Mazeret tezkeresi...

Yarın (Cumartesi) futbolda Türkiye Süper Ligi başlıyor. Galatasaray evinde Denizlispor ile oynayacak; Fenerbahçe de deplasmanda Gaziantepspor ile...

Yarın (Cumartesi) futbolda Türkiye Süper Ligi başlıyor. Galatasaray evinde Denizlispor ile oynayacak; Fenerbahçe de deplasmanda Gaziantepspor ile...  O gün bir kaç maç daha var ama, onların önemi yok. Fenerbahçe, Galatasaray ve Beşiktaş’ın oynamadığı maçların ne önemi olabilir ki ? Aynı gün, epey uzaklarda, Pekin’de de 2008 Yaz Olimpiyatlarının final yarışmaları var. Özellikle atletizmde en hızlı ve en güçlü sporcular belli olacak. Yani bu cumartesi ve pazar bir yanda dünyanın en büyük, en önemli ve en itibarlı spor organizasyonunun son iki günü ve öte yanda Türkiye futbol liginin ilk iki günü yaşanacak...
***
Şimdiiiii... O iki gün boyunca televizyonlarda en çok izlenen spor programlarının hangileri olacağı üstüne bahse var mısınız?Galatasaray maçı mı, atletizm finalleri mi; Fenerbahçe maçı mı, 4x100 kadınlar finali mi; Beşiktaş maçı mı, (bütün sporların anası) maraton yarışı mı? Sağınıza solunuza bakının; insanlar 2008 Yaz Olimpiyatlarını mı konuşuyor, yoksa Kezman’ı nihayet yollayan Fenerbahçe’nin hangi futbol starını renklerine bağlayacağını mı?
Çıkın sokağa ve herhangi birine ‘Usain Bolt kimdir’ diye sorun. Alacağınız cevap ne olacak ve ne olabilir? Haydi Bolt, bize çok uzak, taaa Jamaika’lardan gelip Pekin’e gitmiş. 100 metrede rekorları altüst etmiş ama tanımayanı, adını duymayanı çoktur. Peki şu Etiopya’dan ithal edip, adını da Hewan’dan Elvan’a çevirip millileştirdiğimiz dişlek sevimli kızın yanısıra 5 bin finalinde milli formayı taşıyacak kadın atletin adını sorun bakalım. Alemitu Bekele’nin adını bir çırpıda söyleyecek tek bir kişi çıkarsa ben bu bıyıkları keserim. (Yok olmadı. Bende bıyık yok. Tamam, peki, bıyık bırakırım).
Çıkın sokağa ve spora meraklı olduğunu söyleyen herhangi birine ‘badminton’un nasıl bir spor olduğunu sorun yada ‘pentatlon’ ile ‘modern pentatlon’ arasındaki farkı yada ‘triatlon’da hangi sporların biraraya geldiğini... Hepsini bilen tek bir kişi çıkarsa ben üst paragrafta bıraktığım bıyıkları keserim.
***
Yazının buraya kadarını okuyup bana katılmayanlarınız olacak. Futbolun artık bir spor sanayiine dönüştüğünü, yalnız Türkiye’de değil, hemen hemen bütün dünyada milyonların ilgi odağı olduğunu ve o yüzden öteki sporlara göre açık ara önde olduğunu, olimpiyatların önüne geçeceğini söyleyenleriniz çıkacak. Haklılar. Futbol milyar dolarların uçuştuğu bir spor sanayii ve milyonlarca kişinin yaşamlarının merkezindeki konu.
Peki bu kadar kapsamlı bir spor dalı nasıl oluyor da Türkiye’de Fenerbahçe-Galatasaray-Beşiktaş üçgeninin içine hapsediliyor? Nasıl oluyor da Süper Lig’in bitiminden yenisinin başlayacağı güne kadar geçen aylar boyunca (bu yılki Avrupa Futbol Şampiyonasını aradan çıkarın) futbolsuz günler yaşanırken, gazetelerin spor sayfalarını, ekranların spor saatlerini sade suya tirit ve çoğu palavra transfer haberleri doldurabildi ?
Nasıl oldu da gazete sayfalarını, TV ekranlarını koşan, terleyen, hüner gösteren genç adamlardan çok, kulüp başkanı olmasalar adlarını kimselerin duymayacağı, kasım kasım kasılmaktan öte marifetleri olduğu kuşkulu bir takım zatların demeçleri, sözleri, saçmalamaları doldurabiliyor ?
***
Biliyorum, zaten bildiklerinizi sayıp döktüm.  Ne yapayım. Ben de spor yazarı geçiniyorum ve ağırlıklı olarak futbol yazıyorum ya ve Süper Lig başlamak üzere ya... Bütün bir mevsim yazacaklarımın, yazmak zorunda olduklarımın baştan bir özeleştirisini yapayım dedim. Yani ‘mazerezt tezkeremi’ önceden önünüze koyuyorum.