Türkiye'nin en güzel ikinci kadınıyım

Bu Tarz Benim'in unutulmaz yarışmacılarından Özlem Özden: Ben kendimi deli olarak değil de farklı olarak görüyorum. Janjanlı, canlı bir kız olarak görüyorum. Kendimi akıllı olarak görüyorum.
Türkiye'nin en güzel ikinci kadınıyım

Siz ne mezunusunuz? Ben sizi ilk televizyonda gördüm; dedim ki herhalde ilkokul terk falan… Ciddi söylüyorum.

Süleyman Demirel Üniversitesi Kamu Yönetimi mezunuyum. İBF mezunuyum. Aslında idari hakim olmaktı benim idealim. Yine Kamu Yönetimi’nden yüksek lisans yaptım. Lisans Kamu Yönetimi, Yüksek lisans Kamu Yönetimi. Bir de tez yazdım. “Belediye personelinin hizmet içi yönetimi ve Antalya Belediyesi örneği”. Benim annem İzmir kökenli Antalyalı. Babam Isparta Senirkentli. Babam emekli ilköğretim müfettişi.

Şu an nerede yaşıyorlar?

Son 3 senedir Kuşadası’nda yaşıyorlar. Benim hayatım boyunca annem-babam hep emekliydi. Ben emekli anne-baba çocuğuyum.

Tekne kazıntısı…

Tekne kazıntısından daha öte… Tekne kazıntısı derken sizin abiniz ablanız vardı, benim abim ablam yok. Ben evin en büyüğü.

Tek çocuk musun?

Bir erkek kardeşim var. Babam, annemle 48 yaşında evlenmiş. Babam, baba olduğunda 50 yaşındaymış. Ben şimdi 33’üm ya, babam 83 yaşında. Annemle babam arasında 15 yaş var. Annem 33 yaşında evlenmiş.

 

FOTOĞRAFLAR: TOLGA AKTAŞ

Üniversiteyi bitirip ailenin yanından ayrılıp İstanbul’a mı geldin?

Yok yok. İstanbul’a geleli 4 sene oldu. Ben ailemden çok geç ayrıldım. 29 sene boyunca hep annemin ve babamın dizindeydim. Sadece üniversite hayatımda 4 sene devlet yurdunda kaldım.

İstanbul’a gelirken amacın ünlü olmak mıydı? Yoksa her şey bir tesadüf mü?

Hayatımda hiç ünlü olmak gibi bir derdim olmadı. Uğurkan Bey’in o konuda çok güzel bir lafı vardır çok severim ve kendime prensip yaptım; ‘’ Şu an sizin durumunuz aşırı popülarite. Sakın bu durumun gazına gelip kendinizi kaybetmeyin. ‘’ dedi. Ben kendimi ünlü olarak görmüyorum. Ben şu anda popülerim, gündemdeyim. Ama ünlü değilim. Bunun kesinlikle ün olduğunu düşünmüyorum. 1 sene sonra, 2 sene sonra adım hatırlanır bu ün olur. Mesela ben şu duruma çok karşıyım. Nefret ediyorum hatta; yolda ya da internette konuşuyorlar ‘’Özlem biz senin hayranınız, fanınız.‘’ Hiç hoşuma gitmiyor. İrrite oluyorum. Çünkü ben bir Türkan Şoray değilim ne bileyim bir Müslüm Gürses değilim anlatabiliyor muyum? İyi bir yazar değilim. Müzisyen ya da bestekar da değilim benim neyime hayran oluyorsun? Özlem Özden’i sevin, destekleyin. Ben de severim ve desteklerim insanları ama fan’lık nedir ya? Bana çok komik geliyor.

Peki İstanbul’a neden geldin?

Aileme dedim ki; tezimi yazdım, yaşım gelmiş 29’a…. Hayatımda ne koca var ne çocuk var ne iş var. Kardeşimle bir ev tutalım beraber yaşayalım. Hem orada ben işime gücüme bakarım hem de belki evlenirim dedim. Ailem de bana çok güvenir. Tamam dediler. Bakırköy çarşıda bir ev tuttum internet üzerinden. Annem-babam o zamanki arabalarını verdiler bize. Bir sene kardeşimle beraber yaşadık daha sonra kardeşim yurtdışına gitti. Ben de bir ay boyunca dergide çalıştım.

