Yıldırım Demirören?e ?bir şans?...

Gecenin bir yarısı telefon çaldı, oldum olası Zafer saati pek fazla umursamaz zaten. Uzatmadı, direkt konuya girip sordu; "Hesapladın mı hiç, Yıldırım Demirören, Beşiktaş...

Gecenin bir yarısı telefon çaldı, oldum olası Zafer saati pek fazla umursamaz zaten. Uzatmadı, direkt konuya girip sordu; “Hesapladın mı hiç, Yıldırım Demirören, Beşiktaş Kulübü’ne ‘borç’ olarak verdiği milyon dolarlardan faiz almaya kalksa, ne kadar gelir elde eder?” Rakı, Zafer’i farklı boyuta taşımış diyeceğim ama dilim varmaz, zira bildim bileli içer ve değişim gözlenmez kendisinde. İçmeden de aynıdır, içtikten sonra da... Telefon konuşması uzadı, uzadı, uzadı... Ve uykum kaçtı! Zafer haklı mı? Sorunun yanıtını ararken, konuşmanın bir bölümünü gayet iyi anımsadım.Zafer dedi ki; “Bende dahil tribünden adama söylemediğimizi bırakmadık. Ne ‘tüpçülüğü’ kaldı, ne iş bilmezliği ancak göz ardı ettiğimiz önemli noktalar var. Serdar Bilgili denen zat-ı muhterem ‘Beşiktaş Sevgisi’ dedi, ardından Beşiktaş’ı kullanarak servetine servet kattı. Süleyman Seba yönetimine almadan önce Serdar Bilgili’yi kim tanırdı? Beşiktaş’ı borç batağına saplayan asıl isim Serdar Bilgili’dir.
Ya Yıldırım Demiören? Tamam, ciddi hatalar yaptı ama bu adam Beşiktaş’ı gerçekten seviyor. Kim, bugüne kadar Beşiktaş’a kişisel servetinden böylesine yüklü tutarı ‘borç’ olarak verdi? Serdar Bilgisi, gayet başarılı bir manevra ile sıyrılıp, kaçtı! Yıldırım Demirören ise yanındakilere güvenip, yanlışlar yaptı. Ancak Yıldırım iyi çocuktur...” Hadi gel de uyu! Yıldırım Demirören’i yeren yok, yerden yere vuranlardan ‘ben’ Zafer’in anlatımı karşısında kifayetsiz kalıverdim! Geriye bakmayı hiç sevmem ancak yazdıklarımı
inkar edecek halim de yok ki!
Zafer haklı mı? ‘Haklı’ da diyemeyeceğim ‘Haksız’ da! Yıldırım Demiören yabana atılmayacak hataların sahibi olup çıkıverdi. Ancak Mustafa Denizli ‘manevrası’ ile öylesine akılcı hamle yaptı ki, ‘antipati’ birden ‘sempati’ye dönüşüverdi, taraflısında da tarafsızında da. ‘Keşke’ demeyi hiç sevmem ama diyorum! Keşke, yanındaki ‘dalkavuklara’ bu kadar güvenmeseydi, Yıldırım Demirören... “Beşiktaş TV’yi kuralım” önerisi ile kulübün milyon dolarlarının akıbetini belirsizliğe iteleyenlere inanmasaydı! Yeri gelmişken, kim ya da kimler zengin oldu onca alet edevatın alımından, satımından? Keşke, canı sıkıldıkça teknik adam edası ile soluğu futbolcuların antrenman sahasında almasaydı. Keşkeler öylesine uzar gider ki, sadece Yıldırım Demirören değil, bizler için de elbette!..
Gelinen noktada Yıldırım Demiören’e ‘bir şans’ daha denilenden verilmeli mi, verilmemeli mi? Beşiktaşlılar bunu düşünüyorlar, tartışıyorlar... Görünen, Mustafa Denizli’nin beraberinde Beşiktaş’a ‘olumluluklar’ getirdiği. Zafer, diyor ki; “Yıldırım akılcı iş yaptı ama artık top kendisinde. Bundan böyle ‘taraftar’ değil de ‘başkan’ olduğunu anımsamalı, üstüne üstlük Beşiktaş Kulübü’nün başkanı olduğunu aklından hiç çıkarmamalı. İşte o zaman ben bile tribünden Yıldırım’ı alkışlarım...” Zafer, ‘haklı’ mı, ‘haksız’ mı? Beşiktaşlılar hataları, yaşanmışlıkları sineye çekip Yıldırım Demirören’e destek vermeli mi? Her şey unutulur zaman içinde yeter ki, dürüst olsun karsındaki!