'İstersen ödülümü tutabilirsin'

Istancool etkinliğindeki panelde Nurgül Yeşilçay "Cannes'da ödül almak isterdim" deyince, bu yıl en iyi kadın oyuncu seçilen Kirsten Dunst "İstersen benim ödülümle fotoğraf çektirebilirsin" cevabını verdi

Ünlü oyuncu Nurgül Yeşilçay ve Hollywood yıldızı Kirsten Dunst, Istancool festivali kapsamında dün bir panelde bir araya geldi. Atilla Dorsay’ın moderatörlüğünü gerçekleştirdiği panelde yapımcı Marco Mueller de yer aldı. Panelde bütün gözler Dunst’a odaklanırken Nurgül Yeşilçay’ın gergin olduğu gözlendi.
Geçen pazar günü sona eren Cannes Film Festivali’nde Lars Von Trier’in ‘Melancholia’ filmindeki rolüyle ‘en iyi kadın oyuncu’ ödülünü alan Dunst katılımcıların sorularını yanıtladı.
Trier’in Yahudi soykırımı hakkında söylediği olay yaratan sözleri hatırlatılınca yıldız oyuncu “Çok utandım. Ama şöyle bir durum var ki o mükemmel bir yönetmen. Aynı zamanda benim arkadaşım olduğunu unutmamak lazım. Onun adına utansam da, bu onun mükemmel bir yönetmen olduğu gerçeğini değiştirmez” dedi.

‘Eve ekmek götürmem gerek’
Dunst ‘Spider Man’ filmlerinde neden yer aldığı sorusunu “Çünkü mükemmel bir projeydi” sözleriyle yanıtlarken, “Reklamlarda oynuyorum çünkü ekmek paramın peşindeyim. Bağımsız filmlerde oynamayı seviyorum. Bunun için reklamlarda yer alıyorum. Aynı zamanda birçok yeni yönetmenle de çalışmayı seviyorum” sözleriyle oyunculuğa bakışını aktardı
Atilla Dorsay, Nurgül Yeşilçay’ı “Sadece sınırlarımız içinde tanınsa da kalbimizin yıldızı” sözleriyla anons ederken, oyuncunun bu tanımlamadan fazla hoşlanmadığı dikkat çekti.
Fatih Akın’ın ‘Yaşamın Kıyısında’ filmiyle 2007 yılında Cannes Film Festivali’ne katılan Yeşilçay, bu deneyimin sorulması üzerine “Her şey çok büyüktü. Ben de favoriler arasındaydım. Ama öyle festivallerde bayraklar ve pazarlama stratejileri yarışıyor. Kazanmayı isterdim ama olmadı” diye konuştu.
Bunun üzerine Kirsten Dunst’un “Ödülüm kasada. İstiyorsan birlikte fotoğraf çektirebilir, biraz da tutabilirsin” demesi soğuk duş etkisi yarattı. Yeşilçay’ın bu teklif yanıtı ise ‘Hayır tutmak istemem’ şeklinde oldu. Ünlü oyuncu sonraki soruları ise geçiştirdi.

‘Göğüslerimi bir tek Almodovar’a açarım’
Dunst, ‘Melancholia’ filmiyle ilgili olarak konuşurken “Sil Baştan/ Eternal Sunshine of the Spotless Mind” filminin yönetmeni Michel Gondry ile aralarında geçen bir hikayeyi de paylaştı. “Michel bu filmde göğüslerimi açmamı istemişti, ben de ‘Gögüslerimi sadece Almodovar filmlerinde açarım’ diye cevap vermiştim. Melancholia’da gögüslerimi açınca Michel, Cannes’da yanıma gelip ‘Sahtekar beni dolandırdın’ dedi ve gidip beni Almodovar’a şikayet etti.”

‘Oyuncu olmayı istemiyordum’
Istancool’un bir diğer yıldızı Tilda Swinton’ın söyleşisi ‘şov’ havasında geçti. İngiliz yıldız, oyuncu olmayı ‘bir başkasının partisine katılmaya’ benzetirken, ‘selefi’ olarak da ‘Kirsten Dunst’ı gösterdi
İstancool’da bulunmak, bir gazeteci için şekerci dükkanının önünde beş parasız bir çocuk olmakla aynı şey. Öyle ki, röportaj yapma hayalini kurduğunuz yıldızlarla, yan yana yemek yiyebiliyor, sohbet edebiliyor, hatta tüm bir günü geçirebiliyorsunuz. Ama iş birlikte fotoğraf çektirmeye ya da özel röportaj yapmaya gelince, bu mutlu tablo bir anda bozuluyor.
Festivalin ilk gününde yer alan dördüncü etkinlik, Serra Yılmaz- Tilda Swinton söyleşisinde durum buydu; hemen ön sıramda REM’in solisti Michael Stipe, Swinton’ın söylediklerine kıkır kıkır gülüyor ve ara sıra arkasına dönerek “Komik, değil mi?” tarzı cümleler sarfediyordu.
Söyleşi Serra Yılmaz’ın Swinton’dan bahsederken “Aslında birbirimize hiç benzemesek de, meslektaşız” demesiyle başladı. Swinton “Neden bahsediyorsun? Neredeyse ikiz sayılırız” diyerek ‘şovuna’ başladı: “Ben oyuncu filan değilim. Bundan 20 yıl önce Cambridge Üniversite’sindeki eğitimime, bir yazar olarak başladım. Sonra yazarlık yapmayı beceremeyeceğimi anlayarak, utanç içindeki bir yazar adayı olarak kariyerime devam ettim. Oyunculuk konusunda herhangi bir ders ya da sınıf yoktu o günlerde… Olsaydı da fark etmezdi, oyuncu olmak istiyor muydum? Hayır! Tanrı korusun, bunu şu gün bile istemem!” Swinton, kariyerinin Derek Jarman’la tanışınca başladığını söylüyor: “Onun gibi mükemmel bir yönetmenle tanışarak deneysel oyunculuğa başladım. Aslında daha ‘disiplinli’ çalışan yönetmenlerle de çalıştım. Ama bir başkasının partisine katılmak gibi bir şey. Yani size biçilen görev çok belli, görevinizi yapıp, efendi gibi karavanınıza gitmeniz gerekiyor. Öyle bir yapım asla olamadı. Keşke olsa.”
Swinton 10 yılını verdiği projesi ‘We need to talk about Kevin’ adlı filmi de giydiği tişörtle tanıttı; “Sanki doğdıuğu günden beri aynı giysileri giyen bir çocuk gibiyim. Üzerime o kadar ufaldı ki, içinde nefes alamıyorum. İşimle gurur duyuyorum ama biraz da daraldım gibi.” Swinton ‘selefi’ olarak da Kirsten Dunst’ı gösterdi: “Çocuk yıldız olup da, yaptığı işe bu kadar adapte olan, ve ruhunu koruyan bir oyuncu. Onu kız kardeşim gibi görüyorum”

SANATA DİJİTAL BOYUT
Genç sanatçı Sandro Kopp’un ünlü isimlerin portrelerinin yer aldığı sergisi Akaretler Sıraevler’de açıldı. Açılışa sevgilisi Tilda Swinton’la katılan sanatçı koleksiyonunu tanıtırken, geleneksel sanata dijital bir boyut kattığını söyledi.

.