Ne yaptın dergide?

Halkla ilişkiler ve reklam yaptım. Zaman zaman muhabirlik yaptım. Röportaja gidiyordum ama paramı doğru düzgün alamıyordum. Kardeşim gitti ben tek başıma kaldım. 

O arada sen televizyon işlerine mi gidiyordun? Birisi bana dedi ki, Medcezir’de oynamışsın.

Evet doğru, yalan değil gerçek bunlar. Ben normalde tiyatro yapmıştım Antalya’da. En bilindik Mayadroom Ajans vardır. Beni bir kere Arka Sokaklar’a yollamışlardı. 1 bölüm Arka Sokaklar’da oynamışlığım var. Bir kız arkadaşımın arkadaşı vardı cast direktörü Gökhan diye. Gökhan Bey’le tanıştım ve bir gün Seksenler’i gezmeye gittik. Ertesi gün Gökhan beni aradı, ‘’Özlem, Doksanlar’da bir bölüm oynar mısın?’’ dedi. Doksanlar’a gittim, hafif meşrep bir kadını oynadım ama birkaç diyaloğum vardı. Sonra beni yaza doğru tekrar aradı Medcezir’e gider misin? diye sordu. Ortam güzel neden gitmeyeyim? Benim de saçlarım o zaman uzundu. Zengin Kız Fakir Oğlan’a da gittim. Sonra beni Sebahat ile Melahat’e gönderdiler.

Peki bu yarışmaya nasıl girdin?

Figürasyona gittiğim dönem aynı ajansta bir kız arkadaşım vardı. Özlem bir yarışma var, gel yarışmaya başvuralım dedi. Bir cast ajansından gitmedim ama. Arkadaşım duymuş, beraber görüşmeye gittik. Beni seçtiler, kız arkadaşımı seçmediler.

Sen deli kategorisinden tabii!

Ya farklı olduğum hissediliyor. Bu kızda bir cinslik var dediler.

Senin bir Nur Yerlitaş hastalığın var.

Allah bin kere razı olsun Nurella’dan. Bir ara beni çok aşağılıyorlardı. Yarışmada Hürrem oldum kendimi yere attım ya, onun bir “reality Show”olduğunu idrak edemediler. Bu bir tarz programı ama bir de eğlencesi lazım. İnsanlar iki tane güzel kıyafet giyen 90-60-90 birini izlemek istemiyorlar. Orada sit-com tarzı bir komedi izlemek istiyorlar.

Sen kendini televizyonda seyrediyor muydun?

Ben kendimi elenene kadar hiç izleyemedim. Çünkü televizyonumun kaydetme özelliği de yok, evimde internet de yok. Bu yüzden de hatalarımı görme fırsatım olmadı. Ben hep spontane gittim. Ne kadar kötü bir şey!

Annen baban?

Annem babam hep izlediler tabii.

Cahide Kodaman’ı yapıyordun. Ailen ‘’kızım ne yapıyorsun sen?’’ demiyor muydu?

Ona bir şey demediler de babamın hoşlanmadığı tek şey, ben oryantal yapınca babam hasta oluyordu. Babam her şeye müsaade ediyordu ama benden tek ricası, Özlem sakın oryantal yapma dans etme. Kalbi tutuyormuş!

Peki bir adam buldun getirdin, kınalar yaktın, nişan yaptın. Annene babana felç gelmedi mi?

Hiç o konuyu açmayalım! O konuda annem babam çok rahatsız oldu. Annem ve babamla kavga ettik. Ailem istemedi ama ben yapacağım deyince razı oldular. Hiçbir şekilde memnun olmadılar özellikle babam hasta oldu tabii. Babam 83 yaşında üniversite mezunu pedagoji eğitimli bir insan ama öyle yalandan bir şeyi yapmamdan hoşlanmadı tabii ki. Bir de çocuk da ufaktı.

Hiç bırakayım buradan gideyim duygusu geçti mi içinden?

