İçinizdeki ?Çarşı?

Hakeme hiç kızmayın! Cüneyt Çakır?ın Holosko?nun Arda?ya attığı tekme sonrası penaltı noktasını göstermesi doğru karardı. Sarı kartlı Delgado?nun da ?ne olursa olsun!? sahadaki otoriteye ?kart göster? uyarısı yapmasının karşılığı ikinci karttı.

Hakeme hiç kızmayın! Cüneyt Çakır’ın Holosko’nun Arda’ya attığı tekme sonrası penaltı noktasını göstermesi doğru karardı. Sarı kartlı Delgado’nun da ‘ne olursa olsun!’ sahadaki otoriteye ‘kart göster’ uyarısı yapmasının karşılığı ikinci karttı. Uğur İnceman’ın Lincoln’u düşürmesi de ha keza... Fenerbahçe maçında Cisse, Ankaraspor maçında Sivok, dün geceki derbide de Delgado takımını sahada eksik bıraktı. Balık baştan kokar! Açılımı, yazının sonunda geliverecek!
Gün kısa gece çok uzun... Michael Skibbe savunmayı üç eleman; Meira, Servet ve Hakan Balta’dan oluşturmuş. Ayhan Akman ile Mehmet Topal savunmanın önünde yer alırken, Barış Özbek sağda, Lincoln ortada, Arda da sol kanattaki yerini almış. İleride de Nonda ile Baros... Galatasaray ‘çok iyi’ değil ama rakibine oranla ‘daha iyi.’ Öncelikle işleyen kanatlarda enerjisi tükenmeyen Arda Turan ile Barış Özbek ‘lokomotif’ benzeşmesi ile çalışmakta. İki bireysel hata ile iki gol buldular ilk yarıda. Önce Rüştü elindeki topu tutamadı Servet golünü kaydetti sonra da Holosko, Arda’ya attığı tekme ile penaltıya neden oldu, atışı kullanan Baros da ikinci golü kaydetti ama arada Delgado’nun eşitliği sağladığı ‘güzel’ sayıyı unutmamak gerekli.
İkinci yarıda ne oldu? Delgado’nun takımını eksik bırakmasının ardından Milan Baros aradaki farkı ikiye taşıdı, kısa süre sonra Holosko çabası ile farkı tek haneye indirdi ama!.. Oyuna Seriç’in yerine giren Uğur İnceman, Lincoln’ü ceza alanı içinde düşürerek ikinci penaltıya neden oldu ve Baros penaltıdan bir gol daha kaydetti. Galatasaray’ın yengisine kimse dil uzatamaz, hakem Cüneyt Çakır’ı da ‘hiç kimse’ suçlayamaz. ‘Abesle iştigal etmek’ isteyen dilerse ‘uzun gece’ boyunca bu varsayımların aksini savunur!
Ve gelelim Beşiktaş cephesine. Dün gece ‘yönetici’ dediklerimizin Ali Sami Yen Stadı’nda yaptıklarına, bela okumalarına, hakeme hakaretlerine tanıklık ettikten sonra Beşiktaş yandaşı bundan böyle ne yaparsa yapsın benim gözümde ‘tertemiz!’ Süleyman Seba’dan on altı yıl boyunca bir şey öğrenemediyseniz bundan sonra zaten siz ‘umutsuz vaka’sınız! Ve doktor sizler için ‘Ne yerse yesin’ yazmış reçeteye! Balık baştan kokar zira tribündeki yönetici;  ‘oynayamayan’, ‘üretemeyen’, ‘kaydedemeyen’ futbolcu topluluğunu eleştirmek ve olumsuzlukların nedenini bulmak yerine hakemi hedef alır ise sahadakiler de art arda kart görür takımlarını eksik bırakır.
Mustafa Denizli’yi suçlamak günü kurtarır mı? Ortada ‘suç’ unsuru var mı, yok mu? Önce buna karar vermeli ve Denizli’ye en son gitmeli! Galatasaray tribünleri ‘tii’ geçti: ‘Yeter Yıldırım Demirören yeter...’ Sorumluluğun tümü ne Yıldırım Demirören’e ne de Mustafa Denizli’de. Bu takımın ‘yönlendiricisi’ yok. Bu takımın ‘önderi’ yok. Ne yazık ki, bu takımın ‘ruhu’ da yok! ‘Ruhsuzlar’ topluluğu ise genelde yitirmeye ‘mahkûm’dur! Yıldırım Demirören ile Mustafa Denizli de gitse yerlerine gelecekler ile başarı yakalamanın olanağı yok. Değişmesi gereken kişiler değil ‘mantalite.’ Öncelik ise ‘içinizdeki çarşı’nın!