Butiğime giren mutlu oluyor

Tasarımcı Ebru Danyal, Türkiye'deki altın kültürüne karşı gelen, yeni bir müşteri kitlesi yarattı

Nişantaşı’nda zaman geçiren ve şekerci gibi görünen Ebru Danyal tabelalı butikte neler satıldığını merak etmeyen yoktur. Geçenlerde bu konuyu aydınlatmak için tasarımcının butiğini ziyaret ettim. İçerisi gerçekten şeker gibi kokuyor ama satılan tasarımlar, içinde kız çocuğu yaşatan her kadının ilgisini çekecek türden. 



Herkes Türkiye’de markalaşmayı, sonra yurt dışına açılmayı seçer. Siz ise markanızı ilk önce yurt dışında, sonra Türkiye de piyasaya sürdünüz.
Evet, yedinci yılımı doldurdum bu sektörde... Üniversitede terapi gibi başladım, kermeslere girdim, olumlu tepkiler alınca atölye kurdum. Yurt dışında fuarlara katılmaya başladım ve katılır katılmaz iki ödül aldım. Biri Paris Bijorcha fuarında en iyi tasarımcı, Milano’daki Macef fuarında da ‘En iyi peri masalı ‘ ödülünü aldım. Dükkan açılınca Türkiye pazarına yöneldim. Lisans A.Ş’yle bir proje oluşturduk bir yıl önce; Tweety’nin tüm ürünlerini kullanma lisansını aldık. DC Comics’in de bu yıl 75’inci yılı. Bununla ilgili özel bir koleksiyon oluşturuyorum ‘Wonder Woman’la ilgili. Bunu ilk yapacak olan benim. Aslında benim stilimin biraz dışında asi ve seksi, kristallerle bizim tarzımızla sentezliyeceğiz. 

Bebekler için de koleksiyonlar hazırlıyorsunuz. İkisini bir arada götürmek zor olmuyor mu?
Bebek fikri, bir buçuk yıl önce Teşvikiye’de butiğimi açtıktan sonra gelişti. Tasarımlarım kadın giyimi ve aksesuvar üzerineydi ama bebekleri çok sevmemden kaynaklandı. En fazla bir buçuk yaşa kadar, bebek hırkaları ve aksesuvarları yapıyorduk. Talep o kadar arttı ki reyon açmak durumunda kaldık. Aksesuvarda tarzım çok oturdu ve markamı geliştirdim. Giysilerimi de aksesuvar gibi farklılaştırıyorum. ‘Basic’ şeylerin üzerine aksesuvar çalışıyorum. Onun dışında ‘baby shower’lara aksesuvarlar, mevlüt sonrasında dağıtılan şekerler, bebek odaları, hatta avizeler tasarlıyoruz. Başka değişik şeyler de yapıyoruz. Mesela, Nahide Motel’in yedi cüceler locasını tasarladım. 

Bebek koleksiyonu dükkanı ele mi geçirdi yani?
Aynen. Şöyle bir endişem oldu; takılarımda da çok çocuksu, kızların hoşuna gidebilecek bir yan var. İnsanlar “Burası şeker dükkanı mı, çocuk dükkanı mı?” diye soruyor. Buraya giren mutlu oluyor. Hoşuma gidiyor ama sırf böyle algılanmak da istemiyorum. 

Mağazaya girnce bir pembe patlaması yaşandığını hissettim.
Pembe kurumsal rengimiz, çok güçlü bir renk. Çok feminen ve dinamik olduğu için, duygusunun güçlü olmasından dolayı seçtim. Bir karakterimiz var, Ebrushka. Onun saçları da pembe. 

Pembeye karşı bir önyargı da vardır, çok feminen olduğu için. Bu durum sizi hiç endişelendirmedi mi?
Türk kadını ya seksi ya da çok düz şeyleri seçiyor. Bebekli bir kolyeyi takmayadabilir, daha feminen durmayı seçtiği için. Altın kültürünün baskın olduğu bir ülkeyiz. Japonya’da İtalya’da gördüğüm ilgiyi görüyor muyum, hayır. Ama farklılığım burada, niş bir pazara hitap ediyorum. Tarzımla piyasada tekim, belli bir kitleye hitap ediyorum.

.