Ben ahlak olarak hiçbir zaman başladığım işi yarım bırakmam. Bir iş için size söz verdiysem yaparım, sizi asla yüz üstü bırakmam. Yıpranabilirim, yorulabilirim, aç da kalabilirim, uykusuz da kalabilirim. Ben ağustosta o yarışmaya başladım, elenene kadar hiçbir zaman gitmeyi düşünmedim. Üzüldüğüm anlar oldu, moralim bozuldu, içimden lanet gitsin dediğim anlar da oldu ama asla pes etmedim. Pes etmek benim kitabımda yazmıyor. Her ne kadar 50 kilo, zarif, nazik bir kadına benzesem de öyleyim zaten beni çileden o hanımlar çıkardı. Ben normalde çok naif bir insanımdır.

Birbirinize çok ağır sözler söylüyordunuz. Üzülmüyor muydun?

Ben onları kaale almıyordum çünkü onları kaale alsanız orada duramazsınız. Ben orada normalde benden 10 yaş küçük kızlarla kavga etmem. Orada da çok söyledim yayınlandı mı bilmiyorum ben onlara siz benim sivil hayatta çay, kahve bile içmeyeceğim insanlarsınız dedim. Ben onlara tahammül ettim çünkü ben bunu her zaman bir iş olarak gördüm. Benim için kendimi göstereceğim bir basamaktı.

Peki sonrasında ne oluyor? Sen onda saydırıyorsun, o sana saydırıyor?

Aynı servisle evlere bırakılıyoruz.

Servisin içinde buz gibi bir hava mı oluyor?

Muhatap olmuyoruz birbirimizle. Bizim kulisimiz vardı ben hiçbir şekilde onlarla muhatap olmuyordum. Zaten ben ilk başta çok dışlandım. Hep benim üzerime oynandı. Hep bana Özlem tarz değilsin, yaşının insanı değilsin dediler. Hep kendilerini beğendiler. Ne yaşım, ne eğitimim, ne sosyal statüm… İnsan biraz saygı duyar. Yüksek lisansı var, o bir abla demiyorlar yani. 



TESETTÜR STYLE İSTEDİLER

Sen üniversite mezunu, yüksek lisans tezi yazmış bir kızsın. Çıkıp orada Cahide Kodaman taklidi yaparsan onlar da sana saygı duymaz.

Ne münasebet! Ne alakası var. Şov dünyasında her şey yapılabilir. Cahide Kodaman’ı da yaparım. Ben orada yapmak istediğim bir çok şeyi yapmadım mesela. Yolda beni türbanlılar durdurup; ‘’Tesettür styling yapsana.’’ diyorlardı. Ben de yapım izin vermeyebilir diyordum.

Kıyafetleri nasıl kiralıyordunuz? Cebinizden para mı harcıyordunuz?

Hayır. Bize haftalık belli bir bütçe veriyorlardı. Küçük bir bütçe. Ondan biz haftalık 6 kombin çıkartıyorduk.

Kafası çalışan yarışmacı o bütçeden parayı ayırır, cebe kalır para.

Ben koymadım hiç. Hep harcadım.

Var mıydı arttıran?

Arttıranlar vardır bilemiyorum. Hiç kimse arkadaşım değildi. Ben yarışma boyunca kimseyle arkadaşlık yapmadım.

Şaka yapıyorsun

Hiç görüşmedim onlarla. Şu anda da çok görüştüğüm söylenemez. Yarışma tarz yarışması artı psikolojik harp. Kim sağlıklı kalacak? kim daha çok tahammül edecek? Çünkü karşınızda sevgiyi saygıyı dahi bilmeyen insanlar var. Zor… Bu psikolojik bir harpti ve ben kazandım.

Kaç hafta sürdü bu yarışma?

14 hafta zannedersem.

Keşke bunu yapmasaydım, bunu söylemeseydim dediğin oldu mu?

Yok ya, az bile söylemişim keşke daha fazla söyleseymişim. Söylediğim sözlerden değil, söylemediğim sözlerden pişman oluyorum ben hayatımda.

Peki Nur Yerlitaş’a ‘’Nurellam’’, ‘’Sultanım’’ diyordunuz ya, ben ekran başında ‘’üff bunu da deme yani’’ diyordum.

