Müziği başkası yapsaydı kavga çıkardı

'Kaybedenler Kulübü' filminin müziklerinden 'My Woman' son günlerin en beğenilen şarkısı. Yaratıcılarından Can Gox, Gülce Duru mikrofona geçene kadar parçanın 'eksik' olduğunu söylüyor

‘Kaybedenler Kulübü’ hakkında farklı yorumlar yapılıyor; kimi ‘Kadıköy ruhunun yeterince vurgulanmadığını’ düşünüyor, kimi büyüleyici buluyor. Ancak konu, filmin müzikleri arasından sıyrılan ‘My Woman’a gelince herkes birleşiyor: “Uzun zamandır dinlediğimiz en iyi parça bu!” Son dönemin en çok konuşulan parçasının yaratıcılarından Can Gox ve Gülce Duru, hem sahneyi hem de hayatı paylaşıyor. İkili, şarkının yaratım sürecini anlattı. 

Klasik bir soruyla girelim; müzikle uğraşmaya ne zaman başladınız?
C.G.: 1976’lıyım ve yaklaşık 15 yaşımdan beri sahnedeyim. Mary O’Neill beni müzikle tanıştırdı diyebiliriz. Ondan çok şey öğrendim. Bilgi Üniversitesi Caz bölümünde eğitim görmeye başladım sonra ama ikinci yılın sonunda ayrıldım. Sahneyle bir arada götüremedim, zor oldu.
G.D.: Açıkçası müzik benim hayatımın merkezinde değildi. 16 yaşımdan beri şarkı söylüyorum. Anima grubundan Tuncay Korkmaz’la lise yıllarımda sahneye çıkıyorduk. Ama profesyonel olarak yapmıyordum bu işi, kafama göreydi yani... Filme kadar bazen ev kayıtları, bazen de sahnede yer aldım. Can’ın çıktığı yerlerde söyledim bazen. Eğitimim müzik üzerine değil. Plastik sanatlar eğitimi aldım, şimdi müzecilik yüksek lisansı yapıyorum. Ama bu film projesiyle, müzik hayatın merkezinde yer alacak artık. 

Filme nasıl dahil oldunuz?
C.G.: ‘Kaybedenler Kulübü’nün sinema filmi olacağını duyduğumda büyük bir heyecanla karışık mutluluk hissettim. Kaan Çaydamlı , Mehmet Ada Öztekin, Şenol Erdoğan ve Mete Avunduk’la uzun yıllardır Kadıköy bazlı bir dostluğumuz var. E tabii sıkı bir ‘Kaybedenler Kulübü’ dinleyicisi olmamı göz önünde bulundurur, üstüne ortak olarak sevdiğimiz blues müziğini de eklersek, bir sabah Mehmet Ada Öztekin’in “Can, günaydın. Kadıköy’de toplantı yapmamız lazım“ sorusuyla karşılaşmak normal. Toplantıya gittim, masada Kaan Çaydamlı, Tolga Örnek, Cavit Ergün oturuyordu. Proje konuşuldu. Kaan ve Mehmet Ada beni Tolga Örnek’le tanıştırdı. Bu sırada Örnek’e ‘Wrong Side of the Road’ adlı şarkı dinletilmiş ve filme müzikal anlamda dahil edilmem konusunda ortak karar alınmıştı. Çok mutluluk duydum; Nejat İşler’in söylediğine yakın bir cümle kullanacağım: Başkasına verilseydi kavga çıkarırdım. 

Bu birlikte ilk çalışmanız mı?
C.G.: Soundtrack, yayımlanmış ilk çalışmamız. Ancak birlikte sahnede blues söylemeyi çok seviyoruz. Tabii bu da birlikte blues albümü yapacağımız anlamına gelmiyor. 

