Vurun abalıya, alın Deniz'den hırsınızı!

Popüler kültürün içindeyseniz, başınıza gelen 'her türlü' musibeti, ve belayı da hak etmişsinizdir zaten! Bu durumun en son örneği Deniz Seki.
Vurun abalıya, alın Deniz'den hırsınızı!

Fark etmemişsinizdir ama söyleyeyim, uzun süredir yazmıyorum cuma günleri. Tembelliğimden değil, korkumdan. Bildiğiniz korkumdan. O kadar karanlık bir gündem oluştu ki ülkede yazı yazmaya korkum. Bu çekingenliğim fikirlerimi açıkladığımda (Şimdi içinizden bir fikrinde mi var, dediğinizi biliyorum!), insanların fikirlerime saldırmasından ya da fikirlerimi eleştirmesinden korktuğum için değil.

Soma Faciası’nın olduğu günlerde gazeteyi arayarak “Ben bu günlerde yazmayayım, şimdi, sen bir popüler kültür ürünüsün, bari böyle ciddi konularda sus, bu konuda bari konuşma” derler dedim. Nitekim benim bağlı olarak çalıştığım editöre de çok mantıklı geldi bu durum. Çünkü bizim ülkemizde ‘popüler kültür’ ürünü iseniz eğer, sizin bir fikrinizin olması yadırganır. Siz okumazsınız, yazamazsınız, herhangi bir konuda bilgi sahibi olamazsınız, ülke meselelerine dair sizin bir fikriniz olamaz, hatta anlatılanı dahi anlayamazsınız!

Ot gelmişsiniz, ot gitmelisiniz, çünkü ‘popüler kültürün’ içindesiniz ve onun berbat ve rezil bir ürünüsünüz! Hatta popüler kültürün içindeyseniz, başınıza gelen ‘her türlü’ musibeti, ve belayı da hak etmişsinizdir zaten! Bu durumun en son örneği Deniz Seki. Seki’nin mahkûmiyet kararını Yargıtay’ın onamasından sonra sosyal medyada yazılanları bilmem takip ettiniz mi?

“Zaten Bayhan’a yarışmada demişti ki...” ile başlayan, “Nazire’nin ahı tuttu” ile devam eden ve Deniz Seki’yi ‘torbacılık’ ve ‘gençlere uyuşturucu satmak’ ile suçlayan twitleri ve yazıları gördükçe şaşırdım ve ürperdim açıkçası.

Popstar yarışması yapıldığında 2003 yılı idi. O günlerde Deniz Seki, ‘hükümlü’ birisinden ‘popstar’ olamayacağını düşünüyor olabilir. Aradan yıllar geçti, herkes gelişti, fikirleri değişti. Ama hayır Deniz Seki, popüler kültür ürünü olduğu için o gelişemez, onun fikirleri değişemez değil mi? Çünkü o okuyamaz, yazamaz... ‘Popüler kültür ürünü’ dediğiniz 7’sinde ne ise 70’inde de onu düşünür değil mi?

Neredeyse bütün insanların herkese, her şartta âşık olabilme özgürlüğü ve aşkının peşinden koşma özgürlüğü vardır ama popüler kültürün içindeki insanların yoktur. Çünkü onlar aşktan dahi anlamaz. Âşık olmuşlar ise zaten reklam için olmuşlardır; ya kasetleri satmıyordur ya da dizileri tutmamıştır. Popüler kültürün içindeki insanlarda kalp, duygu ne arar, onlar sadece ‘ün’leri ve para için yaşarlar! Hem popüler kültürün içindeki hem de ünlü olan insana her türlü belden aşağıya vurmak serbesttir. Hayatla ve düzenle olan sorunlarımızı ‘ünlülerin’ üzerinden çözebiliriz. Madem ki ünlü ve ‘parası’ var o zaman her türlü hakareti hak etmiştir zaten.

Deniz Seki hakkında “Torbacı yatsın çeksin cezasını” demek en hafifinden ayıptır, yazıktır, günahtır. Çünkü Deniz Seki uyuşturucu satıcısı değil. Başka konularda ‘hukuka’ güvenmezken, bu konuda hepimizin hukuka olan inancı tam nedense? Başka konularda hukuk hata yapabilirken, nedense bu konuda hukukun hata yapamayacağını düşünüyoruz... Herkese inanırız ama ünlü insanlara inanmayız çünkü onlar yalan söylerler. Deniz Seki’nin “Kullandım, kendime zarar verdim ama bu işin ticaretini yapmadım” demesine inanmayız. Çünkü ‘popüler kültürün’ içindeki insanlar doğruyu söylemezler!

Ne de olsa Deniz Seki ‘ünlü’ ve ‘popüler kültürün’ içinde, o zaman dosyayı bilmeden, bir yargıç gibi, bir avukat gibi konuşabiliriz.

Tamam o zaman ‘vurun abalıya’ alın, Deniz’den hırsınızı!