Annem de söyledi. Özlem, Nurella olmasa o kızlar seni yer dedi. O kadar güzel korudu ki beni. Nurella gerçekten sultan. Onun benim iltifatlarıma ihtiyacı yok, dev zekada bir kadın. Gerçekten o kızlar beni yerdi. Nurella beni yüreklendirdi, keşfetti.

Sana küçükken ‘‘biraz delisin.’’ diyorlar mıydı?

Ben kendimi deli olarak değil de farklı olarak görüyorum. Janjanlı, canlı bir kız olarak görüyorum. Kendimi akıllı olarak görüyorum. Flört ettiğim biri bana gözün güzel, bacağın güzel dese beni etkileyemez. Bana çok zekisin demeli. Zekamla gelecek bana. Benim idealim idari hakim olmaktı 3 kere sınava girdim olmadı.

Yarışmaya girme sebebin 100 bin lira mıydı?

Hayır değildi, televizyon işiydi.

Size haftalık kıyafet parasından başka bir şey vermediler mi?

Hayır.

Nasıl geçindiniz?

Ailem zaten bana bakıyordu. Ailem bana her zaman para gönderir. Ben o prodüksiyon paralarını da hep harcadım. Kirpik alıyordum, elbise alıyordum. Bu bir milli piyangoydu. Dünya paraları akıtın kimse günde 6 saat televizyonda kalamaz. O kadar dev bir reklam oldu ki aslında.

Peki, bu popülerlik sana para olarak geri dönecek mi?

İnşallah döner. Siz bu konuda bayağı tecrübelisiniz, siz söyleyin dönecek mi?

İnşallah.

Sizin lafınız çok hoşuma gitti. ‘’Taze pisliğin sineği bol olur.’’ Vallahi bekliyorum sinekleri. Belki kısmetim açılır. Ben 33 yaşındayım. Annem 33 yaşında evlenmiş hayatı değişmiş. Benim de aynı yaşta hayatım değişti, tanınır oldum. Demek ki beklemek lazımmış.

BİR ARA SİYASETE MERAK SARDIM

Yarışma dışında hayatında ne yaparsın? Televizyon izler misin?

Ben biraz o konuda ergen kafalıyım mesela Kral TV izlerim.

Türkiye’nin siyasi durumuyla ilgileniyor musun?

Bir ara siyasetle de ilgilenmiştim. Ülkenin geleceğini düşünen her Türk genci gibi haberleri izlerim politikacılar ne yapıyor diye bakarım. Politikayı da severim. Aylin Kotil’i çok desteklemiştim. Çok istemiştim Beyoğlu’nu kazanmasını. Yerel seçimlerde Zeytinburnu’nda müşahitlik yaptım.

Ne de olsa diyorsun babam Milli Eğitim’den.

Babam memur adam ya. Ben Atatürkçü bir insanım.

Jüri üyelerine sinir olduğun oluyor muydu?

Ben Nurella hariç kimseye bir sevgi beslemedim.

Nefret?

Nefret sevgiyle çok yakın duygular. Uğurkan Bey’e saygı duyuyorum ama sadece Nurella’yı seviyorum.

Mesela podyuma çıkmadan önce jüri üyesi acaba benim hakkımda ne der diye düşündün mü?

Açıkçası düşünmedim. Set saatlerimiz bizim çok uzundu. Bir bölümde yapıcı oluyorlardı. Bir an olumsuz oluyorlardı. O kadar kaale alsaydım ben duramazdım.

Kırıldın mı hiç jüri üyelerine?

Ben ilk haftadan kırıldım. Bütün kızlar adımı verdikten sonra hepsinin üzerine çarpı koydum. O kırgınlığım da geçmeyecek.

Ama sen de birinin ismini verdin.

Onlar çete gibi üzerime geldiler. Beni çok yalnız buldular. Ben de tırnaklarımı gösterdim.

Bugüne kadar bir sürü televizyon şovu yapıldı. Gördüğün gibi Türkiye televizyonları bu şovlardan popüler bir insan çıkarmayı beceremedi. Ne umuyorsun?

