?Jamer? Estonya...

Oynamadan kazanmak, ?şans? faktörünün devreye girmesi ile yaşama geçer genelde. Hakan Balta?nın direkten dönen topu, ulusal takımımız adına şansızlık ise Volkan ile karşı...

Oynamadan kazanmak, ‘şans’ faktörünün devreye girmesi ile yaşama geçer genelde. Hakan Balta’nın direkten dönen topu, ulusal takımımız adına şansızlık ise Volkan ile karşı karşıya kalan Oper’in son vuruşundaki beceri yoksunluğunu nasıl adlandırabiliriz? Terslik, sanıyorum en başında! Dünya Kupası, Avrupa Elemeleri’nin eşleşmelerinin ardından; “Ya grup birincisi ya da ikincisi oluruz” açıklamasını yaparsanız, oynamadığınız maçları masa başında kazanırsınız kazanmasına da sahaya sürdüğünüz futbolcularınız kolayı zora sokup, debelenip dururlar! Sizde sakat oyuncularınızın ardına sığınamazsınız!
Kalede Volkan, geride; Sabri, İbrahim Kaş, Servet Çetin, Hakan Balta önlerinde Mehmet AurelioÖ Ortada; Kazım, Ayhan Akman, Nuri Şahin, Arda ve en önde de Halil Altıntop. Bosna Hersek’ten 7 adet gol yiyen Estonya’yı bu kadronun deyim yerinde ise ‘hallaç pamuğu’ gibi atması gerekli ama kâğıt üzerinde değil sahada! Karşılaşmanın ilk bölümünde aksayan tek isim Nuri Şahin miydi? Elbette ki, ‘hayır.’ Fatih Terim, Nuri Şahin’i devrenin bitmesini beklemeden yedek kulübesine çekip, Mevlüt’ü sürdü sahaya. Halil Altıntop da ileride ‘tek
başına’ kalmaktan kurtuldu. Arda sıkı markajdan yılmadı ama istediklerini de yapamadı.
Kazım sağ kanatta bir kez daha beklenenden uzakta performans sergiledi. Ayhan Akman fazlaca çalıştı ama yerini Yusuf Şimşek alıverdi. Savunma elemanları ciddi hatalar yapmadılar, bunun nedeni ise Estonya’nın hücumdan çok ‘oyunu bozma’ istemini sahaya yansıtma olanağını bulmasıydı.
Ancak Sabri için ayrıcalık yapmak kaçınılmaz! Bu çocuk neden Polonyalı Robert Malek’e parmağı ile işaret edip hakemliği öğretmeye kalkıştı, yaptığı sertliğin ardından? Dün gece ulusal takımda yoklar fazlaydı ancak en ciddi eksiklik ‘ruhsuzluk’ idi! Tek sorun; frekans bozucu ‘Jamer’ın futbol versiyonu Estonya değildi kısacası! Beklenen gol gelmek bilmeyince Fatih Terim, Kazım’ı yanına alıp Uğur Boral’a şans tanıdı. Ve Yusuf Şimşek, Uğun Boral ikilisi ulusal takımımıza karşılaşmanın başında beklenen hareketlilik getirdi. Sınırlı zaman dilimi içinde çalışmayan kanatlar işlemeye, orta alanda dağıtılamayan toplar akılcı paslar halinde gitmeye başlayıverdi. Yusuf Şimşek’in kaçırdığı olası gol biraz daha kamçıladı sahadakileri. Son on dakikalık zaman dilimi paniği değil de, akıl dolu atakları getirdi ulusal takımımız adına. Ancak gol gelmek bilmedi ve elemelerde hiç hesapta olmayan puan yitirildi. Sorumlusu ben değilim, ulusal takımımızın teknik patronu düşünsün! Masa başında kazanmak kolay ama sahada oynanmadan kazanılmıyor!