Hıncal Uluç ve ?Minik Futbolcu?

Pascal Nouma, Fenerbahçe?ye attığı golün ardından elini şortunun içine sokup belleklere kazınan ?o? malum hareketi yaptığında salt Beşiktaş?tan gönderilmemiş, sınır dışı edilmesi de gündeme gelmişti...

Pascal Nouma, Fenerbahçe’ye attığı golün ardından elini şortunun içine sokup belleklere kazınan ‘o’ malum hareketi yaptığında salt Beşiktaş’tan gönderilmemiş, sınır dışı edilmesi de gündeme gelmişti... ‘Türkiye’nin futbol ikonlarından’ şeklinde tanımlayabileceğimiz ‘Şifo’, Mehmet Özdilek’in İsviçre maçı sonrası rakip oyuncuya attığı tekme, başına hiç ummadığı işler açmış, teknik adamlık kariyeri henüz yolunda başında noktalanıvermişti... Macaristan maçında bir benzeri hareketi basın tribününe karşı sergileyen Emre Belözoğlu’na ceza verilmemesi bir yana, ulusal takımın kaptanlık görevine getirilmesi, düşündürücü olmaktan da öteye geçiveriyor, bu durumda! Ve büyüğümüz Hıncal Uluç’a destek vermemiz kaçınılmaz oluyor...
Hıncal Uluç’un Emre Belözoğlu ile ‘kişisel’ sorunu olduğu inancında değilim. Hıncal Uluç, Macaristan maçında basın tribününe dönerek ‘el hareketi’ yapan ‘kısa boylu’ futbolcunun eylemini kabullenemedi, son derece haklı olarak ve bunun savaşını verdi. Bu mücadelede de ‘tek başına’ kaldı! Fatih Terim’in ‘hışmından’, federasyonun ‘kara listesi’nden, ‘cemaatten’ çekinenler ne yazı ki, somut adımlar atmaktan özenle kaçındılar! Hıncal Uluç sonuna kadar haklı, neden mi? ‘Kin’ ve ‘nefret’ dolu ‘minik futbolcu’ ulusal takımda ‘kaptanlık’ görevine getiriliyor ise ‘durumda’ bir gariplik var demektir! Emre Belözoğlu, şayet bu hareketi başka bir ülkenin ulusal formasını giyerken yapsaydı acaba başına neler geliverirdi? Futbol federasyonu, söz konusu olayın ardından Emre Belözoğlu’ndan savunma istemediği gibi yaptığı ‘terbiyesiz’ ve de ‘saygısız’ hareketi onayladı, sahiplendi ve teknik direktör Fatih Terim’in istemi doğrultusunda da ‘kaptanlık’ verdi. Bu da yetmezmiş gibi, Emre’yi eleştiren Hıncal Uluç’u yeren, bir bildiri yayımladı.
Ne oldu? Hıncal Uluç bir kez daha haklı çıktı. Emre, ulusal takımın otobüsünde telefonla konuşan takım arkadaşı Gökdeniz Karadeniz ile yumruk yumruğa kavga etti: Araya giren diğer oyuncular, ‘sakinleştirici’ görevi üstlendiler de olay geçici de olsa örtbas edildi. Fatih Terim’e de Gökdeniz Karadeniz’i ‘sakat’ mazereti ile kadrodan çıkarıp, gerisin geriye göndermek düştü. Gökdeniz Karadeniz hatalı davranış sergilemiş midir? İrdelenir, gerekir ise ceza da verilir. Ancak öncelik, Emre’nin, üzerine sünger çekilen geçmişteki saygısızlığının! Hıncal Uluç bir kez daha haklı çıktı mı? ‘Minik Futbolcu’ bırakın ulusal takımın kaptanlığını, o formayı giyecek nitelikle olmadığını net şekilde ortaya koyuverdi mi?
Elbette, bir de Emre Belözoğlu’nun ‘prim babası’; Fatih Terim var. Emre
Belözoğlu’nun bu gücü Hıncal Uluç’tan almadığı kesin! Belçika maçında sahadaydı ‘minik futbolcu’ önceki gece, kaptan olarak. Penaltı atışını gole çevirip ardından, çimlerin üzerine yatarak dua etmesine ne demeli? Hakan Şükür senden daha mı az müslüman? Anımsamıyorum çimlerin üzerine yatıp dua ettiğini, attığı gol sonrası Hakan’ın. Ulusal takım forması ile gol atan ‘en müslüman’ futbolcu sen misin? Yoksa tribünde Recep Tayyip Erdoğan ve yandaşları oturduğu için ‘görsel’ gösteri sunmak mı geldi içinden? Hoca Efendi; ‘Ben futbolcunun gol attıktan sonra sahada namaz kılanını severim’ mi dedi bilemiyorum ama, Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’ün “Ben sporcunun zeki, çevik aynı zamanda ahlaklısını severim” söylemini, sanırım biliyorsundur!