Taraftar seviniyor mu?

Bu defans elemanları ve de bu oyun sistemi ile Beşiktaş daha çok ilk dakika gol yer... "Ulvi Güveneroğlu, Kadir Akbulut Recep Çetin, Gökhan Keskin dörtlüsü hâlâ hazırda sahada oynayanlardan daha iyi" dersem abartmış ve haksızlık mı yapmış olurum?

Bu defans elemanları ve de bu oyun sistemi ile Beşiktaş daha çok ilk dakika gol yer... "Ulvi Güveneroğlu, Kadir Akbulut Recep Çetin, Gökhan Keskin dörtlüsü hâlâ hazırda sahada oynayanlardan daha iyi" dersem abartmış ve haksızlık mı yapmış olurum? Rakip, ligin dibindeki Kasımpaşa olmasa 'tamam' demek olası da, Özgür Öcal otuzlu saniyelerin içinde, ayağı ile topun ilk temasında gol atınca, yadırgıyorsunuz ister istemez. Hiç kimse Ali Tandoğan ile Baki Mercimek'in cezaları, Gökhan Zan'ın da sakatlığının ardına sığınmasın. Onlar varken de durum farklı olmuyor genelde.
Karşılaşmanın skoru her ne olursa olsun, kurgu; Beşiktaş'ın yediği basit gollerin üzerine kurulmalı. Özgür Öcal ikinci golü de aynı rahatlıkla gönderdi Beşiktaş kalesine, Rüştü ve savunma elemanlarının şaşkın bakışları altında. Siyah-Beyazlılar farklı yengiye şartlanmışken kalelerinde iki gol birden gördüler ancak dakikalar yirmiyi gösterdiği için paniklemediler. Nasıl oldu ama oldu! Mert Nobre kafa vuruşuyla aradaki farkı bire indirdi, kısa süre sonra da benzerini Cisse yapıp skoru eşitledi. İlk yarıda sona erdi... Neyin altını çizmeli? Özellikle, Serdar Özkan'ın... "Serdar ikinci Ayhan Akman olacak" öngörüsünü sunan bir arkadaşımı gülümseyerek selamlıyorum!
Ancak Beşiktaş'ın sorununa bireysel irdelemelere çözüm bulmak pek de mümkün gözükmüyor. Tekleme, aksama, tıksırma oyuncuların yetersizliğinden değil de sistemden kaynaklanıyor gibi. Kasımpaşa, sahaya pek de alışık olmadığımız 4-1-4-1 dizilimi ile çıktı ve bunu da karşılaşma boyunca bozmadı. Buna karşın Beşiktaş 4-1-3-2 ile mücadele etti ve Serdar Özkan zaman zaman Cisse'ye yardıma giderek sistemi Ertuğrul Sağlam'ın istemi doğrultusunda değiştirdi. Peki ne fark etti? Beşiktaş çok mu iyi oynadı? Oysa kadrosundaki futbolcular teker teker ele alındığında birkaçı hariç, çoğunun yeteneklerini kabullenmek gerekiyor. O zaman terslik nerede? Sorun da burada zaten! Terslik Ertuğrul Sağlam'ın oyun sisteminde mi, motivasyon düzeninde mi? Delgado'nun Beşiktaş'ı öne geçiren ardından da Nobre'nin skoru 4-2'ye taşıyan golü sakın yanılgıya düşürmesin birilerini, özellikle de tribünde kendinden geçip 'yengi çığırtkanlığı' yapanları! Beşiktaş'tan söz ediyoruz... Yüz milyon doları aşkın borca sahip, 1903 yılında kurulan, son olarak da 7 milyon avro harcayıp Holosko'yu kadrosuna katan Beşiktaş'tan.
Bir kez daha yinelemekte yarar var, rakibi Kasımpaşa, ligin dibindeki Kasımpaşa... Şayet Beşiktaş, Kasımpaşa'dan iki gol yiyip ardından da üç tane attım diye seviniyor ise durum vahimin de ötesinde. Beşiktaş, İnönü Stadı'nda oynar üstelik galip gelir, tribünler de coşar, borçlar da alır başını gider. Biz de yazar yazar dururuz soğuktan titrerken!..