O kadar tuhaf durumdayım ki. Bir baraj var, o barajın bütün bentleri açılmış. Kendimi tahta parçası gibi hissediyorum. Ne yapacağımı bilmiyorum. Akıl almaya ihtiyacım var ama kendi prensiplerim var. 3 senedir kendi ayaklarım üzerinde yaşıyorum.

Ne umuyorsun?

Mesela yeni bir proje var ve ben jüriyim. Yarışmanın tutmasını umuyorum. Ocak’ta yayınlanacak, müzik yarışması. Bence çok iyi olacak.

Gündüz mü yayınlanacak?
Hayır, akşam.

Sen prime time starı olacaksın yani.

Allah izin verirse.

Para alacaksın değil mi?

Büyük para peşinde değilim, diğer televizyon kahramanları gibi unutulmamak istiyorum. Sit-com da başrol olmak, sinema filminde oynamak istiyorum. İnsanlar bana güvenirlerse benim yapamayacağım bir şey yok. Güvenmeselerdi beni jüri yapmazlardı.

Sokakta tanınmak hoşuna gidiyor mu?

Kimin hoşuna gitmez, gidiyor tabii. Hayatı boyunca beni ezik gören insanlar varsa, Özlem sonunda oldu.

İSTANBUL'A PATLAMAK İÇİN GELDİM

Sonunda oldu derken hep bir isteğin vardı yani?

Tabii canım yıllarca vardı. İstanbul’a gelme sebebim de bir şekilde patlamak istediğim içindi.

Hiç korkmadın mı? Türk filmlerinde olur ya, Anadolu’dan kız gelir, kötü adamların eline düşer falan…

Yoo, hayatta hiçbir şeyden korkum olmadı. 29 yaşında da geldiğim için öyle bir korkum olmadı.

Demek ki hiçbir şey için geç değilmiş.

İşte insanlar bunu görmeli. Ben maddiyata çok önem vermiyorum. İnsanlar kırk yaşından sonra da üniversite okuyabilir, tiyatro yapabilir, başarılı olabilir. Heybem doluydu benim.

Konservatuar mezunu musun, hayır, oyunculuk mezunu musun, hayır.

Tiyatro eğitimi aldım ama. Lisede, üniversitede yaptım tiyatro. Bugün televizyondaki A plus starların hangisi konservatuar mezunu? Kim mezun? Ya Best Model oluyorlar, kolay değil yani. Beren Saat bile yıldız yarışmasından çıkmış biri. Kimi seviyorsun dersen ben Tuba Büyüküstün’ü seviyorum. Kiminle yarışmak istersin dersen Tuba Büyüküstün derim.

O kadar da iddialısın yani.

Türkiye’nin en güzel kadını Tuba Büyüküstün, ikinci ben!

Bu özgüven biraz fazla.

Her zaman vardı o özgüven.

Seninle birisi aynı odada kalsa kafası kazan olup çıkar. Eski sevgililerin demiyor muydu çok konuşuyorsun diye?

Kadın kısmı çok konuşuyor bence.

Her kadın bu kadın çok konuşmuyor bence.

En sonunda kendime göre bir mecra bulabildim. Çenemle para kazanacağım. Saba Tümer gibi gece şovu yapmak istiyorum. Ya da gündüz kuşağı kadın programı yapmak istiyorum. Benim yapamayacağım şey yok!

Sen şimdi bu kadar zekiyim diyorsun ya, o yarışmanın en popüler ismi de Nur Yerlitaş’tı. O yüzden mi onun yanına bu kadar yanaştın?

Öyle bir şey ki, Nur Yerlitaş gibi bir kadın beni sevdiyse, benim sevmemem imkansız. Öl dese ölürüm.

Sen Gezi Olayları sırasında Taksim’de mi oturuyordun?

Evet. Gitmişliğim de vardır. Haklı olduğunu düşündüğüm insanların yanında olmuşumdur.

Türkiye’de kim haksızlığa uğruyor sence?

Kadınlar uğruyor, cinsel tercihleri yüzünden ötekileştirilen insanlar var. Ben onların yanındayım. Ben onları seviyorum. Farklı olanın kötü olmadığını, renkli olanın aslında iyi olduğunu bazı insanların farkına varması gerektiğini düşünüyorum. Hrant Dink yürüyüşlerinde de bulundum ben. Ahmet Şık, Nedim Şener yürüyüşlerinde de bulundum.

