Beşiktaş'ın kart utancı

Mehmet Yıldız karşılaşmanın başında bulduğu fırsatı sayıya çevirebilseydi oyunun arta kalan bölümünde Beşiktaş ne yapardı? Uzunca süredir, Beşiktaş'ı izlerken önyargılıyım! Nedeni; Beşiktaş'ın golü ya da...

Mehmet Yıldız karşılaşmanın başında bulduğu fırsatı sayıya çevirebilseydi oyunun arta kalan bölümünde Beşiktaş ne yapardı? Uzunca süredir, Beşiktaş'ı izlerken önyargılıyım! Nedeni; Beşiktaş'ın golü ya da golleri bulurken, bütün olarak ele alırsak da yengi ve de yengileri elde etme şekli, her nedense 'doyurucu' gelmiyor, en azından bana. Oyuncuların 'emeklerine' saygı duyuyorum elbette, ne var ki, çoğu kez 'yapmış' olmak için 'yapmalarını' kabullenemiyorum!
Genç Aydın, Sivas deplasmanında 'yıldızı parlayan' isim olup çıkıverdi karşımıza. Sadece köşe çizgisine yakın noktadan sol ayağı ile yaptığı ortayla Holosko'ya ilk golü attırdığı için değil hali ile... Deneyimli oyuncunun; Şilili Tello'ya sol kanadın nasıl kullanılacağını uygulamalı olarak göstermesi, performansını ilerleyen dakikalara dengeli yayabilmesi, yılmadan çalışması alkışa değerdi. Aydın'ın ortası, akabinde Holosko'nun kafa vuruşu göze ne kadar hoş geldi ise Sivasspor savunma oyucularının duraksamaları bir o kadar anlamsızdı. Özellikle de Murat'ın yükselen Holosko'yu izlemesini, açıkçası 'garip' olarak niteledim! Beşiktaş'ın ikinci golünün oluşumu ise ilginçti. Sanıyorum, ne kalesinden topu uzun vuruşla gönderen Rüştü, ne de yükselip kafa vuran Nobre, Holosko'nun topla buluşup ikinci golü kaydedeceğini düşünmemişlerdi. Beşiktaş'ı 'vitrin' olarak kullandığını saklamadan, dürüstçe dile getiren Holosko, böyle oynamaya devam ederse arkasından el sallanılacağı gün için çok beklenmeyecek. Mehmet Yıldız maçın başında yapamadığını uzatmaların son dakikasında yaptı ve Rüştü engelini aşıp, skoru belirledi. Beşiktaş 'iyi'
oynayıp kazanmadı, ev sahibi ekibin 'beceriksiz' gününe 'denk' geldi. Ama
genç Aydın Karabulut fazlası ile oynadı.
Buraya kadar olan biteni anlamak olası da, Beşiktaş'ta 6 futbolcunun kart görmesine kim ne diyecek? Deplasmanda iki farkla öndesin, yengi büyük oranda sana yakın, ardından birer birer kart görmeye başlıyorsun. İbrahim Kaş, Tello, Cisse, Ali Tandoğan, Rüştü, Holosko... İbrahim Kaş daha da ileri gidip ikinci sarı kartla oyun dışında kalıyor. Şimdi birisi çıkacak, o çıkacak kişi de elbette sokaktaki Beşiktaşlı olmayacak, mutlaka 'yönetici' olacak, ki, tercihim başkandır, anlatacak, oyuncularının nasıl bu kadar rahat kart görebildiğini. Üstüne üstlük anlatmakla yetinmeyecek inandıracak. Ama kimseyi karalamadan, özellikle de hakemi. 'Kart enflasyonu' Beşiktaş'ın oynadığı bir maçta yaşansa bunu hakem ile, federasyonun yanlı yönetimi ile bağdaştırmak olası ama... Önce
Beşiktaşlı futbolcular, ardından yöneticiler ile teknik kadro 'özeleştiri' yapıp, gerçeklerle yüzleşecek. Beşiktaş'ın 'kart utancı', puan kayıplarından çok daha ciddi sorun haline geliverdi...