Bizimki ukalalık...

Kriter kazanmak ise kazanıyor Beşiktaş, başarı skalasında belirleyici faktör gol ise onu da atıyor Beşiktaş, üstelik yemeden. Peki o zaman Ertuğrul Sağlam neden eleştiriliyor?

Kriter kazanmak ise kazanıyor Beşiktaş, başarı skalasında belirleyici faktör gol ise onu da atıyor Beşiktaş, üstelik yemeden. Peki o zaman Ertuğrul Sağlam neden eleştiriliyor? Birol Can kimdir tanımıyorum, Beşiktaş için şarkı bestelemiş; ‘Anlayamaz kimse bu aşkı...’ Ertuğrul Sağlam’ı da anlamak gün geçtikçe zorlaşıyor. Belki de haksızlık ediyoruz Ertuğrul Sağlam’a, kim bilir! Geride İbrahim Toraman, Sivok, Zapodocny ve İbrahim Üzülmez. Önlerinde Cisse... Yanı, sağı ve solu ise karışık! Serdar Kurtuluş bitişik mi, sağında mı? Serdar Özkan nerede? Tello ortanın solu mu, Üzülmez’in gölgesi mi? İleride
Nobre tek mi, Bobo yanında mı?
Çözümlemeye çabalarken Bobo’nun kaydettiği gol, ‘Ukalalık etme, Ertuğrul Sağlam’dan daha mı iyi biliyorsun?’ şeklindeki içsel sese kulak vermeme neden oldu Sonrasında da zaten konuk Gaziantepspor’u izlemeye başladım. Ahmet Arı’nın bitmek bilmeyen hırsı ile Beşiktaş’ın sol kanadını defalarca ama rahatça geçmesine tanıklık ettim. İbrahim Üzülmez’in psikolojisi elbette ki, ‘normal’ olamazdı. ‘Malum kavga’nın ardından ilk resmi maçını İnönü’de oynaması hiç kolay değildi. Neyi düşünüyordu? Topa vurmayı mı, tribündekilerin vereceği tepkiyi mi? Başarılı diyemeyeceğim dün gece sergilediği futbol için ancak korkusunu yendi İbrahim Üzülmez.
Deyim yerinde ise ‘tel tel’ dökülen Tello için ne demeli! Ya tribünler için? ‘Hayatın anlamı siyah-beyaz’ tamam anlaşılır, ‘gri’ yok. İyi güzel de, sahadaki takımı bir yana bırakıp sizler ‘numaralı’dan alkış beklerken, yeşil zemin üzerinde koşuşturanlar ne düşündüler, ne duyumsadılar? Dün gece sahadaki Beşiktaşlı futbolcu olsaydım, ‘kapalı müdavimlerine’ sorardım; ‘Siz ne yapıyorsunuz?
Bu yaptığınız ile bizi desteklediğinize mi inanıyor musunuz?’
Delgado, Holosko, Rüştü, Uğur yedek kulübesinde. Tello gereğinden fazla aksayınca ikinci yarının başında yerini Holosko’ya bıraktı. İkinci yarının başında ceza alanı içinde kendisini yere bırakan Eduardo ikinci sarı kartla oyun dışında kaldı. Hemen ardından Serdar Özkan da farkı ikiye çıkaran golü kaydetti. Hakem Abitoğlu, ‘adil’ yönetim sergilemeye çabalarken futbola sekte vuran isim oldu, gereksiz çaldığı düdüklerde dün gece.
Gaziantepspor ise yediği gollere karşın gayet iyi oynadı. Orta alandaki üstünlükleri, hücumda çoğalmaları alkışa değerdi. En çok Ahmet Arı’yı beğendiğimin altını bir kez daha çizmekte yarar var. Serdar Kurtuluş’un yerini alan Delgado çok şeyi değiştirmedi. Ama değişim yerinde oldu. Nobre skoru belirleyen golü kaydetti ama hazırlayıcısı Zapotocny oldu ki, Çek savunmacı dün gece Beşiktaş’ın en başarılı ismiydi. Beşiktaş iyi oynamadan kazanmaya ve gol kalesinde gol görmemeye devam ediyor. Eldeki kadro ile çok daha iyisi olur mu? Ertuğrul Sağlam’a yönelik eleştirilerin ardındaki neden bu. Hepimiz teknik direktör kesiliyoruz, özellikle Ertuğrul Sağlam’ın karşısında!
Bizim ki sadece ukalalık!...