Beşiktaş ve İbrahim?ler

Beşiktaş?a dört adet İbrahim?in fazla geldiği ortadaydı! Nitekim önce İbrahim Akın, ardından İbrahim Kaş gidiverdi...

Beşiktaş’a dört adet İbrahim’in fazla geldiği ortadaydı! Nitekim önce İbrahim Akın, ardından İbrahim Kaş gidiverdi... Sonrasında da İbrahim Üzülmez ile İbrahim Toraman kavgası patlak verdi. İki kaptan; Üzülmez ile Toraman neden kavga etti, takımın diğer oyuncuları niye araya giremedi, bu konularda fazlaca deneyime sahip menajer Sinan Engin niçin ‘uzlaştırıcı’ olmadı veya olmak istemedi, bilinmez! Algıladığımız; İbrahim’lerin kavgasının iç yüzünün ‘terlik’ten ibaret olmadığı ve iki kaptan arasında ‘husumetin’ söz konusu olduğu! Bir yanda affedilmeyi bekleyen İbrahim Üzülmez ile İbrahim Toraman, diğer yanda karar verme aşamasındaki başkan Yıldırım Demirören, bir diğer yanda da ‘aklı selim’ Beşiktaşlılar! Benim durduğum yerden bakınca görünen; verilecek kararın Beşiktaş’ın kurumsal kimliği ile direkt bağıntılı olacağı ve yaptırımın boyutlarının salt Beşiktaşlıları bağlamayacağı yönünde. Özetle; göreve geldiği günden bu yana ‘hatalar zinciri’nin halkalarına sabah, öğlen ve akşam olmak üzere bir tatlı kaşığı ki, kimi zaman kepçe de olabiliyor, yeni halkalar ekleyen yönetimin alacağı karar; Beşiktaş’ın kurumsal yapısına zarar verecek yönde olacak! Yönetim zaafından yakınan Beşiktaşlıların istemi, atılan adımın geri alınmaması yönünde. Ne var ki, kısa geçmişe göz atınca önümüzdeki süreçte yaşanacakları kestirmek hiç de güç gözükmüyor!
Fenerbahçe derbisinin ardından takımı ligden çekeceğini Sivasspor maçında da sahaya PAF takımını süreceğini açıklayan Beşiktaş yönetimi, ‘tarihi’ açıklamanın ardından nasıl ‘çark’ ettiyse benzer karar da yakın gelecekte İbrahim’ler için alınacak. Hiç kuşkum yok, gerekli çalışmalar itana ile yapılmakta. Bunun içindir ki, Toraman ile Üzülmez spor sayfalarında kendilerini gösterip, sentetik dostluk mesajları vermekte. ‘Sert başkan’ imajını her geçen gün pekiştiren Yıldırım Demirören’in de olaya ağırlığını koyan ‘abi’ olarak bir ‘babalık’ jesti yapması kaçınılmaz olacak. Lig başlamadan önce yapılacak açıklamanın ilk satırlarını kestirmek hiç de güç değil. “Beşiktaş’ın çocukları hata yaptı bize de onları affetmek düşer. Biz bir aileyiz, kol kırılır yen içinde kalır...” Süleyman Seba’nın 2 bin yılında 6 milyon dolar borçla bıraktığı Beşiktaş’ın şu andaki borcu 150 milyon dolara ulaştı. Süleyman Seba’nın her hafta karayolu ile Ankara’ya taşınıp Beşiktaş’a kazandırdığı tesisler hava yolu taşımacılığından da daha hızlı sistem ile elden çıkarılırken, gündem İbo’lar mı olmalı? Elbette ki, ‘hayır’... Beşiktaş’ın geleceğinin garantisi ‘Fulya’ elden gitti, tek sosyal tesis Çilekli artık yok, yakın gelecekte Akaretler’deki kulup binasını da satışa çıkarırlar ise şaşırmamak gerekli. ‘56 Arsası’ndan bu yana alınan yol trajikomik! İbrahim’leri affetseler ne olacak, affetmeseler ne olacak? Beşiktaş, yitirdiği değerleri tek tek geri mi toparlayacak? Olan olmuş zaten! Bildik fıkrayı anımsayınca sadece bu satırları karalama geldi içimden!
Ağa ile ırgatı köyden kasabaya giderken, ağanın aklına bir muziplik gelmiş. Ağa; ‘Bak’ demiş ırgata, “Şu yol kenarında ineklerin bıraktığı tezekleri yersen, arabamı da, atları da, koşumları da sana veririm.” Irgat, arabanın, atların, koşumların sahibi olma sevdası ile tereddüt etmemiş ve tezeği yemiş. Kasabadaki alış veriş sonrası dönüş yolunda, ağa yine dönmüş ırgata ve demiş ki, “Bana bak, arabayı, atları, koşumları geri istiyorum. Kaça verirsin? Irgat yanıt vermiş; “Para filan istemem. Aldığım fiyata veririm, ağa... Ağa anlayamamış, ırgat araya girmiş; “Bak karşı kenarda duran tezekleri gördün mü? Sen de onları ye! Al arabayı, atları, koşumları” Ağa çaresiz zorlana zorlana yemiş, tezekleri... Köye yaklaştıkları sırada ırgat gülmeye başlamış, ağa da nedenini sonmuş. Irgat yanıt vermiş; “Nasıl gülmem, ağam? Biz yola çıkarken bu araba da, bu atlar da, bu koşum da senindi. Şimdi yine senin... Peki, öyleyse biz o tezekleri niye yedik?”