İki, üç yıl sonra keşke bu yarışmaya katılmasaydım diyecek misin acaba?

Zannetmiyorum. Bu benim hayatımda yaşanması gereken bir şeydi. Ben hep büyük oynadım, olabilir diye düşünüyordum. Bir gün isim olabilirdim. O fırsatın bana verilmesi gerekiyordu. Fırsatı da buldum ve değerlendirdim. Boğulacaksan büyük denizde boğul.

Ama röportajın başında da diyorsun ki, figürasyon yaptım.

Set görmek için gittim ne var bunda?

Set görmeye bir kere iki kere gidilir Özlem.

Geyik olsun diye gidilir ya. Bekarsınız. Evde çocuğunuz yok, kocanız yok.

O işin geyiği olur mu? Dünyanın en zor işi figürasyon.

Ben en son Pek Yakında’ya gittim figürasyon olarak. 1 hafta sonra bir daha çağırıldım ajanstan. Yemek yiyoruz Cem Yılmaz bana nasılsın, iyi misin? diye sordu. Koskoca Cem Yılmaz bir hafta önceki kızı hatırladı. Ben açıkçası unutulmam ya. Ben renkliyim. Güzel kadın bir sürü var. Ama akıllı kadın az.

TACI ALINMIŞ HÜLYA AVŞAR GİBİ...

Hülya Avşar akıllı kadın mı sence?

Akıllı kadın tabii ki. Bunca senedir kendinden söz ettiriyorsa akıllıdır. Hülya Avşar gibi bir sürü güzel kadın geldi geçti ama bakın Hülya Avşar’ı konuşuyoruz. Hatta elendiğim gece kendimi tacı alınmış Hülya Avşar gibi hissettim. Hatta tweet attım; ‘’Kendimi tacı alınmış Hülya Avşar gibi hissediyorum ama gerçek kraliçelerin taca ihtiyacı yoktur.’’ diye.

Nur neden yarışmadan gitti?

Ben aslında başka yarışmacı hakkında konuşmak istemiyorum ama sorduğunuz için söyleyeyim. Nur bence artık yapabileceğimi yaptım daha kendimi yormama gerek yok diye düşündü. Çok güzel bir kız. Pes ediyorum dedi. Gitmeyi kafasına koymuştu ve elendi.

Sonradan bir sürü haberler çıktı, oyunculuk için anlaştı diye.

Yoo hayır bence yoğun çalışmak onu yordu. Pes etti. Benim karakterim Nur gibi değil. Ben sonuna kadar savaşarım. Nur gibi karakterli insanlar benim pek takdir ettiğim insanlar değil.

Jüri üyelerinin tek kelimeyle sana ne hissettirdiğini söyler misin?.


Uğurkan Erez: Babacan bir adam. Saygı duyuyorum.
İvana Sert: Biz Türkler yabancıları çok seviyoruz. Şanslı bir kadın.
Kemal Doğulu: Yaratıcı bir adam.
Nur Yerlitaş: Kraliçe. Şefkatli kadın, abla. Ben tek geçiyorum.

Gelen ünlü konuk jürilerden gıcık olduğun oldu mu?

Bizim reytinglerimiz yükseldikçe konuk profilimiz de değişti tabii. Geçen gün Dilber Ay geldiğinde ‘’Cemaatin istemediğini ben isteyemem.’’ demiş ve benim adımı yazmış. Şöyle bir şey var sevgili Dilber Ay, cemaat dediğiniz o on iki kadını ben yemişim. O benim adımı verdi ama Nurella benim adımı vermedi, aradaki fark…

Bu ülkede daha şanslı nasıl olabilirdin?

Biz ülke halkı olarak yabancı futbolcuyu çok severiz, yabancı mankeni çok severiz. Kendi vatandaşımız olan Rum’a, Ermeni’ye o kadar sevgi göstermeyiz. Benim adım Maria olsaydı daha önce şöhret olabilirdim ama adım Özlem olduğu için 33 yaşında şöhret oldum. Türkiye’de Türk olmak çok zor bir şey aslında.