Sabri?nin dışındakiler...

Bu akşam ?rakı şişesinde balık? değil, klimanın içindeki peteklerden birisi olmak istiyorum! Perdesi açılmasın ligin, statlar klimalarla donatılsın, buzhanenin kapıları açılsın, perde yerine mümkünse!

Bu akşam ‘rakı şişesinde balık’ değil, klimanın içindeki peteklerden birisi olmak istiyorum! Perdesi açılmasın ligin, statlar klimalarla donatılsın, buzhanenin kapıları açılsın, perde yerine mümkünse! Meltem mi bu hafiften esen, karayel mi, yoksa keşişleme mi? Ali Sami Yen, ‘ruhtan’ yoksun mu bu kez, yoksa bana mı öyle geldi! Sıcak, buram buram, yapış yapış...
Ve işte futbol, bitene kadar epey can yakacak bir sezon daha...
Michael Skibbe’ye bu kadar yüklenmek niye, anlayabilmiş değilim. Galatasaray akılcı seçim ile sahada. Kalede Aykut, savunmada; Sabri, Meira, Servet, Hakan Balta... Önlerinde Mehmet Topal, sağda Hasan Şaş, ortada Ayhan Akman, solda Kewell, ileride Nonda ile Lincoln... Lincoln maçın başında istekli, arzulu daha önemlisi tempolu. İlk yarıda iki kez de gol atma olanağı buldu ama olamadı. Serbest atıştaki vuruşu kusursuza yakındı. Hayranlıkla izlediğim Harry Kewell, Hasan Şaş’ın ceza alanı içine gönderdiği topa sol ayağının içi ile vurdu ve Galatasaray’ı öne geçirdi.
Çok geçmeden ev sahibi takımın bir türü uzaklaştıramadığı topa kafa vuran Fatih Yiyen skoru eşitleyiverdi. Burada iki önemli anekdot var. Birisi; kaleci Aykut’un eleştiriler nedeniyle özgüvenini yitirdiği ve hatayı alışkanlık haline getirdiği, diğeri de Galatasaray savunmasını Servet’in tek başına ayakta tutamayacağı! Ve ‘her haltın’ altından çıkan Sabri’nin yetersizliği. Bu çocuğu izlemek sadece beni mi ‘rahatsız’ ediyor, açıkçası fazlaca merak ediyorum! Hasan Şaş’ı çıkarıp, Arda’yı sahaya sürerek başladı  Michael Skibbe, ikinci yarıya. Murat Karakoç art arda gördüğü iki sarı kartla Denizlispor’u sahada eksik bırakırken, Kamil Abitoğlu’na itiraz edecek neden bulamadı. Mehmet Topal’ın yerini Yaser Yıldız aldı.
Sahada 10 kişi mücadele eden Denizlispor da teslim olmamak için çabaladı ki, bunda da kısmen başarılı oldu. Abitoğlu, sıcaktan dilleri dışarı çıkan futbolcular için ‘su’ molası verdiğinde taktikler yinelendi. Galatasaray’ın rakip takım kalesini sürekli yokladığı anlarda ise Denizlispor kalecisi Cenk Gören, ‘kahraman’ olup çıkıverdi. Galatasaray kötü mü oynuyor? Bence ‘hayır’ zira;  kanatlar ki, özellikle Kewell ile ‘sol’ iyi işliyor. Savunma mı, Sabri’nin dışında sorun yok gibi. Orta alan mı? Ben olsam Ayhan’ı seçmem! Hakan Balta öylesine vurdu ki topa, iyi oyunun getirisi gol ise ‘alın işte’ dercesine takımını öne geçirip, Cenk’in cengaverliğini noktalayıverdi.
Denizlispor için söyleyecek fazla söz yok. Geçen sezonu sorunlu tamamladılar, yeni yabancılarına bel bağladılar. İşlerinin zor olduğu ortada. Galatasaray’ın işi kolay mı? Özellikle Çarşamba günü çok zor. Ancak dün akşam izlediğim Galatasaray’da futbolcular biraz daha istekli ve arzulu olurlar ise tur o kadar zor değil. Oyuna sonradan katılan Barış’ın golü bu varsayımı doğruladı. Galatasaray iyi  yolda ve kanımca ‘en hazır’ takım tüm eleştirilere karşın...