçen gün bir işyerinde grev vardı biz de yanlarından geçiyorduk, camı açtım, “Arkadaşlar yanınızdayız” diye bağırdım. Onlar da neye uğradıklarını şaşırdılar.

İçinizde baya militan bir ruh varmış.

Tabi, ülkesini seven her insan gibi. Ülkemde olan olayları çok yakından takip ediyorum. Ülkede yaşanan olaylar beni çok derinden etkiliyor. Belki de çok mutlu olamamamın nedenlerinden biri de budur. Yani kendi cam fanusumun içinde yaşamıyorum. Her ne kadar ortalıklarda gözükmesem de televizyon programlarını, açık oturumları yakından takip ediyorum. Günde 12 tane gazete okuyorum. Ülkede olan olaylar beni çok etkiliyor.

NURGÜL YEŞİLÇAY, TUBA BÜYÜKÜSTÜN, BERGÜZER KOREL, EZGİ MOLA...

Sürekli sizinle ilgili: ”Veliahtını Tuba Büyüküstün, Beren Saat olarak gösterdi” gibi haberler çıkıyor. Böyle bir şey var mı yoksa bunlar magazin uydurması mı?

Bizim seyircimizin, halkımızın gönlü o kadar büyük ki herkesin yeri ayrı. Yeni oyuncuların da yıllar önceki oyuncuların da yeri ayrı. Ben hiçbir zaman “Benim veliahtım şudur” demedim, onları çok beğendiğimi söyledim. Mesela Nurgül (Yeşilçay); inanılmaz bir güzellik, dünya çapında olabilecek bir yetenek. Hangi birini sayayım: Nurgül Yeşilçay, Tuba Büyüküstün, Bergüzar Korel, Ezgi Mola… Hepsi o kadar güzel, o kadar yetenekli ki.

Bundan sonrasıyla ilgili en büyük hayaliniz, projeniz nedir?

İnsan hayal etmeden yaşayamaz. Çok hayallerim var ama ömrüm bu hayallerin ne kadarını gerçekleştirmeme müsaade eder, bilmiyorum. Çok güzel filmler yapmak istiyorum; projelerim var, kızımın güzel günlerini görmek istiyorum, kızımı gelinlik içinde meşaleler altında sevdiği insanla yürürken görüp ağlamak istiyorum.

 

ALBÜM YOLDA


En son DMC’nin genel müdürü Samsun Demir, “Türkan Şoray bir albüm yapıyor” dedi. Doğru mu?

Evet, albüm bitti. Aranjörlüğünü Metin Özülkü yaptı. Yaşamım boyunca beni etkileyen, dinlerken gözlerimin dolduğu, kalbimi titreten şarkıları seçtim. Mesela Ayten Alpman’ın ‘Tek Başına’ şarkısı. Kendi yorumumla kendi duygularımla söyledim. Mesela Tanju Okan’dan ‘Hasret’i söyledim. Orhan Gencebay’dan ‘Bir Zamanlar Benim Sevgilimdin.’ Tamamen kendi dünyamda kendi duygusallığımla, iyi şarkı söyleme iddiasında olmadan bir albüm hazırladım.

Yıllardır sizi sahneye çıkarmak için çok büyük paralar teklif edildi değil mi? Bu albümler artık çok para kazandıran şeyler değil.

Olsun, ben bunu ticari amaçlı yapmıyorum; sevenlerime bir armağan olsun diye yapıyorum.

Bu CD’den sonra bir sahne teklifi gelse çıkar mısınız?

Sahneye çıkmam; ama yardım amaçlı halk konseri olursa çıkabilirim. Mesela kadınlar adına çocuklar adına bir konser olursa çıkabilirim. Albüm her şeyiyle bitti eylül ayında çıkacak.