"Erdoğan padişah mı olacak?"

Seçim sonuçlarını Twitter'dan takip eden Nişantaşı sakinlerinin yüzleri asık ama kimsede şaşkın bir ifade yok. AKP'nin üçüncü iktidarından neler beklediklerini Nihat Odabaşı ve arkadaşlarıyla konuştuk

Genelde yaz aylarında boğaz şeridine dağılmayı seçen Nişantaşı ahalisi, oy kullandıktan sonra semtlerini terk etmeyerek, kafeleri doldurmuş durumda. Muhtelif latte ve limonatalara eşlik eden gündem, doğal olarak seçim sonuçları.
Semtin çoğunluğunun oyunu CHP’ye verdiği bir sır değil. Yine de Nişantaşı sakinleri, sandıkla ilgili fikirleri sorulduğunda, Kalamış ya da Fatih semtinde oturanlar kadar cesur davranmıyor; özellikle kayıt cihazı çıktığında ‘aman diyeyim’ tarzında bir yaklaşım söz konusu. Konuşmaya başlayınca düşünce özgürlüğünün olmadığından, ya da hükümetin kurduğu korku ortamından bahsediliyor. Ana muhalefete destek verildiği ‘kayıt dışı’ olarak söyleniyor. Her şeye rağmen semtte Kılıçdaroğlu’nun iktidar olması ihtimaline inanç neredeyse sıfır. Masalarda AKP’nin iktidar olacağı, yine ‘kendi yanlıları için çalışacağı’ cümleleri tekrarlanıyor: “Üçüncü kez başa geçecekler ya, artık padişahlığını kurar bunlar… Bari oyları biraz azalsa, güçleri biraz kırılsa.” Nişantaşı’nda CHP’ye oylar, partiye olan sevgiden değil, alternatifsizlikten ya da AKP’nin gücünü kesmek için gidiyor. 

Hayat yine aynı olacak
Nişantaşı kafe müdavimleri arasında en cesur davranan ekip, fotoğrafçı Nihat Odabaşı ve arkadaşları. Yine de onlar bile soyadlarını ya da mesleklerinin açıklanmasını istemiyor. Odabaşı “Benim tüm ailem CHP’li, başka bir partiye oy vermem onun için mümkün değil. Babam CHP milletvekiliydi, ablam da geçen seçimlerde yine aynı partiden aday oldu, ama rahatsızlandığı için sonra çekildi. Gerçi benim politikayla ilgim alakam yok. Kirli geliyor” diyor. Bu sırada elinde telefon Twitter’dan seçim sonuçlarını takip ediyor. “AKP yine iktidar olacak, bunda bir sürpriz yok. Seçimden sonra uyandığımızda, yine her şey aynı olacak hayatımızda” Odabaşı’nın arkadaşı Birol Bey “Belki bu iyi bir şeydir. En azından istikrar sürecek. Aksi takdirde bizi neyin beklediğini bilmiyoruz.” Işıl Hanım seçim konuşmaları sırasında kimsenin ekonomik faaliyet planlarından bahsetmediğine değiniyor: “Sürekli bir demokrasi, modernleşme lafları duyuyoruz. İçi boş cümleler bunlar. Rakamlardan bahseden yok” Yasemin Hanım “Kılıçdaroğlu asgari ücretin 800 TL olacağından söz etti, ama bunu hangi kaynağa dayandırdığını açıklamadı bile” diyor.
Birol Bey “Bahçeli ve Kılıçdaroğlu son haftalarda konuştukça battılar; herhalde iki hafta daha sürseydi bu kadar bile oy toplayamayacaklardı” Tüm bu düşüncelere rağmen, masamızda CHP’ye üç, bağımsız adaya bir oy gitmiş durumda. Neden bu yaklaşımda olduklarını sorduğumda “AKP’nin sadece yandaşlarını zengin ettiğinden” bahsediyoruz. “İstanbul ve Anadolu’nun zenginleri arasında ciddi bir kutuplaşma var. AKP, Anadolu’yu destekliyor, çünkü oy oralardan geliyor. Bu sırada Twitter’dan seçimi takip eden diğer masalarda bir huzursuzlanma var: AKP’nin yüzde 50 oranlarında seçimi önde takip ettiği konuşuluyor. Şu tip cümleler yükseliyor: “Artık iyice tiranlığını konuşturur Erdoğan. Üçüncü kez seçildi ya, önünü kimse kesemez”
Birol Bey sonucu tahmin ettiğinden bahsediyor “Yüzde 52 alır diye düşünüyorum, CHP ise yüzde 23 civarlarında kalır.” Odabaşı’na endişeli olup olmadığını soruyorum “Yoo” diyor “Zaten kaç yıldır böyle ilerliyoruz. Daha ne değişecek?” 

İnsan gibi oy verdik
Şeffaf sandık ve mürekkepsiz oy konusunda konuşuyoruz “Ömrümüzde ilk kez insan gibi oy verdik. Çok iyiydi” Seçime fesat karıştırma konusunda ise çeşitli masalardan yükselen iddialar var: Mürekkebi uçan tükenmez kalemlerden, sahte kimlikle oy kullanılması gibi sayısız teori gelişiyor. Bu sırada AKP iyiden iyiye arayı açmış durumda, ama kimse bu duruma şaşırmıyor. Bağımsız adayların meclise girmesi konusu gündeme gelince, fikir ayrılığı başlıyor. “İnsanlar zaten Kürtçe konuşuyor, bunda bu kadar büyütecek bir şey yok ki?” Devletin bölünmesi konusunda bir kısım endişeli, bir kısım ise Amerika istemezse böyle bir şeye ihtimal vermiyor. Sonuçlar iyiden iyiye şekillenmeye başladığında, vedalaşma zamanı geliyor. İki arka masadan Atatürk’e ne kadar ihtiyacımız olduğu sözleri yükseliyor. Ve şu soru: “Acaba Erdoğan padişahlığını ilan eder mi?”

Umutsuzdum ama yine de ‘belki’ dedim
Oyunu Harbiye’de kullandıktan sonra Galata’ya uzanan Didem Soydan, Türkiye’de değişimin olmasını isteyenlerden. Ana muhalefet partisi CHP’yi desteklediğini söyleyen model, iktidarın değişeceğine inanmasa da, oy verirken bir parça umutlu olduğunu söylüyor. İlk seçim tecrübesinden bahseden Soydan “18 yaşıma bastığımdan beri oy kullanma işini ciddiye alıyorum. İlk tecrübemde aktif olarak da rol oynayarak, oy sandığının başında görev yaptım. Siyasetle ilgileniyorum, ülkenin gidişatını ise çoğu zaman korku dolu gözlerle izliyorum. Bugün oy vermeye giderken aynı umutsuzluk içerisindeydim. Yine de bazı şeyleri değiştirebiliriz diye düşündüm. Eğitimin ön planda tutulduğu, işçilerin yeteri kadar önemsendiği bir ülkede yaşamak istiyorum.”

.