Şarkı nasıl ortaya çıktı?
C.G.: Evdeydik. Film müziği yapmak kolay iş değilmiş. Editler, revizyonlar ve yaklaşık 70 cl buzlu çay içmiştik ki Erdem Tarabuş (Bu projede besteleri haricinde müzikal dil olarak beni en iyi anlayan kişidir), ‘My Woman’ın başlangıç akorunu oluşturdu. En son şu kare gözümün önünde: Demo okuması yapılmış, saat 02.00 civarı deniz kenarında çay içiyor, bir yandan da Tolga Örnek’le şarkının detayları hakkında fikir alışverişi yapıyoruz. İlk bölümde bir eksiklik hissediyorduk çünkü tüm şarkıyı ben okuyordum. Sonra Tolga’nın tavsiyesiyle Gülce’yle düet haline çevirmeyi planladık. Çok yüksek bir enerji yakalandı. Gülce’nin yazdığı sözler ve vokal yorumuyla ‘My Woman’ doğdu. 

Can Gox, ‘Blues Mobil’ grubunun vokalisti ancak Gülce Duru’nun performansları genelde indie tarzı... İki farklı stili nasıl buluşturdunuz?
G.D.: O anda indie söylemek istediğim için öyle anlaşılmıştır. (Gülüyor) Bu hayatım boyunca indie söyleyeceğim anlamına gelmez.
C.G.: Gülce tarz, stil, ritim veya her neyse; hissetti mi söyler. Ayrıca albümde chanson’dan pop rock’a, farklı tarzlarda yorumladığı şarkılar var. 

Sizi nerelerde dinleyebiliyoruz?
C.G.: Beyoğu’nda Ferdane Bar’da salı geceleri saat 22.30 ve iki haftada bir cuma geceleri Kadıköy Shaft’ta çıkıyoruz. Ayrıca mayıs ayının ortalarında Ghetto’da ‘Kaybedenler Kulübü Yalnızlar Partisi’ olacak. Yakında duyurulur. 

Kent FM’de yayımlanan ‘Kaybedenler Kulübü’nün dinleyicileri arasında mıydınız?
G.D.: Evet, sıkı takipçileri arasındaydım. Gerçi yaşım küçüktü ama....
C.G: Abzolutli! (Gülerek) Bu şifreli kelimeyi bilen, ne demek istediğimizi anlamıştır. Sorunun yanıtına gelince... Evet, hatta şöyle bir ek yapacağım ‘Kaybedenler Kulübü’ soundtrack’inde yer alan ‘Angel’s Gone’ isimli besteyi bire bir olarak radyo yayınında, tek gitar ve vokal olarak çalmıştım. 

Kadıköy ruhunun bir parçası mısınız siz de, orada mı oturuyorsunuz mesela?
C.G.: Kadıköy’ün bir parçası mıyım bilemem ama sanırım Kadıköy benim parçam. Yakında oturuyorum ve tüm bana ait zamanlarım ‘köy’de geçiyor.
G.D: Ben Avrupa yakasında oturuyorum, daha çok İstiklal Caddesi’nde zaman geçiriyorum. 

Can Bey, isminiz konusunda çeşitli spekülasyonlar var. Niye ‘Can Gox’?
C.G.: Bu konu gerçekten karışık gürünse de çok basit aslında. Can Göksun ve Can Gox olarak iki karakter düşünün. Eminim herkesin bu şekilde hayatına dahil ettiği karakterleri vardır. Baba yanında oturan insan, gece barda dans edip yerlerde sürünen insan, ertesi gün bir iş toplantısında şuh kahkahalar atan insan, duşta şarkı söyleyen insan, gizlice şiir yazan insan; bunu uzatmak o kadar kolay ki... Ben Can Göksun ad ve soyadımı gündüz kullanıyorum. Yani Can Göksun sabah kalkar, işine gider, çalışır, mesaisi bittiğinde evine döner/dönüşür. Bu durumdan mustarip miyim? Hayır. Ancak zor olduğu kesin! Can Gox ne yapar? İşinden evine döner, günbatımını bekler.Çok popüler olmayan ancak ev kadar rahat hissettiği mekan/bar/banklarda şarkıcılık yapar ve gece sonlanınca evine döner/dönüşür.

Can Gox ve Gülce Duru, her fırsatta birlikte şarkı söylüyor. İkili, Ghetto’da mayıs ayında düzenlenecek partiye hazırlanıyor.

.